A’raf Sûresi’ndeki “(Allah) onlara salih bir çocuk verince, Allah’ın kendilerine verdiği şeyde, O’na ortaklar koşmağa başladılar” âyetinin hükmüne çocuk sevgisi dâhil olur mu?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Hissî olan mes’elelerden dolayı insan muhasebe olmayabilir. Ancak insan, dinî duygu ve düşüncesi ile fıtratındaki duygularını ta’dil etmekle mükelleftir. Meselâ insan, aşırı yeme, içme arzusu duyabilir ve aristokrat bir yaşayış isteyebilir. Hatta bu hususlarda şiddetli hırs gösterip, işin önünü sonunu düşünmeden hareket edebilir. Zira insan, fıtratı itibariyle cimri ve aceleci olarak halkedilmiştir. Yani bunlar onun fıtratında vardır. Ayrıca, onda hem kin, nefret ve adâvet gibi hususlar, hem de sevgi, muhabbet ve insanlık gibi hasletler vardır. Bütün bu saydıklarımız insanda, iyiye ve kötüye açılan birer koridor hükmündedirler. Bu itibarla da insan, mahiyetindeki kötülüklere açılan kapıları kapamalı ve kötü duygularını ve tutkularını mutlaka dinî düşünce ve dinî duygu ile zabt u rabt altına almalıdır ki, biz buna dindeki ifadesiyle, “fıtrat-ı saniye” kazanma diyoruz. İnsan böyle bir fıtratı kazanmalıdır ki, kendisi için mukadder olan kemâlâtı idrak edebilsin. Yani herşey olmaya müsâit olan fıtratını, birşey olmaya, yani mü’min olmaya tevcih edebilsin.

İşte bunun gibi evlad sevgisi de fıtratta vardır. Bu sevgi olmazsa çocuklara bakılmaz, onlar okutulmaz ve neticede de ülke ve insanlık yükselmez. Evet etrafımızda bir sürü asi evlad var, ama yine de ana-babaları onlara bakıyor. Bu tabii sevgi ve alâka olmasaydı sokaklar terkedilmiş insanlarla dolar, taşardı. Ne var ki, diğer duygularda olduğu gibi burada da, kalpler Allah sevgisiyle ta’dil edilmelidir ki, istikamet elde edilebilsin. Evet, hayat Allah’la irtibat yörüngeli olmazsa inhiraf kaçınılmazdır. Bu itibarla evvelâ Allah sevgisi vicdanda kökleşmelidir ki, -bu da egzersize bağlıdır- insan Allah nezdinde değer ifade eden bir şey olsun. Bir insan, rûhî hayatında hiç egzersiz yapmadan “Ben mal ve evladımı sana feda ediyorum Allah’ım” dese bu bazen riya, hatta yalan da olabilir. Bütün kötü huyların rûhdan kovulması, bütün güzel hasletlerin tekrar ber tekrar yaşanması lazımdır ki, İslâm benliğimizin derinliklerine sinsin, tabiatımızın bir parçası haline gelsin ve davranışlarımızı tabiîleştirsin… Yoksa dual düşünme ve dual yaşamadan kurtulmamız mümkün değildir.

M. Fethullah Gülen

Etiketler:, ,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

2|217|Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O'na ve Mescid-i Haram'a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır." Fitne/baskı ve bozgunculuk, cana kıymaktan daha büyük bir kötülüktür. Eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. İçinizden kim irtidat edip dininden döner de kâfir olarak ölürse böylelerinin amelleri dünyada da âhirette de boşa gitmiştir. Ateş ehlidir onlar. Sürekli kalacaklardır orada.