Eş Seçiminde Aile Önemli midir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Mutlu bir yuva evlilik öncesi hazırlık ve uygun bir eş seçimi ile mümkün olmakta, bu da genç ve ailesinin aile yapısına etki eden faktörler ve aile içi iletişim konusunda bilinçli olmasını gerektirmektedir. Gençlerin bir kısmı eş seçiminde duygusallığı veya tahsil, meslek dindarlık gibi vasıfları ön plana almakta, eş adayının ailesine daha az önem vermektedirler.

Tahsil sırasında, işte veya eş dost arkadaş tavsiyesi ile tanışıp evlenme kararı aşamasına gelen bazı gençler çevrelerindekilerin sorduğu, “Ailesi nasıl?”sorusu karşısında “Ailesiyle evlenmiyorum ki, kendisiyle evleneceğim.”şeklinde tepki göstermekteler.

Bunda ailelerinin uygun görmesiyle eşlerinden beklentilerine ve duygularına hiç önem verilmeden baskıyla evlenen ve mutlu olamayan bazı büyüklerinin hayat hikayeleri olumsuz yönde etkili olmaktadır. Bazı gençler ise bu konuda daha duyarlı olup doğrusunu öğrenmeye çalışmakta, “Evleneceğim kişinin ailesi mutlulukta ne derece etkili?”şeklinde sorular sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Ailesine yakın olan gençler ailelerin sık sık karşılaşacağını düşünerek bu konuda duyarlı olabiliyorlar. Fakat okuyup tahsil yapan ve ailesinde uzak yerlerde çalışan gençler ailelerin evlilikte çok da önemli olmadığını düşünmekteler. Halbuki eşlerin aileleri nişan, düğün töreni gibi törenlerde ve hazırlıkları sırasında ve doğum, hastalık vb. olaylarda daha sık karşılaşmakta ve problemler bu gibi durumlarda su yüzüne çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her iki tarafın ailesi ne kadar sevgi ve saygıya dayanan bir iletişim içinde olursa kurulan yuva da o kadar huzur dolu oluyor.

Eş adayının ailesinin araştırılması, ailenin ahlaki durumu, dindar olup olmaması, sosyoekonomik durumu, sosyal ilişkileri, aile içi iletişim şekli, şiddete başvurma sıklığı, ailede boşanma oranı, ailede suça ve bağımlılıklara yatkınlık oranı, kalıtımsal hastalıkların sıklığı, ailenin parçalanmış aile olup olmaması, babanın başka bir şehir veya ülkede çalışıp çalışmaması gibi pek çok yönden önem arz etmektedir. Bu bilgilerin tek yönlü değerlendirilmemesi ve adayın kişilik durumuna göre göz önüne alınması gerekir.

Elbette ki her ailede bazı problemler olacak, travmalar yaşanacaktır. Önemli olan yaşanan problemlerin ve travmaların sıklığı ve onlarla başa çıkılma şeklidir. Her problem, her travma ailede stres katsayısını artırmakta ve aile içi iletişim şeklini etkilemektedir

Örnek olarak anne babanın boşanmış olması boşanma olayının kendinden çok kişinin anne–babasından duygusal olarak uzak olması ve model eksikliği bakımından evlilik hayatında sorunlara yol açabilmektedir. Bu durumda boşanmadan sonra çocukluğunda anne–babasıyla ne sıklıkta görüştü, maddi ve duygusal ihtiyaçları ne şekilde karşılandı, amca dayı gibi büyükler ne derecede ilgilendi gibi bilgiler kişinin kuracağı evlilik yuvasındaki riskler açısından önemlidir.

Buna benzer olarak kişinin anne veya babasından birinin küçük yaşta ölmesi de kişiliğin oluşumu ve aile yapısı ve çocuk yetiştirme tutumu açısından etkili olmaktadır. Bu durumda da ölüm olayından çok kişinin bakımının, sevgi, ilgi, disiplin ve model ihtiyacının ne şekilde karşılanmış olduğu önemlidir.

Bunlardan başka eş adayının baba mesleği, annesinin çalışıp çalışmaması, kardeş sayısı, tek çocuk olup olmaması, erken yaşlarda aile içinde ağır sorumluluklar yüklenip yüklenmemesi kültürel durum gibi durumlar da etkili olmaktadır. Aslında araştırmalar göstermektedir ki bilinçli bir duygusal tercih durumunda kişi daha çok kendisiyle ortak paydaları olan kişilere daha çok yakınlık duyduğundan denklik ve aile benzerliği konusunda pek sorun çıkmamaktadır. Zira insanın yetişmesinde ailesi büyük ölçüde etkili olduğundan makul ölçülerde anlaşabilen insanların aileleri de genelde anlaşabilmektedir. Fakat eğitim, çalışma vb. nedenlerle ailesinden ayrılan veya kişisel ve çevresel nedenlere bağlı olarak yaşama şeklinde değişiklik olan kişiler ailelerinden farklı bir duruş içinde olup inanç ve değerler sistemi ve tutumlar, hayata bakış açısından zamanla ailelerinden farklılaşabilmektedirler. Bu farklılık bazı bakımlardan yüzeysel kalırken bazı bakımlardan kişiliğe yansıyabilmektedir.

Eğer eşler kişilik olarak kendilerini geliştirebilmişlerse aile yapılarından gelen problemlere karşı birlikte duruş sergileyebiliyor ve streslerle daha kolay başa çıkabiliyorlar. Ailesinde olumsuz modeller gördüğü halde kendisini aşabilen geliştiren, güzel modeller bulup onlara uygun davranan, kompleksleri olmayan kişiler bu gruptakiler olmaktadır. Fakat stresin fazla olması durumunda bu kişiler bile zorlanabilmektedirler.

Kişilik yönünden eksikleri fazla olanlar kurdukları yuvada karşılaştıkları zorluklarla daha zor başa çıkabilmekte ve bu durumda aile yapısı ve ekonomik durum daha da etkili olmaktadır. Bu kişiler sosyal çevrede farklı davranırken aile içinde farklı olumsuz davranışlar içinde olabilmektedirler.. Bu da çocukluklarından itibaren gördükleri olumsuz modellere ve olumlu modelin eksikliğine bağlı olmaktadır. Bu sebeple eş seçiminde bilinçli bir duygusallıkla beraber dinimizde de tavsiye edildiği gibi istişare ile hareket edilip denkliğe de önem verilmesi insanlığın gelişimi ve ailelerimizin yapısının sağlam temeller üzerinde oturması açısından gerekmektedir.

Farika Teymur Artır

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

3|85|Kim İslam'dan/Allah'a teslim olmaktan gayrı bir din ararsa artık o, ondan asla kabul edilmeyecektir. Ve o, âhirette hüsrana düşenlerdendir.
Sura 3