Beş vakit namaz olduğuna dair deliller nelerdir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kur’ân’da Beş Vakit Namaz

Kurân-ı Kerim’de namaz vakitleri, genelden özele doğru gidilerek açıklanmıştır. Namazların belli vakitlerde olduğunu bildiren genel bir âyetten sonra, Mekke döneminde beş vakit namaz emredilmezden önce sabah, akşam ve gece namazı olmak üzere üç vakit kılınan namaza, daha sonra da beş vakit namazın vakitlerine sarahat derecesinde işaret edilmiştir. Böylece Kur’ân’da namaz vakitlerinde bir ikmâlin olduğu, yani tedrîcî olarak tamamlanmaya gidildiği söylenebilir.

Beş vakit namaza işâret eden âyetlerden bazıları şunlardır: “Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını kıl…” (İsrâ, 17/78), “…Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin yüceliğini ilan et, O’na hamdet. Gecenin bazı vakitlerinde, gündüzün bazı tarafında da O’na ibâdet et ki, Allah’ın rızâsına eresin.” (Tâ-Hâ, 20/130); “Haydi siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah’ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O’na mahsustur. Günün sonunda (ikindi) ve öğleye girerken de O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.” (Rûm, 30/17–18).

Kurân’ı tefsir eden âlimler, söz konusu âyetlerin işâreten de olsa beş vakit namaza delâlet ettiğini belirtirler. Meselâ Allâme Elmalılı’ya göre: Bu ve benzeri ayetlerle sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakit namazın vakitleri tayin edilmiştir. (Elmalılı, 3/71). Sadece Tâ-Hâ Sûresi’ndeki yukarıda geçen âyet, tek başına beş vakit namaza işâret etmektedir: Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önceki ikindi namazı, gecenin bir kısım saatleri akşam ile yatsı, gündüzün bazı taraflarındaki namaz ise öğle namazıdır.

Diğer yandan Bakara Suresindeki şu ayeti kerime de, beş vakit namaza delalet etmektedir.  “Bütün namazları ve orta namazı muhafaza edin” (Bakara Suresi, 2/238). Şöyle ki, burada namazları koruyun derken “salavât” ifadesi kullanılıyor. Bu çoğul bir kelime olduğundan en az üç namaz olması gerekir. Çünkü Arapçada çoğul isim en aza üç şey için kullanılır. Ardından, namazları koruyun dedikten sonra, orta namazı da koruyun deniyor. Bu taktirde, diğerleri en az üç ise bir de orta namaz dört namaz oluyor. Ancak biz bunu dört namaz olarak düşündüğümüzde ayette geçen “orta namaz” ifadesinin işaret ettiği namazı gösteremeyiz. Çünkü dördün ortası yoktur. Öyleyse namazlar en az beş vakit olmalıdır ki, bunun ortası üç olsun.

Âyetlerde işâret edilen bu vakitlerin sınırlarının tam bir şekilde tespiti ve namazların nasıl kılınacağı bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından yapılıp izah edilmiş ve o zamandan beri de Müslümanlar tarafından ihtilâfsız uygulanmıştır. Bilindiği gibi Peygamber Efendimizin (s.a.s.) görevlerinden birisi Kur’an’ı tebliğ etmek, diğeri de onu açıklamak, hayata tatbikini bizzat temsille, yani yaşayarak ortaya koymaktır.

Hadis-i Şeriflerde Beş Vakit Namaz

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Resûlullah’a (s.a.s.) Mi’râc’a çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Aynı gece kendisine şöyle hitap edildi: ‘Ey Muhammed! Artık, nezdimizde (hüküm kesinleşmiştir) bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lütfu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır. (Buhârî, Bed’ül-Halk, 6; Müslim, Îman, 259; Tirmizî, Salât, 213). Bu hadîs, namazın beş vakit olarak Mi’râc sırasında farz kılındığını ve ilk defa elli vakit olarak emredildiğini belirtiyor. Mi’rac’la ilgili uzun bir hadiste de, aynı şekilde namazın bir hikmete binaen önce elli vakit olarak farz kılındığı, fakat ümmetin buna takat getiremeyeceği endişesiyle beş vakti indirildiği anlatılır. Burada önemli olan bir diğer husus, bu beş vaktin Allah katında elli vakit kılınmış gibi değerlendirileceğidir ki, bu da Ümmet-i Muhammed’e Allah’ın büyük bir fazlıdır, lûtfudur. Esasen bazı âyet-i kerimelerde de, amellerin sevaplarının katlanarak verileceği belirtilir. Meselâ, En’âm, 6/160 âyetinde, Kim Allah’a güzel bir işle gelirse, iyilik işlerse, ona on misli verilir. buyurulmaktadır.

Rabbimiz, namazın ehemmiyetini gereğince takdir etmemiz için onu elli vakit olarak farz kılmış, lütfunun, kereminin genişliğini ifade için de beş vakte indirerek elli vakit olarak değerlendirmeye tâbi tutmuştur (Canan, 7/355).

Beş Vakit Namazın Vakitleri

Beş vakit olarak farz kılınan namazların hangi vakitlerde kılınması gerektiğini de yine Peygamberimizin hadislerinden takip edelim:

İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.s.) buyurdular ki: “Cibrîl (Cebrâîl) bana, Ka’be’nin yanında iki gün imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldırdı (Yani, güneşin, gökyüzünde çıktığı en yüksek noktadan batıya doğru meyletmeye başladığı anda). Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldırdı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldırdı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldırdı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldırdı. İkinci gün yine geldi ve bana imam oldu. Bu defa öğleyi, önceki günkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldırdı. Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldırdı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldırdı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldırdı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldırdı.

Sonra Cibrîl (a.s.) bana yönelip: Ey Muhammed! dedi: Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimisselâm) vaktidir (yani, Kadı Ebu Bekir el-Arabî’nin açıklamasına göre, namaz vakitleriyle ilgili benzeri bir genişlik, bütün peygamberlere tanınmıştır). Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır! dedi (Tirmizî, Salât, 1; Buhârî, Mevâkîtu’s-Salât, 1). Hadîste görüldüğü gibi Cebrâîl (a.s.) bizzat gelip Peygamberimize imam olarak, beş vakit namazın ilk ve son vakitlerini iki gün tatbikatla öğretmiştir. Bu hadisten hareketle İslâm hukukçuları beş vakit namazın belirli vakitlerle sınırlandırılmış bulunduğunun sahîh ve sağlam hadîslerle sâbit olduğu hususunda icmâ etmişlerdir. Bundan dolayı da ilk günden günümüze kadar bütün Müslümanlar namazların bu vakitleri konusunda ihtilâfa düşmemiş ve onları (bazı Şiîler dışında) bu beş vakitte kılmışlar; hâlâ da beş vakit olarak kılmaktadırlar. (Davud Aydüz, Beş Vakit Namaz ve Namazların Cem’i, Yeni Ümit Dergisi, sayı: 68)

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

50|14|Eykeliler, Tübba' kavmi de. Hepsi resulleri yalanladı da duyurulan azap hak oldu.
Sura 50