Bermuda şeytan üçgeni ve uçan dairelerin aslı var mıdır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Bazı sahih hadislerde şeytanın otağının denizler olduğu zikredilmektedir.[1] Binaenaleyh şeytanlar bazı denizlerde saltanat kurup kendilerince manyetik bir alan meydana getirebilirler. Bu, bizim içinde yaşadığımız buudların dışında olabilir. Bu itibarla da bizim için harikulâde sayılan icraatlarda bulunabilirler.

İkincisi, şeytan üçgeniyle alâkalı o yerde, tamamen yer fiziği, yer çekimi ve mıknatısla alâkalı bir durumun bulunması da ihtimalden uzak değildir.

Üçüncüsü, bütün esâtîrciler (efsane yazarları) Atlantik Okyanusu’nun içinde Atlantis diye bir medeniyetin yirmi dört bin sene evvel yaşadığından bahsetmektedirler. Yahudiler, Hıristiyanlar ve bir kısım İslâm müellifleri bir kısmı itibarıyla batan bu medeniyetin Hz. Nuh tufanıyla alâkalı olduğu hususu üzerinde dururlar. Vâkıa, Hz. Nuh tufanıyla alâkalı daha sonra başka nokta-i nazarlar ileri sürülmüş ise de bir ihtimal olarak bu meselenin de mütalaaya alınmasında fayda var. Gökten gelen çok korkunç bir gök cismi Atlantis medeniyetinin bulunduğu yere çarpar ve orayı yerle bir ediverir. Bu kızgın kütlenin denize girmesiyle sular kaynayıverir ve buharlaşmalar olur. Derken yağmurlar yağar, her yanı sular kaplar ve tufan meydana gelir.

Bunlar konunun esbap dairesindeki izahı. Hakikat-i hâle gelince bu, Allah’ın bir gazabıdır. Allah’ın bu gazabı Hz. Nuh devrine rastlamıştır. Hemen hemen bütün dinler bu hâdiseyi anlatırken ittifak hâlindedirler. Hz. Nuh’la alâkalı Kur’ân’ın ifadesi şüphesiz bizim için biricik gerçektir. Ancak bu vak’a, ne zaman cereyan etmiştir, onu Allah (celle celâluhu) bilir. Üstûreler bu vak’ayı mutlak mânâda Atlantis medeniyetinin denizin dibine battığı yer olan Bermuda Üçgeni’ne bağlarlar. Kim bilir belki de o batan yerde şeytanlara ait bir hükümranlık teessüs etmişti ve onlar, bizim buudlarımızın dışında hükümlerini icra ediyorlardı.

Bu hususu teyit eden bir sahih hadiste Efendimiz, “Helâk olmuş cemaatlerin yerine uğradığınız zaman ağlayarak uğrayın.”[2] buyurur. Yine başka bir hadislerinde Allah Resûlü, Tebük’e giderken, “Tebük’e gittiğiniz zaman ben gitmeden sakın Tebük suyundan içmeyin ve dışarıya çıkmayın. Helâk olmuş o cemaatin yerine de uğramayın!”[3] buyurur. Ancak iki kişi, bu emri dinlemeyerek helâk olmuş o cemaatin yerine uğrarlar. Netice itibarıyla da onlardan birini korkunç bir fırtına alır ve çok uzaklara fırlatır. Diğerini ise ararlar fakat bulamazlar. Vak’anın bu ikinci kısmını Sahihayn (Buhârî, Müslim) anlatmasa bile meğâzî yazarları naklederler.[4] Buradan da anlaşıldığı üzere günah ve cürümlerinden ötürü belâ ve musibete maruz kalmış Lut gölü veya Sodom ve Gomorre gibi yerlerde de şeytanlar saltanat kuruyor olabilirler. Evet, Bermuda Üçgeni’nde de böyle bir şeytan saltanatı bahis mevzu olabilir.

İşte bu ihtimaller içinde bunlardan biri biraz olsun hakikate yakın ise bana göre ötesinde bir şey söylenemez. Bununla beraber ileride yer fiziğiyle ciddî meşgul olan kimseler bu hususta değişik şeyler de ileri sürebilirler.

Uçan dairelere gelince; askerde bize on parmak daktilo yazmayı öğretmişlerdi. On parmak daktilo öğrenirken alıştırma yapmak için karşımıza koydukları metinde, uçan daireler vardı. Bunların yaklaştıkça kızıllaşan, gittikçe mavileşen cisimler oldukları söyleniyordu. Bunları dört ay boyunca hep yazıp durduk. Askeriye gibi ciddî bir müessesenin bize bir şey öğretirken vesile olarak bunları kullanmaları o zaman benim dikkatimi çekmişti. Herhâlde hakikati olmayan bir yalan bu kadar genelleşemez. Fakat keyfiyetleri ne idi bu garip cisimlerin, hâlâ mütehayyirim.

Her şeyden evvel uçan daireler, bizim cismaniyetimiz gibi canlı varlıklar olamazlar. Zira atmosfer içine seri girme ve çıkmalar, ışık hızıyla hareket etmeler, yıldızlar arası seyahatler… evet, bütün bunlar ne feza ne hava ne küre-i arz fiziğiyle ne de küreler arası çekimle izah edilmesi mümkündür. Allahu a’lem, bazı kimselerin gözüne görünen bu görüntüler, ervah-ı habîsenin saltanatı adına onların donanma gecelerinde kendilerine has düzenleriyle görünmelerinden ibarettir. Yani bunlar cin ve şeytanlardır. Bu tür görüntülere şahit olduklarını söyleyen kimseler, “Kaldırdılar, götürdüler, falan yere attılar, kaybolduk!” gibi eskiden beri cin ve şeytan tayfası tarafından insanlara musallat oldukları zaman duyulup bilinegelen şeylerdendir.

Evet, uçan dairelerin bir aslı varsa bunları cin, peri ve şeytana irca etmek mümkündür. Tanrıların Arabaları yazarının iddia ettiği gibi göklerde büyük bir medeniyet olması, Ehramları onların ilham etmesi, Piri Reis’in haritasını hazırlamaları gibi esâtire, ilim dünyasında kimse inanma niyetinde değildir. Ayrıca bu türlü şeylerden bahsedenlerin bazıları halüsinasyon görüyor da olabilirler.

Kaynak: M. Fethullah Gülen, Çizgimizi Hecelerken

[1] Müslim, sıfâtül-münâfıkîn 66, 67; Tirmizî, fiten 63. [2] Buhârî, salât 53, enbiyâ 17; Müslim, zühd 39. [3] Buhârî, enbiyâ 17; Müslim, zühd 40. [4] İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 5/201; el-Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve 5/240.

Kaynak: M. Fethullah Gülen, Çizgimizi Hecelerken

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

4|24|Harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikâhlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır. Bu, üzerinize Allah'ın yazdığıdır. Bunlar dışındakileri, mallarınızı vererek almanız; şunu bunu dost tutmayarak iffetli yaşamanız, zina etmemeniz şartıyla size helal kılınmıştır. Kendilerinden nimetlendiğiniz kadınların mehirlerini onlara bir hak olarak verin. Mehir kesişmeden sonra karşılıklı hoşnutluğa bağlı hallerde üzerinize günah yoktur. Allah, her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
Sura 4