Dinimizde delil nedir, biz öğrendiğimiz her bir hüküm için delil aramalı mıyız?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Dinimizde temel iki kaynak vardır. Kuran ve Sünnet. Daha sonra icma, kıyas, sahabe uygulamaları, sahabe sözleri, maslahat, istihsan gibi deliller gelir. İcma, bir dönemdeki âlimlerin hepsinin ya da bir görüşe göre çoğunun aynı hükme varmasıdır. Öğrendiğiniz her şeyin kaynağını bilmeniz mümkün değildir. Çünkü bunun için vakit lazım, çalışma lazım.. Bu da normal bir insan takatini aşar ya da her insanın işi değildir. Öyleyse her şeyin kaynağını bulmuş, delilini ortaya koymuş olan âlimlere itibar etmeli, onların yolundan gitmeli. İşte mezhepler bu vazifeyi yapmaktadır. Son dediğimiz husus, bildiğimiz hiçbir şeyin kaynağını araştırmayalım, öğrenmeyelim, merak etmeyelim demek değildir. İnsan ne kadar çok bilirse, yaptığı şeyi daha şuurlu yapar. Ancak kaynağını bilmiyorum, delilini bulamadım diye de bir ibadetten, uygulamadan vazgeçilmez, vazgeçilmemeli.. Eskiden insanların teslimiyeti kuvvetliydi, bir âlim bir şey deyince kabul görürdü. Şimdi insanlar kaynak sormaya başladılar. Bu, bir açıdan iyidir bir açıdan kötüdür. İyi olan yönü, dediğimiz gibi kaynakları bilmeye yönlendirir insanı, yaptığı şeyi daha şuurlu yapmaya sevk eder. Kötü olan yönü de, tenkit kapısını açması, kaynaklara karşı itimatsızlık oluşturmasıdır. Bir de bazı şeylerin doğrudan Kur’an’da, Sünnette ve icmada hükmü bulunmayabilir. “Bu dinde var mıdır” diye sorup temkinli davranmak güzel bir şeydir. Fakat bazı güzel şeylerin yapılabilmesi adına bazen şöyle de sormak icab eder: Buna din karşı mıdır? Eğer dinimiz bir şeye açıktan karşı değilse, genel dinî prensiplere aykırı durmuyorsa, o şey yapılabilir, uygulanabilir. Zamanımızda bir taraftan her şeyi sorgulayıp her bilginin kaynağını sorma gibi tamamen tenkitçi bir yaklaşım vardır, diğer taraftan düşünmeden, araştırmadan, merak etmeden yaşama söz konusudur. Bu ikisinin ortası ise, teslimiyet gibi hayat kurtaran bir ahlakı yitirmeden araştırmak, tenkitçilik hastalığına düşmeden hikmet avcılığı yapmak, enaniyete kapılmadan bilginin peşinde olmak ve bu bilgiyi şuura dönüştürebilmektir.

Etiketler:,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

37|164|Bizim, istisnasız herbirimizin bilinen bir makamı vardır.
Sura 37