Cinsiyet Değiştirmek

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Cenâb-ı Hakk’ın insanı en güzel surette halk ettiğini ve fıtrata sonradan yapılan müdahalelerin dinen yasak olduğunu yukarıda ifade etmiştik. Kadın veya erkeğin cinsiyetini değiştirmeye teşebbüs etmesi, fıtrata yapılacak en büyük bir müdahale olduğu için haramdır. Şeytan: “Muhakkak onlara emredeceğim de onlar da Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[1] şeklindeki küstahça ifadeleriyle, Allah’ın yarattığı fıtratı değiştirtmek suretiyle insanları baştan çıkaracağın ilan etmişti. Dolayısıyla cinsiyet değiştirmek şeytanın bu vesvese suretindeki emrine tâbi olmaktır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de birçok hadis-i şerifleriyle kadınları erkekleşmeye çalışmaktan, erkekleri de ne surette olursa olsun kadınlara benzeme gayretinden tehditkâr ifadelerle nehyetmiştir. Bu konuda vârid olan hadislerden bazıları şunlardır:

ثَلَاثَةٌ لَا يَنْظُرُ اللّٰهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ: الْعَاقُّ لِوَالِدَيْهِ وَالْمَرْأَةُ الْمُتَرَجِّلَةُ وَالدَّيُّوثُ

”Üç kişi vardır, kıyamet günü Allah onlara nazar etmez: Anne ve babasının hukukuna riayet etmeyen kimse, erkekleşen kadın ve deyyus kimse.”[2]

لَعَنَ اللّٰه المُخَنَّث۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالْمُتَرَجِّلَاتِ مِنَ النِّسَاءِ

“Allah, erkeklere benzeyen kadınlara, kadınlara benzeyen erkeklere lanet etsin (rahmetinden uzaklaştırsın.)”[3]

“Allah’ın yaratışından nefret ederek kadınlara benzeyenlere Allah’ın gazabı şiddetlidir.”[4]

“Allah (celle celâluhû), kadın elbisesini giyen erkekle, erkek elbisesini giyen kadına lanet etti.”[5]

İbn Abbas anlatıyor:

لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمُخَنَّث۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالْمُتَرَجِّلَاتِ مِنَ النِّسَاءِ. وَقَالَ: أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ

“Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), erkeklerden kadınlaşanlara, kadınlardan da erkekleşenlere lanet etti ve: “Onları evlerinizden çıkarın!” şeklinde ferman buyurdu.”[6]

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:  “Bir kadın, perde gerisinden Resûlullah’a (aleyhissalâtu vesselam) eliyle bir mektup uzattı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) elini derhal geri çekip: “Ne bileyim, bu el kadın eli midir, erkek eli midir?” buyurdu. Kadıncağız: “Kadın elidir!” deyince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): “Sen kadın olsaydın, tırnaklarının rengini değiştirirdin” buyurdu. Bununla kına yakmayı kastetmişti.”[7]

Zikrettiğimiz hadis-i şeriflerdeki nehiy, kadının erkeğe, erkeğin de kadına benzemesinin en ileri derecesi olan ameliyat yoluyla cinsiyet değiştirmekten başlayıp, giyim-kuşam, süslenme, konuşma ve tavırlarla karşı cinse benzemeye kadar bütün davranışları içine alır. Kadın kendi konumunda kaldığı müddetçe güzel olduğu gibi erkek de Allah’ın kendisine bahşettiği erkeklik özelliklerini koruduğu sürece güzeldir yoksa kadının giyim kuşamıyla, hâl ve tavırlarıyla erkeğe benzemeye çalışması dinimizce yasaklandığı gibi erkeğin de kadınlara özenip süslenip püslenmesi, kadınsı tavırlar sergilemesi, saçıyla başıyla kadını andıran hallere girmesi de aynı şekilde nehyedilmiştir.

Nitekim yukarıdaki bir hadis-i şerifte Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisine mektup uzatan kadının ellerinin kınalı olmaması karşısında tepkisini ortaya koymuştu çünkü kına, kadını erkekten ayıran bir alâmet-i fârikadır. Ancak hadis-i şerifte Efendimiz’in (aleyhi ekmelüttehâyâ ve’t-teslimat) tepkisine neden olan hususu sadece kınayla sınırlı tutmak hadisin manasını daraltmak olur. Cenâb-ı Hak, fıtrat olarak kadın ve erkeği farklı yarattığı için burada mühim olan kadın ve erkeğin meşru dairede kendilerine mahsus alamet ve özelliklerini muhafaza etmeleridir. Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem), kadınların saçlarını tıraş etmelerini yasaklaması[8] da bu hususu destekleyen hadislerden birisidir. Dolayısıyla örfü de göz önünde tutarak her iki cinsin, kendileri olarak kalmaları, karşı cinse benzemekten kaçınmaları Allah ve Resûlü’nün razı olduğu haldir.


[1] Nisâ Sûresi, 4/119.

[2] Nesâî, zekât 69.

[3] Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 16/385.

[4] İbn Hacer, Fethü’l-Bârî, 9/334.

[5] İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercümesi, 7/493.

[6] Buhârî, libâs 62, hudûd 33.

[7] Ebû Dâvud, tereccül 4.

[8] Tirmizî, hacc 74.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

41|48|Daha önce yakarıp durdukları, onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur. Kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.
Sura 41