Efendimiz (sas) cinlerin de peygamberi midir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Evet, Hz. Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem) nübüvveti, yalnızca insanları değil, cinleri de kapsamaktadır. İnsanlardan inanan-inan­mayan olduğu gibi, cinlerden de inanan-inanmayanlar vardır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) henüz Mekke’de iken, cinler onun yanına gelmiş ve Kur’ân’ı dinlemişlerdir:

“Hani Biz bir vakit cinlerden birtakımını Kur’ân dinle­meleri için sana göndermiştik. Kur’ân’ı işitip dinleyecek yere gelince birbirlerine: “Susun, dinleyin!” dediler. Okuma tamam­lanınca kendi toplumlarına birer uyarıcı olarak döndüler. “Ey kavmimiz dediler, biz Musa’dan sonra gönderilen, kendisinden önceki vahiyleri tasdik eden, gerçeğe ve dosdoğru yola götüren bir kitap dinledik.” “Ey kavmimiz! Allah yoluna davet eden bu Elçinin çağrısını kabul edin ve Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızı affetsin ve gayet acı bir azaptan sizi kurtarsın.” (Ahkâf, 46/31)

“De ki: Bana vahyolundu ki bir cin cemaati Kur’ân’ı din­ledikten sonra şöyle dediler: “Biz gerçekten, doğru yolu gös­teren harikulâde bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabb’imizin şanı çok yücedir, O ne eş ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım ca­hiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp böylece onları daha da azgın hâle getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler. “Biz göğe çıkmak istedik: Bir de ne görelim: orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, roket gibi mermilerle dolu! “Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, der­hâl kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor. “Doğrusu, iyi anlayamadık: yerde oturanlara fenalık mı irade edildi, yok­sa Rabb’leri onlar hakkında hayır ve hidayet mi diledi bile­miyoruz.” “Bizden iyi kimseler olduğu gibi, iyi olmayanlar da var. Biz türlü türlü yollar tutmuşuz. Şunu da anladık ki, biz yer­de Allah’ın iradesine karşı koyamayacağımız gibi, kaçmaya te­şebbüs etmekle de Onun elinden yakamızı kurtaramayız. Biz hidayet rehberini dinleyince onu tasdik ettik. Kim Rabb’ine iman ederse, ne hakkının eksik verilmesinden, ne de gadre uğ­ramaktan endişesi kalır.” “Bizden Allah’a itaat edenle­rin yanında, hak yoldan sapan kâfirler de var. Allah’a itaat ve teslimiyet gösterenler, doğru yolu arayanlardır.” “Hak yoldan sapanlar ise, Cehennem odunu olurlar.” (Cin, 72/1-14).

Cinlerin Resûlullah’ı dinleme olayının, bir veya iki defa olduğu hakkında farklı görüşler vardır. Ancak önemli olan kaç defa dinledikleri değil, dinleme ve Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) inanmalarının meydana gelmiş olmasıdır. Allah Teâlâ, pey­gamberine, cinleri uyarıp onlara Kur’ân okumasını emretmişti. Bunun üzerine “Bana, cinlere Kur’ân okumam emredildi, ar­kamdan kim gelecek?” dedi. Derken Abdullah İbn Mes’ûd Resûlullah’ın arkasına takıldı. O şöyle anlatır: Hacun’daki dağ yoluna vardığımızda bana bir hat çizdi, “Ben gelinceye kadar bundan çıkma.” dedi. Sonra Kur’ân okumaya başladı. Ben şiddetli bir gürültü işittim. Hatta Resûlullah’a (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) bir şey olma­sından korktum. Onu birçok karartı kapladı, onunla benim arama engel oldu, hatta sesini işitmez oldum. Sonra bulut par­çalanır gibi parçalandılar. Sonra bana: “Bir şey gördün mü?” dedi. “Evet, beyaz elbiselere bürünmüş, siyah adamlar gör­düm.” dedim. “İşte onlar, Nusaybin cinleri” diye buyurdu. Demek ki Resûlullah, tebliğini sadece insanlara değil, aynı za­manda cinlere de ulaştırıyordu. Yani o, cinlerin de peygam­beriydi. (Doç. Dr. Muhittin Akgül, 99 Soruda Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem)

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

17|48|Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.
Sura 17