Bir hanım kocasının hangi emirlerine uymadığında sorumlu olmaz?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Aslında bu sorunun doğru cevabını anlayabilmek için, dinimizde eşlerin birbirine karşı vazifelerini iyi bilmek gerekir. Çünkü kadının sorumlu olduğu yer, kocasına karşı yapmakla mesul olduğu görevlerini yapmadığı zamandır. Kocasının emanetlerine sahip çıkmak, ondan izinsiz evden ayrılmamak, kanaat sahibi olmak, kocası kendisini yatağa çağırdığında ona ittiba etmek vs.

Fakat öncelikle şunu belirtelim ki, eğer kocası Allah’ın emirlerine zıt isteklerde bulunuyorsa, kadının kocasının bu isteklerini yerine getirme mecburiyeti yoktur. Çünkü Allah hakkının bulunduğu yerde kul hakkından söz edilemez. Bunun dışında kadının belli aralıklarla anne-babasını ve akrabalarını ziyaret etme hakkı vardır. Ve yine kocası evde öğretmiyor veya öğrenmesine fırsat vermiyorsa, zaruri dini ilimleri öğrenmek için ilim meclisine çıkabilir. Ve yine zengin olan bir kadın yanında bir mahremi olmak kaydıyla farz haccını ifaya gidebilir. Yani normalde kocasından izinsiz dışarı çıkması caiz olmayan kadın bu durumlarda kocası izin vermese de dışarı çıkması caizdir. Tabii ki bunları hep müsamaha çerçevesinde hareket ederek karşılıklı anlaşmayla çözmek daha güzeldir.

Bunun dışında kadının yapmakla sorumlu olduğu konular dışında kalan meselelerde kadın, kocasının her istediğini yerine getirmek zorunda değildir. Ancak bu konuda gelen hadisi şeriflere baktığımızda, kocanın hanımın isteklerini karşılama, onun nafakasını sağlama, ona mülâyemetle muamele etme vs. görevleri olduğu gibi kadın da kocasının rızasını kazanmaya çalışmalı ve onun gönlünü hoş tutmalıdır. Bununla ilgili bazı hadislere bakalım:

“Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.” (Tirmizî, Radâ 10)

Efendiler Efendisine denildi ki, “Ey Allah’ın Resulü, hangi kadın daha hayırlıdır?” Dünya-ahiret sultanı şöyle cevap verdi: Kocası bakınca onu sürura gark eden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!” (Nesâî, Nikâh 14)

“Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.” (Tirmizî, Rada’ 10)

“Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lanetler” (Buharî, Nikâh 85)

Bir de burada üzerinde durulması gereken bir husus vardır ki, o da fıkıh kitaplarında geçen eşlerin birbirlerine karşı olan haklarıyla ilgilidir. Esasen bütün bu haklar bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda mahkeme kararı ile belirlenecek olan kanunî haklardır. Yoksa İslâm’da karı-koca, birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Birbirlerini tamamlayan, birbirlerine yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan, bir bütünün iki yarım parçasıdırlar. Tıpkı Peygamberimiz’in ev işlerine yardım etmesi, Hz. Ali ile eşi Fatıma arasında iş bölümü yapması gibi.

Netice olarak, tarafların güzel bir aile yuvası oluşturup birbirlerini mutlu edebilmeleri, karşılıklı haklarını gözetmelerine ve birbirlerine karşı güzel muamelede bulunmalarına bağlıdır.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

57|8|İman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor, sizden kuvvetli bir söz de almıştır.
Sura 57