Dinimizce dilencilere para veya yiyecek vermenin hükmü nedir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Sorunun cevabına geçmeden önce dilenciliğin dinimizdeki yeriyle ilgili kısa bir açıklama yapmak ve hangi durumlarda dilenilebileceğini açıklamak meselenin daha iyi kavranmasında faydalı olacaktır. Bunun için konuyla ilgili Efendimizden (sallallahu aleyhi ve selem) nakledilen hadislere bir göz atalım:

Hz. Ebû Ümâme şöyle demiştir: “Resûlüllah (s.a.s.) bana kim bey’at edecek diye sordu. Sevbân, hepimiz bey’at ettik ya Rasulallah dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Ama başkalarına el açıp hiç bir şey iste¬meyeceğinize bey’at edeceksiniz. Sizden biri dilenmeye devam ettiği takdirde yüzünde bir parça et kalmamış halde Allah’a kavuşur.” (Buhari, Zekât 52; Müslim, Zekât 103)

Bir adam Resulullah’dan (s.a.s.) bir şeyler istedi. Allah Resulü de verdi. Adam dönüp gitmek üzere ayağını kapının eşiğine basar basmaz, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “Dilenmede olan kötülükleri bilseydiniz kimse kimseye bir şey istemek için asla gitmezdi!” buyurdu. (Nesai, Zekât 83)

“Kişinin iplerini alıp dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satması, onun için, insanlara gidip dilenmesinden daha hayırlıdır, insanlar istediğini verseler de vermeseler de.” (Buhari, Zekât 60, Büyu 15)

“Kim, kendisini müstağni kılacak miktarda malı olduğu halde isterse, kıyamet günü, istediği şey suratında bir tırmalama veya soyulma veya ısırma yarası olarak gelir!” Yanında bulunanlar: “Kişiyi müstağni kılan (miktar) nedir?” diye sordular. “Kırk dirhem altın veya o kıymette bir başka şey” buyurdular. (Ebu Davud, Zekât 23, Tirmizi, Zekât 22)

“Kim (malını artırmak için) insanlardan dilenirse, o mutlak surette ateş talep etmiş olur. Öyleyse ister azla yetinsin isterse çoğaltmayı istesin.” (Müslim, Zekat,105)

“Ey Kabisa! İstemek, üç kişi dışında hiç kimseye helal olmaz: Sulh diyeti (hamale) kabullenen kimse. Buna, gereken miktarı buluncaya kadar, istemesi helaldir. Ama o miktara ulaşınca, artık istemez. Afete uğrayıp malını kaybeden kimse. Buna da maişetini temin edecek miktarı elde edinceye kadar istemesi helaldir. Fakirliğe uğrayan adam. Eğer kavminden üç kişi, “Falancaya fakirlik isabet etti” diye ittifak ederlerse, geçimine yetecek miktarı elde edinceye kadar istemesi helaldir. Bunlar dışında istemek, ey Kabisa haramdır.” (Müslim, Zekât 109;Ebu Davud, Zekat 26)

“Sadaka zengine helal değildir; sağlığı yerinde güç kuvvet sahibine de helal değildir. O, sersefil edici bir fakirliğe düşen, haysiyeti kırıcı borca giren, eleme boğan kana bulaşan kimseler dışında hiç kimseye helal değildir. Öyleyse, kim malını artırmak için insanlara el açarsa, bu, kıyamet günü suratında cırmalama yaralarına ve cehennemde yiyeceği kızgın taşlara dönüşür. Öyleyse (buyursun) dileyen azla yetinsin, dileyen de çoğaltmaya çalışsın.” Resülullah’ın bu sözü üzerine Hz. Ömer (r.a.): “Ey Allah’ın Resulü! Öyleyse ateş olan bir şeyi niye veriyorsunuz?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz: “Allah benim cimri olmamı kabul etmedi, insanlar da benden istememeyi kabul etmedi!” cevabını verdi. Orada bulunanlar: “Dilenmeyi haram kılan zenginlik nedir?” diye sordular. Efendimiz aleyhissalatu vesselam: “Sabah veya akşam yetecek kadar yiyecektir!” buyurdular. (Tirmizi, Zekât 23)

 Hadis-i Şerifler bizlere dilenmenin ne derece sevimsiz ve Allah katında hoş olmayan bir amel olduğunu göstermektedir. Buna göre asgari düzeyde geçimini sağlayan ve çalışma imkânı bulunan bir kimsenin dilenmesi caiz değildir. Fakat hadislerde de ifade edildiği gibi dilenmenin de istisnaları vardır. Bunun için ihtiyaç ve zaruriyetin zorlamasıyla dilenme zilletine düşmüş dilenciye vermek gerekmektedir. Çünkü başka bir hadisi şerifte dilencinin at üstünde bile gelse ona vermemiz tavsiye edilmektedir. Ancak böyle bir kimse de zaruret miktarınca dilenebilir. Ayrıca Kur’an’da bulunan “isteyeni de azarlama” ayetince dilencilere bir şey veremese bile onların kalbini kırmadan güzellikle onları savmalıyız. Müslümanların göstereceği bu güzel muameleyle muhtaçların ihtiyaçları giderilecek ve dilencilerin yaptıkları bu davranıştan uzaklaşmaları temin edilecektir. Şunu da hatırlatmak gerekir ki istemeden insanlardan gelen bir malı almanın mahzurlu olmadığını yine bize Âlemlerin Efendisi haber veriyor.

Dilenmeyi nehyeden ve ancak zaruret olduğunda dilenilebileceğini anlatan hadisler bu işi yapanları ilgilendirmekle beraber, diğer taraftan Kur’an’da da malın infak edileceği yerlerden biri olarak da isteyenler yani dilenciler gösterilmektedir.

“Takva, yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Lâkin takvâ Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, Sevdiği malını Allah’ı hoşnud etmek için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere (dilencilere) ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, namazı hakkıyla ifa edip zekâtı veren, sözleştiği zaman sözlerinde duran, hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışlarıdır. İşte onlardır imanlarında samimi olanlar ve işte onlardır her türlü fenalıktan korunan takvalılar!” (Bakara Suresi, 2/177)

“Mallarında isteyenlerin ve yoksulların hakkını ayırırlardı.” (Zariyat Suresi,51/19)

Bundan başka Efendimizin de isteyene vermeyi tavsiye etmesinin yanında kendileri de hayatı boyunca kendisinden kibarca isteyenlere verdiği gibi, kabaca isteyenleri de boş çevirmemiş ve “bunlar ya çirkin sözlerle benden mal istemek ya da beni cimri göstermek arasında beni muhayyer bıraktılar. Ben cimri değilim” buyurarak onlara da vermiştir.

Yine bu hususta İbrahim b. Edhem: “Dilenciler ne iyi adamlardır; ahirete bizim için azık taşıyorlar” demiş, İbrahim en-Nehâi de: “Dilenci ahiretin postacısıdır. Kapınıza kadar gelir ve yakınlarınıza bir şey göndermek istiyor musunuz, diye sorar” dermiş.

Günümüzde gerek yollara oturarak gerekse çarşı-pazarlarda dilenenlere kimsenin bir şer verme zorunluluğu yoktur. Çünkü bu bazılarınca bir nevi meslek haline getirilmiştir. Fakat bizler kimsenin durumunu bilemediğimiz için, -yani dilenen hakikaten zaruri bir ihtiyaçtan mı dileniyor yoksa bunu alışkanlık haline getirerek mal biriktirmek için mi bu işi icra ediyor- az da olsa bunlara bir şeyler verebiliriz. Bizim niyetimiz sadaka vermek olduğu için, bunun karşılığında inşallah sevaba nail olacağızdır. Özellikle kendisinde cimrilik bulunan kimselerin dilencilere vereceği bu paralar onlardaki bu kötü huyun izalesinde faydalı olacaktır.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

4|112|Kim bir hata yahut günah işler de sonra onunla bir suçsuzu itham ederse hiç kuşkusuz, büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.
Sura 4