Teyemmümün sünnet ve âdâbı nedir?

• Besmele çekmek

• Sıraya riayet etmek yani önce yüzü sonra kolları mesh etmek

• Ara vermemek

• Elleri toprağa vurduğunda ileri geri hareket ettirmek ve toprağın parmak aralarına girmesini sağlamak

• Ellerini topraktan kaldırınca parmaklarda kalan toz ve toprakları silkelemek

Teyemmümün yapılışı nasıldır?

İki elin içleri, önce toprağa sürülür, ileri-geri hareket ettirilir ve elde kalmış olan toz-toprak silkelenir. Daha sonra bu iki elin içiyle yüzün tamamı mesh edilir. Tekrar eller toprağa sürülür ve sol elin içi ile sağ el ve kol, sağ elin içi ile de sol el ve kol dirseklerle birlikte tamamen mesh edilir.

Teyemmüm hangi hâllerde bozulur?

• Abdesti bozan ve guslü gerektiren durumlar teyemmümü de bozar.

• Hastalık, tehlike, şiddetli soğuk, suyu elde edecek araç ve gerecin yokluğu gibi teyemmümü mubah hâle getiren bir mazeret sebebiyle teyemmüm yapılmış da bu mazeret hâli ortadan kalkmışsa, teyemmüm bozulmuş olur.

• Yaptığı teyemmümle namaz kılan kimse namaz esnasında suyu görürse veya su bulunursa, almış olduğu teyemmüm bozulmuş olur.

Meshi bozan durumlar nedir?

• Abdesti bozan herhangi bir durumun meydana gelmesi • Üzerine meshedilen mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması • Mestin içine giren suyun bir ayağın yarıdan fazlasını ıslatması • Mesh süresinin sona ermesi.

Üzerinde sargı bulunan bir organın abdest alırken su ile yıkanması sağlık açısından zararlı ise ne yapmak gerekir?

Bu durumda sargı çözülmeden üzeri mesh edilir. Mesh etmenin zararlı olması durumunda ondan da vazgeçilebilir. Sargının çoğunluğunu bir defa mesh etmek yeterlidir. Sargının abdestsiz veya cünüpken sarılmış olması meshe mâni değildir ve bu meshin herhangi bir süresi de yoktur.

 

Dinen kime özürlü denir?

Devamlı burun kanaması, idrarı tutamama, devamlı kusma, yaranın devamlı kanaması, kadınların akıntısı gibi abdesti bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedenî rahatsızlıklara sahip olan kimseler dinen “özürlü” kabul edilir.

Hangi durumlarda özürlünün abdesti bozulmuş olur?

• Namaz vaktinin çıkmasıyla özürlünün abdesti bozulmuş olur, yeni namaz vaktinde tekrar abdest alması gerekir.

• Özür hâli dışında abdesti bozan ikinci bir sebep de özürlünün abdestinin bozulmasına sebeptir. Meselâ idrarını tutamama gibi bir özrü olan kimsenin burnu kanarsa abdesti bozulur.

Uyku abdesti bozmaz mı?

Uykunun bizzat kendisi abdesti bozmaz. Esasında abdesti bozan şey, uyku halindeyken meydana gelmesi muhtemel olan yellenme vs’dir. Uyku halinde insan abdestini bozmaya çok müsait olduğundan ve bunu kendisi uyku içinde bilemeyeceğinden dolayı uyku abdesti bozar şeklinde hüküm verilmiştir. Bu da demektir ki, insan kendinden emin olarak uyusa, mesela bir yere dayansa veya yatsa bile yarı uyanık yarı uyku halinde bulunsa ve hep kendinde olsa, kalkıp namazını kılabilir. Bize düşen, tedbirli ve temkinli olmaktır. Zaten bu tedbir ve temkin nazara alındığından dolayı, uyku abdesti bozar diye hüküm verilmiştir. Muhtemelen şahit olduğunuz insanlar, kendilerini emin olarak görüyorlar ve öyle davranıyorlar. Tabi işin, takvayı değil fetvayı esas alma yönü olabileceği gibi, gevşeklik, kolaycılık yönü de bulunabilir. Allah bilir.

Bir kişinin abdest aldıktan sonra alkol içmesi abdesti bozar mı?

Fıkıh açısından sarhoş olmadıktan sonra sadece içki içmek (hafizanallah) abdesti bozmaz. Ancak içki içen kişi günaha girmiş ve ağzına necis olan bir madde bulaşmış olması sebebiyle abdestini tazelemesi ihtiyaten güzel bir davranış olur. En azından ağzını yıkaması gerekir. İçki içen kişi sarhoş olmuşsa zaten abdesti bozulmuş olur ve yeniden abdest alması gerekir.

Misvakı abdest esnasında mı yoksa namazdan önce mi kullanmak sünnettir?

Hanefi ve Maliki mezheplerine göre abdest esnasında misvak kullanmak sünnettir. Hanefi mezhebinde mazmaza (ağza su verme) esnasında misvak kullanmak sünnet olarak kabul edilmişken Maliki mezhebinde mazmazadan önce misvak kullanmak sünnettir. Bu iki mezhebe göre abdest esnasında misvak kullanmak unutulmuşsa namazdan önce misvak kullanmak mendub olur.

Hanbelî ve Şafiî mezheplerine göre ise her namaz esnasında misvak kullanmak sünnettir.

Bunların dışında genel olarak uyku, yemek, açlık, uzun süre susmak veya çokça konuşmak gibi sebepler dolayısıyla ağızda veya dişlerde değişiklik olması halinde de misvak kullanmak sünnet olur. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Vehbe Zuhayli, c. 1/218)

Çamaşır makinesine konulan yumuşatıcı alkol içerdiği için elbiseler necis olur mu?

Son durulamada su, yumuşatıcı ile karışık olduğu için, alkollü yumuşatıcının elbiselerden tam olarak gitmeme ihtimali var.

Öyleyse ihtiyaten, durulamadan sonra makinenin sıkma programını da çalıştırmak gerekir. Eğer elbiseler sıkmaya uygun

değilse yumuşatıcıyı kullanmamak ihtiyata uygundur. Mutlaka yumuşatıcı koymak gerekir diye düşünülüyorsa elbiseleri

çıkardıktan sonra bir defa durulayarak elden geçirmeniz şüpheden kurtulma adına iyi bir davranış olur. Allahu a’lem…

Peygamber Efendimiz hamam otu kullanmış mıdır?

عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ كَانَ إِذَا اطَّلَى بَدَأَ بِعَوْرَتِهِ فَطَلَاهَا بِالنُّورَةِ وَسَائِرَ جَسَدِهِ أَهْلُهُ

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (vücudundaki kılları gidermek için) hamam otu sürmek istediği zaman avret mahallinden başlayarak oraya hamam otunu kendisi sürerdi. Bedeninin diğer yerlerine ailesi sürerdi.” (İbn Mace, Libas 39; Kenzül Ummal, 18314)

عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اطَّلَى وَوَلِيَ عَانَتَهُ بِيَدِهِ

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, (tüylerini almak için) hamamotu süründü, kasıklarına kendi eliyle sürdü.”( İbn Mace, Libas 39; Kenzül Ummal, 18315)

Rivayette geçen nure, hamam otu denen nesnedir. Kireçle zırnıktan yapılan bu madde vücuttaki kılların alınmasında kullanılır. Bu hadisler, Resûlullah’ın bu maddeyi kullandığını gösterir. Başka hadislerde ustura kullanma da mevzubahistir. Bazı âlimler, erkekler için usturanın daha uygun, kadınlar için de hamamotunun daha muvafık olacağına söylemiştir. Mamafih, sadedinde olduğumuz rivayetler bunun erkekler tarafından kullanılmasının cevazına delildir.

Tuvaleti ayakta yapma hakkında hem üstünüze sıçramasını önlüyor, hem de daha az soyunuyorsunuz gibi söylentiler var. Nasıl izah edebiliriz?

Mecburiyet olmadıkça ayakta bevledilmemelidir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) belki zaruret olduğundan veya haram olmadığını göstermek

veyahut da o gün Araplar arasında adet olduğu için ayakta bevl etmiştir ama genelde bunu tercih etmemiştir. Hatta ayakta bevl etmeyi daha sonra

menettiği olmuştur. Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben ayakta abdest bozarken, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni gördü ve “Ey Ömer,

ayakta akıtma” buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım.(1)  Tirmizi, bu yasağın adaba uygunluk açısından konulduğunu, yoksa haram manasına

gelmediğini ifade etmiştir. Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle derdi: “Size kim, Resûlullah’ı (aleyhissalâtu vesselâm) ayakta bevl ettiğini söylerse, sakın onu

tasdik etmeyin. O (sallallahu aleyhi ve sellem), daima çömelerek abdest bozardı.”(2)

Ayakta ihtiyaç giderirken insan daha az açılıyor gibi olsa da başka erkeklerin yanında olmak, meseleyi daha mahzurlu hale getirir. Efendimiz bu sebeple

ayakta bevletmeyi insanın kendine karşı kabalığı olarak nitelendirmiştir.(3)  Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)

abdest bozmak isteyince hiç kimsenin göremeyeceği kadar uzaklara giderdi.”(4)

Ayaktayken idrarın sıçrama ihtimali, otururken sıçrama ihtimalinden daha az değildir. Her iki halde de insan dikkat ederse üzerine idrar sıçratmaz.

Dikkat ettiği halde sıçrarsa, Allah onu affeder.

Otururken açılmaya gelince, kapalı mekân olduğundan dolayı mahzur yoktur. Tabi yine de insan tedbirli olmalıdır.

İşin bir diğer yönü de, oturup yaparken idrar daha iyi boşalır, dolayısıyla sağlığa daha yararlıdır. Hem otururken, istinca ve istibra yapmak daha kolaydır.

Netice itibariyle, ayakta ihtiyaç gidermek haram olmasa da adaba, temizliğe, sağlığa uygun olan, oturarak yapmaktır.

[1] İbn Mace, Taharet 14.

[1] Tirmizi, Taharet 8.

[1] Tirmizi, Taharet 8.

[1] Ebu Davud, Taharet 1.

İstibradan sonra tekrar istinca yapmak gerekir mi?

İstibra, istincadan sonra yapılır ve biraz beklemekle, biraz yürümekle, tuvalette biraz ıkınmak veya öksürmekle hasıl olur. Bunun ötesinde farklı uygulamalara girmemek, işi vesvese boyutuna taşımamak gerekir. İstibranın en sağlıklısı, tuvalette iş bittikten sonra biraz bekleyerek sağa sola meylederek, ıkınarak veya öksürerek yapılanıdır. Dışarıda yapılan istibrada çamaşırın kirlenme riski vardır.

Mâ-i müsta’mel nedir?

Abdestte ve gusülde kullanılmış olan suya müstamel su denir. Cenaze yıkanmış su da, yemekten önce ve sonra sünnet olduğu için el yıkanmış su da müstamel sudur. Müstamel su, İmam Azam’a göre ağır necasettir. İmam Ebû Yusuf’a göre, hafif necasettir. İmam Muhammed’e göre temizdir. Fetva da İmam Muhammed’e göredir. Bu suyla necaset temizlenir ama abdest alınmaz ve gusledilmez. İçmek ve hamur yapmak mekruhtur. Müstamel su, dört mezhebin hâkim görüşüne göre temizdir ama Malikîler hariç üç mezhebe göre temizleyici değildir. Dolayısıyla da o suyla tekrar abdest ve gusül alınmaz. Fakat necaset temizlenebilir. Malikîler müstamel suyun temizleyici olduğuna hükmetmişlerdir.

Şu hususu da hatırlatmak gerekir: İmam Âzam ve İmam Ebû Yusuf, müstamel suya necaset nazarıyla bakıyorlarsa, her ne kadar mezhebin genel görüşü olmasa da bu konuda hassasiyet göstermekte fayda vardır. Mesela abdest alırken üzerimize su sıçratmamaya dikkat edebiliriz.

Parfüm abdesti bozar mı?

Parfüm ve parfümeri malzemeleri abdesti bozmaz. Fakat içinde alkol veya necis olan başka bir şey varsa namaza mani olur, temizlemek gerekir. Ayrıca, vücut üzerinde tabaka oluşturuyor da suyu altına geçirmiyorsa abdeste manidir.

Ayrıca bunların sürüldüğü elbiselerle namaz kılmak sakıncalıdır. Her ne kadar kolonya ve parfümün uçucu özelliği olsa da geriye belli miktarda bir eser bırakır ve bu necistir dolayısıyla da bu şekilde kılınan namazın caiz olmayacaktır.

Sonuç olarak abdestiniz bozulmaz fakat bunlarla kılınacak namazların keyfiyeti noktasında problem gözükmektedir. Bu meselede âlimler arasında tam bir ittifaktan bahsedemeyiz. Artık günümüzde alkolsüz esans vb. kokulara ulaşma imkânı bulunduğundan bu tür şüpheli şeylerden uzak durmak Allah’ın Kur’an’da övdüğü mü’minlere, müttakilere (takvalı olanlara) daha uygun bir davranış olacaktır.

İstincâ ve istibrâ ne demektir?

Büyük ve küçük abdestlerden sonra temizlenmeye istinca, temizlenme sırasında taş kullanmaya isticmar, küçük abdesten sonra tenasül uzvunda idrar kalmaması için özen göstermeye istibra denir. Özellikle erkeklerin bu idrar kesilmesine dikkat etmeleri gerekmektedir. Çünki abdest aldıktan sonra bir damla bile olsa sızan idrar abdesti bozar. Hatta bazıları, mevzunun ehemmiyetini bildiği halde özen göstermeyip öylece namaz kılan insanı, kasten abdestsiz namaz kılan insana benzetmişlerdir.

İstibra için, küçük abdestten sonra, öksürmek, tenasül uzvunu sıvamak, biraz yürümek öteden bu yana fıkıh kitaplarımızda tavsiye edilegelen şeylerdendir.(1) Pamuk kullanılması ve hele pamuğun tenasul uzvuna tıkanarak idrarın önlenmeye çalışılması hıfz-ı sıhha adına zararlıdır. Fıkıh kitaplarımızın tedvin edildiği dönemlerde pamuk olmadığı için hakkında bir hüküm verilmiş olmamakla beraber, buna en azından mekruh diyebiliriz.

İstibradan sonra tenasul uzvunu yıkama ve o mahalli bir bez ile veya tuvalet kağıtları ile kurulama yapılmalıdır. Fakat bezlerin bir paçavra gibi sağda-solda asılması herhalde 20. asrın bid’atı olsa gerek.

1) Haşiyetü Reddi’l-muhtar, 1, 344.

Kuru temizlemede elbiseler şer’an temiz olur mu?

Şer’i temizlik ölçüleri fıkıh kitaplarımızda detaylı olarak belirtilmiştir. Buna göre, üzerinde necaset-i mer’î/görünen necaset bulunan bir elbise, necasetin çıkarılması anına kadar yıkanır. Eğer necaset kumaşa işlemiş ve çıkmıyorsa, bu durumda üç defa yıkanır ve gücün son haddi kullanılarak sıkılır. Necaset-i gayr-i mer’î / görünmeyen necaset bulunan elbise de, üç defa yıkamak ve sıkmakla temiz olur.

Ayrıca necis olmayan bir elbise, necis bir elbise ile aynı kazanda veya leğende yıkanır ise, necis olmayan elbise de hükmen necis sayılır ve yukarıda zikrettiğimiz ahkâm üzere temiz olur. (1)

Temizlikçiler, yukarıda kısaca arzetmeye çalıştığımız hususlara riayet ediyorsa, temizlenilen elbise elbette şer’an temizdir.

1) İhtiyar, 1/35-36.

Gusül alırken yarıda abdest bozulursa, gusül bozulur mu?

Gusül abdesti alırken insanın bir yerinin kanaması veya umumi olarak namaz abdestini bozan hallerin zuhur etmesi durumunda bunun gusle herhangi bir manisi yoktur. Ancak böyle bir gusülle ayrıca abdest almadan ibadet etmek mümkün değildir. Guslü gerektiren haller bellidir. Bunlar zuhur etmeden gusle zarar gelmez. Ancak gusül esnasında tazyik olmadan meni veya mezi gelmesi durumunda ihtiyaten gusle yeniden başlamak evladır. Zira Ahmed b. Hanbel’e göre meninin, dışarı çıkmamış olsa bile yerinden ayrılmış olması esastır ve guslü gerektirir.

 

Namaza niyet ederken, türkçe mi, yoksa arapça mı yapmak daha efdaldir?

Namaza başlarken yapılacak olan niyetin illa dille söylenmesi yani niyet edilen şeyin telaffuz edilmesi şart değildir. Niyetin mahalli kalptir. Niyet, yapılacak olan şeye kalbin kast etmesidir. Hanefi fukahası kalbin kastettiği o ibadeti, dilin tercüman olmasını müstehap görmüştür.(1) Yalnız İmam Rabbani’nin bu konuyla ilgili şöyle bir görüşü de vardır: “Gafletin hüküm-fermâ olduğu şu devirde, niyet ağızla yapılmamalı, dilin telaffuzu terkedilmeli. Çünkü ağız bunu söylerken, asıl kalp yapması gerekli olan kastı terk edebilir.”

Buradan hareketle, bana göre makam-ı cem’in sahibi olan ya da onlar gibi hareket edebilecek olanlar, yani ağzı ile niyeti söylerken, kalbi ile de bu akdi yapacak ve namaz sonuna kadar şuurluca akdine sadık kalacak olanların arapça veya türkçe niyetini söylemesinde bir mahzur yoktur. Aksi halde, bir müstehap yapayım derken, farz -ki niyet farzdır, onsuz namaz bâtıldır- terk edilmiş olur.

1)Tirmizi, Fezailü’l-Cihad,12.

Kadınlar baş açık abdest alabilirler mi?

Kadınların abdest almasında tesettüre dikkat edip etmemeleri, bulundukları mekânda yabancı erkeklerin (nâmahrem) bulunmasına bağlıdır. Buna göre bir kadın yabancı erkeklerin olmadığı bir ortamda başı açık bir şekilde abdestini alabilir. Ancak abdest mahallinde yabancı erkekler varsa ve abdest için daha uygun bir mekân bulamamışsa, bu durumda avret yerlerini yabancı erkeklere göstermeden abdestini alması gerekir çünkü bir kadının abdest alırken dahi avret mahallini yabancı erkeklere göstermesi caiz değildir.

Oje ve dudak boyası abdest ve gusle mâni midir?

Abdest ve gusülde esas olan suyun yıkanması gereken uzuvlara temas etmesidir. Bu temasa mâni olan her şey, abdest ve gusle de mânidir. Oje ve dudak boyası, suyun tırnak ve dudak ile temasını engellediği için hem abdeste hem de gusle engel teşkil eder. Oje ve dudak boyası gibi tabaka oluşturan ürün kullananlar abdest ve gusül almadan evvel bu maddeleri izâle etmelidirler.

Burada genel olarak şöyle bir ölçü söylenebilir: Suyun deriye temas etmesine mâni olan bütün maddeler abdest ve gusle mâni olur. Öyleyse, bütün kozmetik ürünlerinin bu genel ölçüye göre değerlendirilmesi gerekir.

Kadının erkeğe dokunmasıyla abdesti bozulur mu?

Şâfiî mezhebine göre aralarında evlenme engeli bulunmayan bir kadınla erkeğin, birbirlerinin vücuduna arada bir örtü bulunmaksızın ister bilerek isterse bilmeyerek olsun dokunmaları durumunda her ikisinin de abdesti bozulur.[1] Bir kadına kendisine evlenmesi ebediyen haram olan erkekler –baba, sütkardeş, öz erkek kardeş gibi- dokunduğunda ikisinin de abdesti bozulmaz.[2] Dokunmada, çıplak tenin birbirine değmesi şarttır. Tırnak ve saça dokunmak abdesti bozmayacağı gibi otobüs gibi umumi yerlerde elbiseli şekilde dokunmalar da abdeste zarar vermez.

Hanefî mezhebine göre ise kadınla erkeğin birbirine dokunması durumunda abdest bozulmaz. Dokunanlardan biri Hanefî biri Şâfiî olursa Şâfiî mezhebinden olanın abdesti bozulmuş olur. Hanefî mezhebine göre ancak çıplak olarak aşırı bir mübaşeret vuku bulursa abdest bozulur.[3] Hanefî mezhebine mensup bir erkekle kadın, birbirlerine dokunduklarında her ne kadar abdestleri bozulmuyorsa da Şâfiî mezhebine göre bozulduğu için tedbirli davranmaları ve mümkünse abdest almaları takvaya daha uygundur.


[1] Vehbe Zuhaylî, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 1/204.

[2] Mehmet Keskin, Büyük Şâfiî İlmihali, s. 51.

[3] Vehbe Zuhaylî, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 1/203.

Kadınların pamuk kullanmalarının hükmü nedir?

Bakire bir kızın hayız günlerinde evli kadınların da bütün zamanlarında pamuk kullanmaları müstehaptır. Evli kadınların hayız günlerinde pamuk kullanmalarına sünnet diyenler de vardır. Ancak pamuk fercin içine iyice sokulmaz çünkü vücuda zarar verme ihtimali olduğundan mekruhtur. Dışından hafif şekilde içeri tutturulur. Bakire olsun evli olsun, kadınların pamuk kullanmadan namaz kılmaları câizdir.

Özür kanı olan kadınların pamuk kullanmaları durumunda bu kan pamuğun dışına çıksa da problem teşkil etmez. Abdest bozulmuş sayılmaz çünkü o, özürlü kapsamında hareket etmektedir. Özürlü olmadığı hâlde zaman zaman necis akıntısı olan kadınlar pamuk kullanıyorlarsa, o necaset pamuğun dışına çıkmadıkça abdest bozulmaz. Pamuğun dışına çıkmışsa abdest bozulur. Ancak pamuk kullanırken sade pamuk yerine gazlı bezli pamuk tavsiye edilir zira sade pamuğun içeriye kaçıp kist oluşturma gibi riskleri vardır. Sağlığa zararlı oluyorsa dinen de sakıncalıdır.

Bebeğin altını temizleyen kimsenin abdesti bozulur mu?

Abdesti bozan durumlar daha çok kişinin kendisiyle alâkalıdır. Dışarıdan bir necasetin kişiye bulaşması o kimsenin abdestine zarar vermez ancak üzerine necaset bulaşan kişi, namaz kılacaksa namazına engel olacak derecedeki necaseti gidermeden namaza duramaz ve böyle kılınan namaz geçerli olmaz.

Bebeğin altını değiştirme durumunda kişiye necaset bulaşırsa bu necaseti gidermek kişiye vacip olur, bunun dışında abdesti bozulmuş olmaz.

Bebeğin idrar ve kusmuğu necis midir?

Hanefîlere göre bebeğin ağız dolusu kusmuk ve idrarı necistir. Elbise ya da vücuda idrar bulaştığında, sıvı olduğundan el ayası kadar bir genişlikten fazlasının temizlenmesi gerekir. Sıvı necasette el ayası kadarına ise müsaade edilmiştir.

Kusmuk sıvı ise o da idrarın hükmüne tâbidir. Katı ise 3 gramına müsamaha ile bakılmış, 3 gramdan fazlasının temizlenmesi şart görülmüştür. Temizlenmediği takdirde namaza mâni olur.

Hanefîlerin bu konudaki delili, idrar ve kusmuk hakkında gelen hadislerin umumîlik ifade etmesidir. Mesela idrar hakkında Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “İdrardan sakının, çünkü kabir azabının çoğu ondandır.”[1] buyurmuştur. Burada çocuğun idrarı istisna edilmemiştir. Ağız dolusu gelmeyen kusmuk ise hafif necaset kabul edilmiştir çünkü bu, onun mideden gelmediğinin göstergesidir.


[1] Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 9/345 (26365).

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz