Çocuk Doğmasına Mani Olmak İçin Çarelere Başvurmak Caiz midir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Bu mevzuu kısaca özetleyecek olursak şu üç maddeyi iyi hatırlamamız gerekecektir:

1. Doğumun aslını teşkil eden çocuk çekirdeğinin ana rahmine düşmesine mani olmak. 2. Çocuk ana rahmine düştükten sonra (120) günlük olmadan aldırmak. 3. (120) günü doldurduktan sonra aldırmak.

Bu üç kısımdan birinci maddenin câiz olduğunu söylemekte hiçbir mahzur yoktur. Nitekim hem Hanefî, hem Şafiî, hem de Hanbelî mezhebleri azli câiz görmüşlerdir. Kadının da izni ile azlin câiz görülmesini, çocuk çekirdeğinin ana rahmine düşmesine mani olacak şeklinde anlamak mümkündür.

Bilindiği gibi azl, sperma’yı rahim içine düşürmeden, dışarıya atmak demektir. Bu türlü tatbikat, Resûlullah’ın zamanında sorulmuş, Hazret-i Resûlullah’ın yasaklamadığı, verdiği cevabından anlaşılmıştır. Demek ki, çocuğun ana rahmine düşmesine mani olacak usûl mahzurlu değildir. Yeter ki, bu hususta karı-koca müşterek hareket etsinler, kadın mani olmasın. Şafiî âlimleri bu hususta daha da geniş düşünmüş, kadın izin vermese de azlin câiz olabileceğini ifade etmişlerdir.

Zamanımızdaki tatbikatta azlin çeşitli şekilleri bahismevzu olmaktadır. Şekil ne olursa olsun câiz olan husus, spermanın rahme düşmesine mani olmak, çocuğun doğmasına sebep olacak suyun dışarıya atılmasını sağlamaktır. Kadın ve erkeğin kullandıkları hap ve âletler de çocuğun baştan teşekkülüne mani oluyorsa azil cümlesinden sayılabilir. Zira bunda bir varlığı yok etmek bahismevzu değildir. Belki teşekküle sebep olmaktan kaçınmak söz konusudur.

İkinci maddeye gelince: Bunun câiz olmadığını, ancak tatbik edildiği takdirde tam bir insan öldürmüş gibi cinayet sayılmayacağını da söylemek mümkündür. Zira cenin, henüz tam bir insan şeklini almamış, yüz yirmi günden önceki haliyle bir kan parçası halini muhafaza etmiştir. Bu itibarla, bu parçanın alınması, yahut düşürülmesi hukuken taziri gerektiren bir cezayı müstelzimdir. Ama normal insan öldürmüş derecesinde kıtal cezasını gerektirmez.

Üçüncü madde ise: Tam aksine bir kıtal cezasını mucibtir. Bu itibarla, ana rahminde (yüz yirmi) gününü tamamlamış bir cenin, normal bir insan gibi yaşama hakkına sahiptir. Hiçbir kimse bu cenini aldırma ve düşürme hakkına sahip olamaz. Sadece ananın hayatı tehlikeye düşerse kurtarmak için aldırmak câiz olabilir. Bunun dışında hiçbir bahane, dört aylığı bulmuş bir yavruyu öldürtemez, öldürürse normal insan öldürmüş gibi cezaya müstehak olmaktan kurtulamaz.

Demek oluyor ki, fazla çocuk sahibi olmak istemeyenler baştan çocuğun ana rahmine düşmesine mani olacak azil gibi tedbirlere başvururlarsa bu câizdir. Kadının rızasıyla yapılan böyle tedbirler mahzurlu değildir

Rahme düşmüş olan bir cenini (yüz yirmi) gün dolmadan aldırmak ise veballi olmakla beraber, katillik cezası gerektirmez. Tazir cezasıyla kurtulur. Tazir cezasını da hâkim takdir eder.

Yüz yirmi günü bulmuş cenini aldırmak, yahut düşürmek ise, tam bir insanı öldürmek gibi cezayı ve günahı mucib olacağından asla câiz olmaz, böyle bir cinayete kimse cesaret edemez.

Ahmet Şahin

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

38|48|İsmail'i, Elyese'i, Zülkifll'i de an! Hepsi seçkinlerdendi.
Sura 38