Nişanlılık Sırasında Verilen Hediyeler, Nişan Bozulduğu Takdirde Kime Ait Olur?

Erkek, nişan sırasında mehirin tamamını veya bir bölümünü vermişse, nişan bozulduğu takdirde bunlar mevcutsa aynen, değilse kıymet olarak geri verilmelidir. Hediye olarak verilen şeyler mevcut ise aynen geri verilir. Tüketilmiş ise geriye bir şey vermek gerekmez. Bu konuda “hibe”hükümleri uygulanır. Şâfiîlere göre ise teberru niyetiyle verilmeyen her şey geri verilir. Helak olmuşsa da değeri verilir. (1)

[1] Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuki İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhıyye Kamusu, IV, 262

Nişanlı veya sözlüyken nasıl hareket etmek gerekir?

Soru: Nişanli veya sozluyken flortun hangi asamada olmasi gerekiyor ve bu flort hayatinin gelecek bakimindan zararlari veya faydalari varmidir?

Cevap: Flört deyince dinî hayat anlayışımıza sığmayan bir manzara akla gelir. Bizim dünyamızda flört kullanılmaz. Buna karşılık, evlenecek insanların birbirlerini tanıma sürecinde yapılan işler diye isimlendirebiliriz. Bu konuda, süre ve yapılacak işler şeklinde iki husus üzerinde durabiliriz.

1- Süre: Evlenmeden önce ne kadar beklemeli? Bu, evlenecek olanların durumuna göre değişir. Bazıları birbirlerini tanıdıkları için bir ay bekler, bazıları ise tanışmak için uzun süreye ihtiyaç duyar ve bir sene beklerler. Ancak, bu süre bir seneyi geçmemeli, kanaatimizce altı aydan az da olmamalı. Süre uzarsa, birbirinizden usanmalar olur ve daha evlenmeden ayrılırsınız. Flört yapıp evlenmeyen insanların yaptığı bundan ibarettir.

2- Yapılacak işler: tanışma sırasında yapılacak işler helal dairesinde olmalı. Evlenecek şahıslar kapalı bir mekânda yalnız kalmamalı. Birbirlerine dokunmamalılar. Konuşmaları, ciddiyetten uzak olmamalı. Burada katı bir ciddiyeti de kastetmiyoruz. Kastettiğimiz şey, Müslüman vakar ve ciddiyetidir. Herkesin bulunduğu ortamda beraber bulunabilirler. Mesela bir lokantada yemek yiyebilir, bir parkta gezebilir, bir aile ortamında oturabilirler. Evlenecek insanlar birbirlerini iyi tanımalılar. Bu yüzden de yapılacak bütün işler tanımaya yönelik olmalı. Her gün bir araya gelmek şart değildir. Bazen telefonla da konuşulabilir. Zevk olsun diye değil ihtiyaç ölçüsünde konuşmalı. Kesinlikle hissi davranmamalı, evliliği akıl-mantık planında ele almalı, aklî değerlendirip mantıkî hareket etmeli. Bir de hemen dinî nikâhı yapmamalı. Tanışıp anlaştıktan ve düğün tarihini belirledikten sonra, düğün tarihine yakın bir vakitte (mesela bir hafta önce)resmî nikah ile beraber dini nikâh kıyılabilir. En güzeli de dinînikâhı, resmi nikâhtan sonra kıymaktır.

Nişanlı halde ve dinî nikâhlı iken eşlerin el ele tutuşmasında bir sakınca var mıdır?

Burada iki husus var, birincisi nişanlılık hali diğeri evlilik hali. Yani bir kişi ya nişanlıdır veya evlidir. Dinimizde, nişanlı çiftlerin meşru daire içinde kalan davranışları açıklanmıştır. Evliliğe ilk adım sayılan nişanlılık süresinde, nişanlıların birbirini görmeleri, halvet olmaması şartıyla belli meseleleri konuşup anlaşmaları caizdir. Fakat bu sınırı aşan, elini tutma, öpme, sarılma vs. her türlü fiziki temas yasaklanmıştır. Hele bunun ötesine taşan ve zinayla neticelenen muameleler evleviyetle yasak olur.

Fakat bir kişi nikâhını kıymış ve böylece evlilik akdini gerçekleştirdiyse, artık onunla eşi arasında bir haramlık kalmaz, aralarında her türlü münasebet ve ilişki helal olur. Nikâhın dinîsi veya resmîsi olmaz. Nikâhın şartları ve rükünleri bellidir. Bunları taşıyan bir nikâh akti sahihtir. Ve eşlerin birbirlerinden faydalanmalarını mübah kılar.

Fakat biz resmî nikâh yapılmadan önce dinî nikâh yapılmasını uygun görmüyoruz. Çünkü bu yüzden madur olan ve bir çıkmazın içine giren birçok kişiyle karşılaşıyoruz. Bundan dolayı en makul olanı dinî nikâhın düğün hazırlıkları tamamlandıktan sonra, düğüne az bir zaman kala kıyılmasıdır.

Bazılarının nişanlılık süresinde günaha girmemek için böyle bir yola girdiğini görüyoruz. Fakat zaten dinimizde nişanlı çiftler için bir sınır çizilmiş ve onların birbirlerini görmeleri ve belli şartlar çerçevesinde konuşup anlaşmaları caiz görülmüştür.

Burada düğünden önce dinî nikâh kıydıran çiftlerin dikkat etmeleri gereken bir husus daha var ki, o da kendileri hakkında ileri geri konuşulmasına fırsat tanımamalarıdır. Yani eğer kendilerinin dinî nikâhlı oldukları bilinmiyorsa, töhmet altında kalmamak için hal ve hareketlerine dikkat etmelidirler.

Evlenecek çiftlerin birbirlerini tanıma süreleri ne kadardır?

Açıklama: Evlenecek çiftlerin birbirlerini tanıma süreleri ne kadardır? Tenhada olmamak şartıyla kaç kez görüşmelerine izin var?

Evlenecek çiftlerin birbirlerini tanıma süreleriyle ilgili genel-geçer bir kural tayin etmek doğru olmaz çünkü bu süre şartlara ve şahıslara göre farklılık gösterebilir. Ancak şu söylenebilir ki çiftler birbirlerini tanıdıklarına inandılarsa ve karşılıklı olarak birbirleriyle evlenebilecekleri hakkında kanaatleri oluşmuşsa, bu süreci uzatmadan evlilik hazırlıklarına girişmelidirler. Bununla birlikte henüz birbirini yeni tanımış iki kişinin evliliği aceleye getirmemesi de ileride meydana gelecek pişmanlıkların önünü kesecektir. Tabii ki birbirini yeni tanıyan iki kişiyle, çoktan beri birbirlerini tanıyan tarafların nişanlılık süreleri farklılık gösterebilir.

Dinimizde, nişanlı çiftlerin meşru daire içinde kalan davranışları açıklanmıştır. Yani evliliğe ilk adım sayılan nişanlılık süresinde, nişanlıların birbirini görmeleri, halvet olmaması şartıyla belli meseleleri konuşup anlaşmaları câizdir. Evet, nişanlı çiftlerin, bir araya gelmeleri, konuşmaları hep meşru bir gayeye bağlı olmalıdır. O da evlenecek çiftlerin birbirini daha iyi tanıyabilmeleri ve evlilik sonrasında kuracakları yuvanın daha sağlam ve sağlıklı olmasıdır yoksa bunun dışında hevaî ve sırf nefsi tatmin için yapılan konuşmalar ve davranışlar maksada uygun olmayacağı gibi yaşanan keyfî haller nişanlılığın bozulması durumunda tarafların aleyhine acı bir hatıra olarak kalacaktır.

Buradan da anlaşılacağı üzere nişanlılar birbirleriyle şu kadar görüşmelidir demek yerine, bunun sınırını ve miktarını ihtiyaca göre tespit etmek gerekir. Önemli olan nişanlılığın bozulması gibi bir durumla karşılaşılırsa, tarafların pişman olmayacağı bir nişanlılık süreci yaşamalarıdır.  Bu da ancak dinî sınırları gözetmekle mümkündür. Evet, nişanlılık, evlilikten tamamen farklı bir süreçtir. Binaenaleyh nişanlılar için her türlü temas yasak olduğu gibi hiç kimsenin olmadığı bir yerde yalnız kalmaları ve mahrem konuları konuşmaları da câiz değildir. Ancak yanlarında üçüncü bir kişi varken veya umuma açık yerlerde görüşüp konuşabilirler.

Evleneceğimiz bayanla ilişkimiz nasıl olmalıdır?

Kişinin evleneceği yaş ve zaman hakkında doğru karar vermesi oldukça önemlidir. Aslında evlilik zamanı ile ilgili herkes için geçerli olan bir yaştan söz etmek zordur. Çünkü evlenme yaşı, kişilerin içinde bulundukları şartlarla yakından alakalıdır. Buna göre henüz yakın zamanda evlenmeyi düşünmeyen kimselerin de, evlilik adına adımlar atmaları veya bir bayanla görüşmeye başlayarak uzun zaman bunu devem ettirmelerini çok doğru bulmuyoruz. Özellikle de flörtü andırır bir şekilde gezip tozmaların, bir hedef ve gayeden uzak uzun uzun muhabbet ve sohbetlerin hiçbir şekilde tecviz edilemeyeceği ortadadır. Çünkü özellikle günümüz şartlarını da dikkate aldığımızda, bu şekilde uzun süren bir sözlülük veya nişanlılık süresinde tarafların dini sınırları muhafaza etmeleri oldukça zor olmaktadır. Buna dikkat etseler bile, bu durum her iki taraf içinde zihin meşguliyetine sebep olacağından tarafların kendi işleriyle veya okullarıyla yeterince ilgilenmelerine engel teşkil edecektir.

Hele bu süre içinde dini nikâh kıydırarak, bu şekilde bir beraberliğin kesinlikle doğru olmadığını düşünüyor ve dini nikâhın resmi nikâhtan sonra veya düğüne bir hafta gibi çok az bir süre kala kıyılması gerektiğini ifade ediyoruz.

Dinimizde, nişanlı veya sözlü çiftlerin meşru daire içinde kalan davranışları açıklanmıştır. Yani evliliğe ilk adım sayılan bu süre içinde, tarafların birbirini görmeleri, halvet olmaması (kapalı bir yerde baş başa kalmamaları) şartıyla belli meseleleri konuşup anlaşmaları caizdir. Fakat burada nişanlı çiftlerin, bir araya gelmeleri, konuşmaları hep bir gayeye bağlı olmalıdır: O da evlenecek çiftlerin birbirini daha iyi tanıyabilmeleri ve evlilik sonrasında kuracakları yuvanın daha sağlam ve sağlıklı olmasıdır. Yoksa bunun dışında sırf hevaî ve nefsanî olan konuşmalar uygun olmayacağı gibi nişanlılığın bozulması durumunda da bu durum çiftlerin aleyhine olacaktır.

Zaten bunun ötesinde bu durumda olan tarafların birbirinin elini tutmaları veya birbirini öpmeleri haramdır. Yani aralarından nikâh bağı olmayan çiftler her türlü temastan kaçınacaklardır. Temas ve bakma konusunda nişanlı insanların birer yabancı gibi davranmaları gerekir. Sadece konuşma ve bazı şeylere karar vermeleri caiz görülebilir. Bu arada yeme içme gibi şeyler gayet tabii olabilir.

Hasılı; evleninceye kadarki süreyi laubalilikten uzak bir şekilde ve ciddiyeti elden bırakmadan geçirmeleri gerekir.

Davranış şekillerini şu şekilde özetleyebiliriz:

1-    Birbirlerine dokunamazlar

2-    Gereksiz yere birbirlerinin yüzlerine sürekli şekilde bakamazlar. Bakış, ihtiyaç ölçüsünde ve konuşmanın tabiiliği çerçevesinde olmalıdır.

3-    Kapalı bir mekânda yalnız kalamazlar.

Evleneceğimiz kişiyle evlilik öncesi nasıl hareket etmeliyiz?

Açıklama:  Evlenmeyi düşündüğümüz birisiyle hangi dairede hareket etmeliyiz? Mesela ikimiz yalnız kalmamak şartıyla bir yerde oturup konuştuğumuzda ailesinin haberi olmalı mıdır? Bu konuda bizi aydınlatmanızı istiyorum.

Bir kadınla erkeğin böyle iyi niyetle de olsa sık sık görüşmeleri bazı duyguların zayıflamasına ve kaymalara sebebiyet verebilir. Bunun için bir araya gelmenin adı konmalıdır. Bu da nişan olacaktır. Onun dışında biraz gönül eğlendirelim, gezip tozalım, sonra eğer birbirimizi iyi tanıdıktan sonra beğenir ve evlenmeyi düşünürsek o zaman da durumu değerlendiririz gibi bir mantıkla insanların hareket etmesi yanlış sonuçlara götüren hareketlerdir. İnsan kayabileceği zeminlere girmemeli, mutlaka girmesi gerekiyorsa da dikkatli yürümelidir.

Bu konuda kızlar çok mağdur oluyorlar. Bize gelen soruların bir kısmı sizin sorduğunuz soruyu sormadan gelişigüzel görüşmeler yapıp sonradan pişman olanlardan geliyor. Bazıları gerçekten de çok ileri gitmiş olabiliyorlar. Ailenin haberi olması konusuna gelince bunun adı konulduktan sonra her görüşme için olması gerekmez. Ancak görüşmelerde dikkatli olunmalı ve duyguların taşıp insanı yanlış yollara sürükleyebileceği seviyeye gelmemeli.

Yabancı kadın ve erkeğin birbiriyle konuşmasında bazı sınırlar vardır. Erkek ve kadının konuşma ve birbirine muhatap olma durumunda bakışlarını kontrol altında tutmaları gerekir. Bir mü’min, karşı cinsin bakılması yasaklanan yerlerine bakamaz ve bakışını ihtiyaç dışında uzatamaz. Ayetlerde şöyle buyurulur: “Mü’min erkeklere, gözlerini haramdan sakınmalarını söyle… Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar…” (Nur Suresi, 24/30–31.) Burada istenen kadınla erkeğin bir birine hiç bakmaması değildir. Onlar ihtiyaç olduğundan dolayı birbirlerine bakabilirler. Uzun ve alıcı bakmamak esastır. Bunun yanında karşıdan davetkâr bir bakış olmamalıdır.

Yabancı bir erkekle kadının, kimsenin olmadığı yerlerde baş başa bulunmamaları gerekir. Bu durum hadisle yasaklanmış ve böyle bir yerde üçüncü kişinin şeytan olduğuna dikkat çekilmiştir. (Buharî, Nikah, 111,112; Müslim, Hacc, 424; Tirmizî, Rada, 16)

Bu meseleleri çok uzun ve ciddi düşünüp hep bununla meşgul olursanız, sonucuna ulaşmanız zor olur. Her meseleye yeterince ilgi ve yer vermek lazım.

Nişanlımın daha önceki hayatı beni tedirgin ediyor, ne yapmalıyım?

Açıklama: Şu anda evlenmeyi düşündüğüm tesettürlü ve namazlarını aksatmayan bir kız var. Ailecek görüştük ve iki taraf da meseleye sıcak bakıyor. Ancak benim içimde bir sıkıntı var. Bu kız genel lise mezunu ve lise yıllarında bir arkadaşlık ilişkisi olmuş. O her ne kadar bu ilişkiden pişman olmuş olsa da, bu benim içimi çok rahatsız ediyor. Kur’ân ve sünnet istikametinde nasıl bir yol izleyebilirim?

Her insan hata yapabilir; önemli olan bir an önce pişman olup hatalardan dönmektir. Lise dönemi insanların yaşları itibarıyla her şeyi tartamadıkları, yanlışa kolay düşebilecekleri bir dönemdir. Geçmişteki hatalar, geçmişte kalır. Esasen sadece arkadaşlık seviyesinde kalan bir ilişkiyi nişanlıya söylemek de yerinde bir şey değildir. Zira bu, dediğiniz gibi, evlenilecek insanı incitir.

Eğer bu ilişki, ileri boyutlarda bir ilişkiyse, aralarında bir cinsi münasebet olduysa ve siz de bunu kabullenemeyecekseniz; nişan döneminde vazgeçebilirsiniz. Çünkü evlendikten sonra boşanmaktan veya sıkıntı yaşamaktansa nişanlıyken ayrılmak evladır. Hem kimseye de çok zararı olmaz. Bununla beraber o kız geçmişinde gayri meşru bir beraberlik bile yaşamış olsa, pişman olup tevbe ettikten sonra dini açıdan evlenmenizde bir mahzur yoktur.

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz