Faizin Çeşitleri ve Hükmü

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Faizin Çeşitleri

İki çeşit faiz vardır. Borç faizi (ribe’n-nesîe) ve alışveriş faizi (ribe’l-fadl).

a) Borç faizi, ödünç, alım-satım veya daha başka bir şekilde oluşan borca karşılık ödenecek olan mal veya parada, belli bir vadeden dolayı şart kılınan fazlalıktır. Kur’ân’ın üzerinde durduğu ve yasakladığı faiz, daha ziyade borç faizidir. Bununla beraber bu faiz çeşidi, az da olsa hadislerde de söz konusu edilmiştir. Mesela Veda Haccı’nda, faizin her türlüsünün yasaklandığı belirtilirken, anaparanın alacaklıya ait olduğu ifade edilerek borç faizine işarette bulunulmuştur.

b) Alışveriş faizi ise mal veya paraların peşin veya vadeli alım-satımlarında ortaya çıkan faizdir. Bu da ikiye ayrılır: Birincisi fazlalık faizi, ikincisi veresiye faizi. Fazlalık faizi, aynı çeşit mal ya da paraların peşin mübadelesinde ortaya çıkan faizdir. Bir kilo hurmaya bedel iki kilo hurmanın alınması gibi. Veresiye faizi ise aynı veya ayrı türlerin mübadelesinde ödemenin vadeye bırakılmasıdır. Bir kilo buğdayla iki kilo arpanın değişiminde bir tarafın vereceğinin, kısa da olsa belli bir vadeye bırakılması gibi. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem),

إنَّمَا الرِّبَا فِي النَّسِيئَةِ

“Riba ancak veresiyede olur.”buyurmuştur.[1] Parayla bir şeyin alınıp satılmasında, ödemenin vadeli olması ise bu hükmün dışındadır.

Aynı cins malların neden karşılıklı olarak değiştirildiği akla gelebilen bir husustur. Bunun sebebi, insanların ihtiyacıdır. Mesela, elinde külçe altını olan biri, işlenmiş altına ihtiyaç duyabilir. Altın bileziği olan biri, bunu altın kolyeyle değiştirmek isteyebilir. Kuru hurması olan bir kimse, bunu verip karşılığında taze hurma talep edebilir. Bütün bu mübadeleler, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde yaygın olarak yaşandığı gibi, tarihten günümüze bazı yörelerde hâlâ yaygınlığını korumuş ve koruyor olabilir.

Alışveriş faizinin haramlığı, daha ziyade hadislerde yer almıştır. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) faizin cereyan ettiğine dair vermiş olduğu misallerde (altın, gümüş, hurma, buğday, arpa ve tuz) söz konusu olan, alışveriş faizidir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, para ile yapılan alışverişlerde, para veya mal ya da her ikisi birden ister peşin olsun, ister vadeli olsun faiz cereyan etmez. Bu sebeple, aynı cins malların ve aynı cins paraların karşılıklı değişiminde vadeden dolayı faizin meydana gelmesiyle, para karşılığında mal alırken yapılan vadeli alışverişi birbirine karıştırmamak gerekir.

Cahiliyede Araplar arasında yaygın olan, borç faiziydi. Onlar alışveriş faizini bilmiyorlardı. İslam, alışveriş faizini de açıklayıp yasaklamış ve böylece faizin kapsamını genişletmiştir.

Faizin Hükmü

İslâm, cahiliye toplumunda yaygın bir şekilde uygulanan faizi bütün çeşitleriyle haram kılmıştır. Faizin haramlığı Kur’an, Sünnet ve icma ile sabittir. Kur’ân’daki delil, faizi kesin bir şekilde haram kılan şu ayettir:

وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا

“Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.”[2]

Sünnet’ten deliline gelince, kaynaklarda şu rivayeti görüyoruz:

لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَشَاهِدَهُ وَكَاتِبَهُ

“Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem), faizi yiyene ve yedirene, faizli muameleye şahitlik edene ve bu muameleyi yazana lanet etti.”[3]

Faizin iki çeşidinden borç faizi, hicretin ikinci ya da üçüncü yılında haram kılınırken, alışveriş faizi bundan beş yıl sonra Hayber Gazvesi’nde haram kılınmıştır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu yasağı şöyle açıklamıştır: “Altına kar­şılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğ­daya karşılık buğday, arpaya karşılık ar­pa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz, cinsi cinsine birbirine eşit ve pe­şin olarak satılır. Malların sınıfları de­ğişirse peşin olmak şartıyla istediğiniz gibi satın.”[4]

Faizin yasaklandığı maddeler sadece bu altı cinse mi aittir, yoksa başka türleri de kapsar mı? Bu hususta ulema arasında ihtilaf olsa da cumhurun görüşü, bu altı şeyin o zamanki en çok ihtiyaç duyulan ve sürekli mübadele edilen maddeler olmasından dolayı misal kabilinden zikredilmiş olmasıdır. Yoksa faizin cereyan ettiği şeyler, sadece bunlardan ibaret değildir. Faizin sadece bunlarda cereyan ettiğini belirtenler; Zahirilerle, Katâde b. Diâme, Tâvûs b. Keysân, Mesrûk b. Ecda’, Şa’bî Ve Hanbelîler’den İbn Akil gibi bazı âlimlerdir. Ancak cumhur nezdinde bu görüş kabul edilmemiştir. Sahabe ve İslam âlimleri de, faizin haramlığı konusunda icma halindedir.[5]


[1] Efendimiz’in bu beyanından maksat, faizin sadece veresiyede cereyan ettiği değildir. Burada zikredilen husus, hadisin baş kısmından da anlaşılacağı üzere, aynı cinslerin peşin mübadelesindeki fazlalığın faiz olduğunu beyanın yanında aynı ya da ayrı iki cins arasındaki mübadelede veresiyenin de faiz mânâsına geldiğini açıklamaktır. (Bkz. Beyhaki, es-Sünenü’l-kübra, 6/141 (12113).
[2] Bakara Suresi, 2/275.
[3] Müslim, Müsakat 25; Ebu Davud, Büyu’ 4; Tirmizi, Büyu’ 2.
[4] Müslim, Müsakât 81; Tirmizî, Büyû’ 23.

[5] İbn Rüşd, Bidayetü’l-müctehid, 2/128.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

3|92|Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayırda erginliğe/dürüstlüğe asla ulaşamazsınız. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.
Sura 3