At eti yenebilir mi?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

At eti yemek, Şafiî ve Hanbelî mezhepleriyle Hanefî mezhebinden Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre helâl, bazı Malikilere göre haram, İmam Malik ve Ebû Hanife’ye göre ise tahrimen mekruhtur. Bazı Hanefî fakihleri ise bu kerahetin, tenzîhî kerahet olduğunu söylemişlerdir.1

At etini haram görenler, “Hem binmeniz, hem de zinet olsun diye atlar, katırlar, merkepler yarattı.”2  âyet-i kerimesiyle istidlal etmişlerdir. Zira burada at ve katırların insanların binmesi ve zinet olmaları için yaratıldığı zikredildiği halde, daha büyük bir nimet olan onların yenilmesinden bahsedilmemiştir. Âyet minnet makamında sevkedilmesine rağmen, yemenin zikredilmemesi ise bunların etinin caiz olmadığına delâlet eder. Ayrıca, لِتَرْكَبُوهَا ifadesi lam-ı talille gelmiştir. İllet bildiren lam ise, hasr ifade eder. Dolayısıyla bunun mânâsı, “Atlar, katırlar ve merkepler sadece binmek ve zinet için yaratılmıştır.” şeklinde olur.

Öte yandan katır ve eşek, at üzerine atfedilmiştir. Eşek eti caiz olmadığına göre, sanki buradan bu üç hayvanın da aynı hükme tâbi oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü eğer bunlar etleri açısından ayrı ayrı hükümlere tâbi olsalardı, birbirleri üzerine atfedilmezlerdi. Son olarak şayet, onların etini yemek mubah olsaydı, bu hayvanların kesilmesi gerekirdi ki, o zaman da Allah’ın (c.c) minnet makamında zikrettiği binme ve zinet nimetleri kaybolurdu.

Halid b. Velid’in rivayet ettiği şu hadis de at etini yemeyi caiz görmeyenlerin delilleri arasındadır: “Ehli eşek eti size haram olduğu gibi at ve katır da haramdır. Yırtıcı hayvanlardan her köpek dişli hayvan ile kuşlardan her pençeli kuş da haramdır.”3

At etini caiz görmeyen fukahanın istidlâl ettiği diğer bir delil de kıyastır. Onlar her ikisinin de toynaklı olmasından hareketle atı eşeğe kıyas etmiş ve atın da haram olan eşekle aynı hükme sahip olduğunu ifade etmişlerdir.

At eti yemenin caiz olduğu görüşünü savunan fukaha ise şu hadisleri delil getirmiştir: Câbir b. Abdillah şöyle demiştir: “Nebiyy-i Ekrem (s.a.s) Hayber günü eşek eti yemeyi yasakladı, at eti yemeye ise müsaade etti.”4 Ebû Dâvud’da yer alan Hz. Câbir’e ait diğer bir rivayet ise şu şekildedir: “Biz Hayber günü bir takım atları, katırları ve eşekleri kesmiştik. Rasûlullah (s.a.s), bize katırlarla eşeklerin etlerini yemeyi yasakladı, fakat atların etini yeme hususunda bize ruhsat verdi.”5

Konuyla ilgili Hz. Esmâ (r. ah) ise şu hadisi rivayet etmiştir: “Biz Nebiyy-i Ekrem (s.a.s) zamanında bir at kestik ve onu yedik.”6 İbn Abbas’ın şu sözü de atın caizliğine delalet etmektedir: “Resûlullah (s.a.s), eşek eti yemeyi nehyetti, at eti yemeyi ise emretti.”7

Ayrıca at etinin helâl olduğunu söyleyenler, onun temiz bir hayvan olduğunu, köpek dişlerinin bulunmadığını dolayısıyla da behimetu’l-enâm denilen davarlarla aynı hükme tâbi olması gerektiğini söylemişlerdir.

Ebû Hanife ve bazı Malikiler ise, at etinin hükmüyle ilgili vârid olan hadislerin ihtilâflı olduğunu, selef ulemasının da bu konuda ihtilaf ettiklerini gerekçe göstererek ihtiyaten onun mekruh olduğuna hükmetmişlerdir. Onların at etini mekruh görmelerinin diğer bir sebebi ise atın, genellikle cihad vasıtası olarak kullanılmasıdır. Onun yenilmesi, atların sayısını azaltacağı için bunu mekruh görmüşlerdir.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere at eti hakkında ihtilâf edilmiştir. Görebildiğimiz kadarıyla at etini haram gören fukahanın dayandıkları deliller katî değildir. Bir kere Nahl sûresinde geçen âyet-i kerimeden atın haram olduğu hükmünün istinbat edilmesi çok isabetli görünmemektedir. Çünkü bu âyetin sübutu katî olsa da atın haramlığına dair delaletinin kati olduğu söylenemez. Zira âyet-i kerimede, zikri geçen hayvanların yasaklanmasıyla ilgili bir nass yoktur. Atla ilgili hadislere gelince, hiç şüphesiz atın mubahlığına delalet eden hadisler daha sahihtir. Atın eşeğe kıyas edilmesi de uygun değildir. Çünkü eşeğin haram kılınmasının illeti onun toynaklı olması değildir. Bilakis Efendimiz eşeğin haramlık sebebi olarak, onun “rics” olmasını göstermiştir.

Fakat at etinin mubah olduğunu gösteren rivayetlerin daha kuvvetli olduğunu kabul etsek de, konuyla ilgili farklı rivayetlerin ve ihtilaflı görüşlerin bulunmasından hareket ederek ve aynı zamanda özellikle o dönem için atın bir cihad vasıtası olduğundan yola çıkarak onu mekruh gören İmam Âzam’ın bu yaklaşımının da yerinde olduğunu belirtmek isteriz. Ayrıca eğer atın hükmüyle ilgili birbirine zıt olan rivayetlerin arasında bir nesh düşünülecek olursa, at etinin mubahlığını gösteren rivayetler mensuh olacaktır. Çünkü asıl olan ibaha olduğuna göre, bir şeyin önce haram kılınıp sonra mubah kılınması düşünülemez. Dahası “Haram kılıcı delille, helâl kılıcı delil tearuz ettiğinde, haram kılıcı delil tercih edilir.” kaidesini de nazar-ı itibara aldığımızda ihtiyata uygun görüşün İmam Âzam’a ait olan mekruhluk hükmü olduğu ortaya çıkacaktır.

1. Bkz. Serahsî, el-Mebsût, 11/233-234; Kurtubî, el-Kâfî, 1/436; Vehbe Zühayli, el-Fıkhu’l-İslâmî, 4/146

2. en-Nahl 16/8

3. Ebu Dâvud, “Et’ime”, 32

4. Buharî, “Zebâih”, 27

5. Ebû Dâvud, “Et’ime”, 26

6. Buharî, “Zebâih”, 24

7. Taberânî, Mu’cemu’l-kebîr, 12/180

Etiketler:, , ,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

46|28|Allah'ın yanında yakınlık sağlamak için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Tam aksine, onlardan uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanları, uydurup durduklarıydı.
Sura 46