Ebced hesabı nedir, nasıl yapılır, ebced hesabıyla dua olur mu ve bunun dinde bir yeri var mıdır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Ebced kelimesi aslında, alfabedeki harflerin kolaylıkla hatırda tutulmasını sağlamak için eski dönemlerde geliştirilmiş bir formül olan ve gerçekte bir anlamı bulunmayan sekiz kelimeden ilkini oluşturan kelimenin adıdır.

Ebced hesabında esas olan; alfabenin her harfine bir rakam değeri vermek ve bir kelimeyi teşkil eden harflerin toplam rakam değerini, anlatılmak istenen bir hadisenin tarihine denk düşürmektir.

Ebced sistemi, İslâm dünyasında özellikle tasavvuf, astronomi, astroloji, edebiyat ve mimari alanlarında, vefk ve cifre ait konuları geniş anlamda içine alan havas ilminde, ayrıca sihir ve büyücülükte kullanılmıştır.

Ebced hesabı İslam’dan önce de bilinen ve yaygın olan bir ilimdir. İmam Buhari’nin tarihinde, İbni Kesir’in Tefsirinde ve daha başka kaynaklarda da yer alan, Efendimiz zamanında meydana gelen bir olay da bunu göstermektedir. Hadise özetle şöyledir; “Efendimiz’e  (s.a.s.) Âl-i İmrân Sûre-i Celile’si nazil olmuştu. Yahudi âlimlerinden Ebû Yasir bin Ahtâb, Resulullah’ın yanına geldi. Resul-ü Ekrem’in “Elif Lâm Mîm” diye Kur’an-ı Kerim okuduğunu görünce bu baştaki mukattaa harfleri ona şifreli ve sırlı geldi. Bunu kardeşine ve yanındaki cemaate anlattı. Bunun üzerine Efendimizin yanına geldiler. Efendimiz “Elif Lâm Mîm” deyince Hay bin Ahtab şöyle dedi: “Senden evvel çok peygamber olduğunu söyleyenler oldu. Bunların hiçbirinin nübüvvetlerinin müddetini biz bilemiyoruz. Ama senin peygamberliğinin müddetine bakıyorum ki, belli.” Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Nereden anladın belli olduğunu?” deyince, Hay bin Ahtab, “Çünkü Elif bir, lam otuz, mim kırk yapar. Bunların toplamı da yetmiş birdir. Yetmiş bir sene peygamberlik için ben sana uymam” cevabını verdi. “Daha var mı?” diye sorunca, Efendimiz buyurdu ki, “Elif Lâm Mîm Sâd. ” Yahudi dinledi ve “bu da az” dedi. “Bana göre. Elif bir, lam otuz, mim kırk, yetmiş bir. Doksan da sâd yapar, yine az!” Daha var mı diye sordu. Var dedi Efendimiz ve “Elif lam mim râ. ” dedi. Adam, Elif bir, lam otuz, mim kırk, ra iki yüz dedi. İki yüz yetmiş bir yapar” diye hesapladı. “Daha var mı” deyince Efendimiz diğerlerini de okudu. Yahudi, “iş karıştı dedi, bunların hangisinin müddeti senin peygamberliğin müddeti bilemeyeceğim” dedi. Ebû Yasir dedi ki, “Belki de bütün bu mukattaatın müddetidir, sûrelerin başında ne kadar mukattaat varsa belki Ümmet-i Muhammed’in ömrü o kadar olacaktır.” Bunun üzerine Yahudi “iş karıştı, ben tabi olamayacağım” dedi.

Görüldüğü gibi ebced, İslam’dan önce de Âramîler, Süryanîler, İbranîler ve Yahudilerce bilinen bir şeydi. İslam âlimlerinden de birçok önemli zat bu ilmi kitaplarında kullanmışlar, hatta Kuşeyri’nin Kur’an üzerine yazdığı tefsiri gibi, bu alanla alakalı yazılmış müstakil eserler bile bulunmaktadır. Bunlara kesin nazarıyla bakılmasa bile katiyen bir kenara atılmamaları da doğru değildir. Çünkü bizler biliyoruz ki Kur’an’da her zaman sarih olmasa da remiz, işaret, tariz yoluyla her şey bulunmaktadır. Pekâlâ, Allahu Teala, mahbit-i ilham-ı ilahi olan gönle, bir kısım ilhamlarını gönderir ve gelen bu esintiyle bir takım ebcet hesaplamaları olur ve vakti geldiğinde de bu tarih meydana gelirse buna kimsenin söyleyeceği bir şey olmamalıdır. Mesela; Elmalılı M. Hamdi Yazır, tefsirinde Molla Câmi’den naklederek Sebe sûresinin on beşinci âyetindeki “Beldetün Tayyibetün” (iyi bir belde) ifadesi ile İstanbul’un fethinin kastedildiğini ve İstanbul’un fetih tarihinin (857 H. yılının) bu cümlenin ebcedi ile haber verildiğini yazmaktadır.

Tarih boyunca ebced harflerinin değişik sistemlere göre farklı şekillerde sayı değerleri ortaya çıkmıştır. Çeşitli hesaplama usullerine göre farklı isim ve değerlere sahip olan birçok ebced hesabı bulunmaktadır. Fakat bunların nasıl hesaplandığı noktasında bir kısım şeyler söylenmişse de bu konuda ortaya konan net bilgiler bilmiyoruz. Zira ebced sisteminin tarihçesiyle, ebced hesabının nazariyatından bahseden güvenilir müstakil eserler yok denecek kadar azdır.

Ebced sisteminin İbrânîce ve Ârâmîce’nin de etkisiyle Arapça’ya geçtiği kabul edilmektedir. Çünkü harflerin ebced tertibinde dizilişi bu dillerin alfabelerindeki sıraya uygundur ve harflerin sayı değerleri de onlarınkilerle aynıdır.

Peygamberlerin ebced hesabını kullanıp kullanmadığını bilmemekle beraber şunu söyleyebiliriz ki; Onlar hususi bir donanıma sahip olup bizlerden çok farklıdırlar. Her şeyden önce vahiyle müyyettirler ve gökler ötesi âlemlerden haber almaktadırlar. Bunun için peygamberlerin bu tür hesaplara girmeden doğrudan Allahın bildirmesiyle gelecekten haber vermeleri ve bize kapalı olan bir kısım hususlarda söz söylemeleri mümkündür. Efendimiz hakkında gelen rivayetlerde, bunun birçok örnekleri bulunmaktadır.

Büyünün gerçek olduğunu bizler Kur’an’da anlatılan Hz. Süleyman aleyhisselamla ilgili kıssadan anlıyoruz. Ayrıca Efendimize de büyü yapıldığı hadislerde bize nakledilen bilgiler arasındadır. Fakat ittifakla büyü dinimizce büyük günahlardan kabul edilmiş ve Efendimiz de bunu helak edici yedi büyük günah arasında saymıştır. Konuyla ilgili daha başka hadisler de vardır. Bunun keyfiyetine gelince, bu bazı şifreleri kullanmak, belli kelimeleri belli sayılarda tekrar etmek veya yazmak, bunu yaparken de pekâlâ ebced hesabından faydalanmak suretiyle yapılabilir. Burada şunu belirtmek gerekir ki “vasıtalar neye hizmet ediyorsa onun hükmünü alır” genel kaidesince biz ebced hesabını böyle bir yolda kullandığımızda bunun da haram olacağı ortadadır.

Sayıların eşyayla ve hadiselerle alakası, ilk çağlardan itibaren kurulmaya çalışılmıştır. Hatta kâinattaki mükemmel olan nizam ve dengeden etkilenerek Pisagor gibi, her şeyin temelinin sayılardan ibaret olduğunu söyleyenler bile olmuştur. Sayıların esrarından yola çıkarak her şeyi sayılarla açıklamaya çalışan Hurufilik gibi bazı batıl ve sapık fırkalar da yine buradan çıkmıştır. Dinimizde de bazı surelerin okunmasında, farklı zikirlerin söylenmesinde bir kısım sayılar zikredilmiştir. Mesela namazlardan sonra çektiğimiz “sübhanellah” elhamdülillah” “allahüekber” lafızlarının 33’er defa olması bunlardandır. Bilemiyoruz belki de bunların sayısınca söylenmesi tıpkı anahtarın dişlerinin tam olduğunda kilidi açması gibi bazı feyizlerin, yümünlerin gelmesine sebep olacaktır. Yani sayıların hayatımızda etkileri vardır. Ama bunu Hurufilerin yaptığı gibi esrarengiz bir surete bürüyerek dönüp dolaştırıp her şeyi sayılara bağlamak doğru bir davranış olmayacaktır.

Yine bazı büyüklerimiz gerek Allah’ın isimlerinden yola çıkarak bunların ebced hesabıyla karşılıklarını bulma şeklinde olsun, gerek kendilerince buldukları farklı yöntemlerle olsun bazı dua ve zikirleri bir kısım sayılara bağlayarak onların tekrar edilmelerini istemişlerdir. Hususiyle bu yöntem tarikatların adapları içinde yer almaktadır. Bizler bunların tam hikmetini kavrayamamakla beraber güvendiğimiz âlimlerden bize gelen bu tür dua ve zikirleri söylememizde bir mahzur yoktur. Allahu A’lem.

Etiketler:, ,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

69|12|Ki onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.
Sura 69