Anne-Babanın çocuğunun evliliğine karışma hakkı var mıdır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Açıklama: Kızım ve oğlum düşünce ve kültür olarak anlaşamayacağımız insanlarla evlilik kararı veriyor. Aile olarak belli bir eğitim vererek yetiştirdiğimiz ya da buna inandığımız çocuklarımızın arzusuna boyun mu eğmeliyiz yoksa çıkış yolu nedir?

Aslında evlilikte anne-babanın veya çocuğun düşüncesinden ziyade dinin getirdiği ölçüler iyi bilinmeli ve bunlar esas alınmalıdır. Çünkü karar verme aşamasında her ne kadar gençlerin duygularına kapılarak yanlış karar verme ihtimali daha yüksekse de, bazen bu konuda ebeveynler de hata edebilmektedirler. Yani öyle zamanlar oluyor ki, çocuklarının tercihi dinin ölçü ve kriterlerine daha uygun olduğu halde, çocuğun anne babası dini duygu ve düşünce olarak tasvip edilemeyecek bir kısım bahanelerle çocuklarının yapacağı evliliğe karşı çıkıyorlar. Tabii evlilik aşamasında hata eden daha çok gençler oluyor. Her ne olursa olsun öncelikle söylediğimiz gibi bu konudaki dini kriterler esas alınmalı ve onlara göre hareket edilmelidir.

Evet, akıl ve mantık üzerine kurulmuş ve kendisinden beklenen hikmet ve maslahatlar ortaya çıkmış bir evlilikle, dünyevi ve uhrevi mutluluğu gerçekleştirecek çok önemli bir dayanak elde edilmiş ve cennet bahçelerini aratmayacak bir aile yuvasına kavuşulmuş olur. Hiç şüphesiz ki, yukarıdaki faydaların gerçekleşmesi, her yönden ve özellikle de din ve diyanet noktasından birbiriyle denk olan eşlerin bir araya gelmeleriyle mümkün olur. Yani evlilikte denklik meselesinde ilk göz önünde bulundurulması gereken husus, dini hayattaki denkliktir, sonra kültür, mal, nesep, belli bir coğrafya ve millete ait olma gibi diğer hususlar gelir. Din noktasında ve diğer mevzularda denkliğe dikkat edilmediğinde, eşler arasında karşılıklı sürtüşme ve çekişmeler olacak ve sonunda Allah’ın en sevmediği mübah olan boşanma, kaçınılmaz hale gelecektir. Bediüzzaman Hazretleri özellikle dinî anlayıştaki denklik mevzuunu nazara verdiği bir yerde hanımlara özetle şu tavsiyede bulunur:

“Eğer, size tam muvafık ve dindar bir eş bulamamışsanız, kendinizi açık saçıklıkla satmayın. Size lâyık ebedî bir arkadaş, İslam terbiyesini almış bir vicdan eri çıkıncaya kadar sabredin. Dünyanın geçici zevkini tatmak için ebedi hayatınızı tehlikeye atmayın. Bugünkü medeniyetin sefaheti içinde boğulmayın.” (Kastamonu Lahikası, 45. Mektup)

Yani görüldüğü gibi evlilikte ilk dikkat edilecek husus denklik ve hususiyle de dini hayatın yaşanması açısından denkliktir. Tabi bundan sonra ailelerin sosyal, kültürel ve ekonomik durumları da dikkate alınmalıdır.

Efendimiz başka bir hadislerinde: “Güzellikleri sebebiyle kadınlarla evlenmeyin. Çünkü güzelliklerinin onları (kibir ve gurur sebebiyle) alçaltacağından korkulur. Onlarla mal ve mülkleri sebebiyle de evlenmeyin, zira mal ve mülkün onları azdıracağından korkulur. Fakat onlarla diyaneti esas alarak evlenin. Yemin olsun, burnu kesik, kulağı delik siyahî dindar bir köle (dindar olmayan hür kadınlardan) efdaldir.” buyuruyorlar.

İşte evlilikte bu ve buna benzer hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer evlatların evliliğine karşı çıkılacaksa, bu sebepler yerine gelmediğinden karşı çıkılmalıdır. Bunun yanında evlatların da kendi kafalarına ailelerine danışmadan onların onaylarını almadan yuva kurmaları doğru değildir. Çünkü her işte olduğu gibi evlilik öncesinde de büyüklerle istişare yapılmalı ve daha sonra karar verilmelidir.

Bir de daha evlilik aşamasına gelmeden çocuklar evlilik hususunda eğitilmeli, bu konuda onlara doyurucu bilgiler verilerek yanlış adım atmalarının daha baştan önüne geçilmelidir. Çünkü belli aşamadan sonra artık her şey çok geç olabilir. Bunun için de kendimiz bu konuda dini kitaplar okuduğumuz gibi çocuklarımızın da okumasını sağlamalı, onları dindar ahlaklı arkadaşlarla bir arada tutmanın yollarını aramalı ve hayatlarını dinin gölgesi altında yaşamalarını temin etmeliyiz. Eğer çocuğumuzu dini anlamda iyi yetiştirebilirsek, evlilik safhasında da rahat ederiz.

Şimdi sizler için artık vakit çok geçse, yani evlatlarınızı evlilik vs mevzuunda terbiye etme hususunda geç kalmışsanız, dua edip elden geldiğince yumuşak bir şekilde tavsiyede bulunmaktan ve yönlendirmeye çalışmaktan başka çareniz yok. Bunun ötesinde fazla bir şey yapamazsınız herhalde. Eğer çok ters insanlarla evleneceklerse, evlenmeden önce tavır koyabilirsiniz. Mesela, hakkınızı helal etmeyeceğinizi belirtebilir, gönlünüzün kırılacağını ifade edebilirsiniz. Ama her şeye rağmen evlenirlerse, artık ondan sonra yapacağınız şey onlarla iyi geçinmektir.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

85|20|Allah ise onları arkalarından kuşatmış bulunuyor.
Sura 85