Fakirlik kader midir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Hayır, değildir; evet kaderdir. İnsan iradesine bakan vechesiyle fakirlik kader değildir ama İlahi iradeye bakan yanıyla kaderdir.

Aslında çok karışık gibi gözüken bu husus alabildiğine basit bir husustur. Yeter ki iman nazarıyla hadiseye bakılabilsin, yeter ki im’an-ı nazar devreye sokulabilsin.

Önce İlahi kader açısından ele alalım; Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Mutlak ilim sahibidir. Allah için dün, bugün, yarın gibi zamana ait mefhumların hepsi birdir. O dünü bildiği gibi bugünü de, yarını da bilmektedir. Mutlak ilim sahibi olduğuna göre bizim dün, bugün ve yarın yapacağımız herşey O’na ayandır. O’nun bizim herşeyimizi, nerede, ne zaman ve nasıl davranacağımızı bilmesi irademize konulmuş bir sınır değildir. Başka bir tabirle biz, O bildiği için öyle davranan insanlar değiliz. Ama O, İlahi ve sınırsız ilmiyle bizim nerede, ne zaman ve nasıl davranacağımızı biliyordur. Bu ikisi arasında dağlar kadar fark olduğu muhakkaktir. İşte bunun için fakirlik ilmi İlahi açısından bilindiği için kaderdir dedik.

Ama bizim irademize bakan vechesiyle değildir. Çünkü insanlar hayvan, bitki vb. sair mahlukattan farklı olarak iradi varlıklardır. Bu iradeleridir ki onları Hakk katında mes’ul eder. “Neden böyle yaptın?” sorusuna muhatap olmak ancak böyle seçme hürriyetine sahip kişiler için geçerlidir. Cennet, cehennem, mizan, haşr, sırat, hesap, mizan hep bunun için vardır zaten. Aksi halde rüzgarın önünde uçan yapraklar misali robotvari varlıklar olsaydık, ne dünyada sorumluluğun, ne de ukbada cennet ve cehennemin bir anlamı olurdu.

Bu meselede temeli böylece belirledikten sonra mevzuya dönelim; Allah Rasulu (sav) fakirlikten Allah’a sığınıyor yaptığı dualarda. Bununla ümmetine örnek oluyor. Zenginliği, dünya hayatında kendine yeter olma diye tanımlayacak, ne merde, ne de namerde muhtaç olmama çerçevesine oturtacak olursak, bu anlamda herkesin zengin olmasını istiyor. Helalinden rızk peşinde koşulmasını tavsiye buyuruyor, emr ediyor. Ferdi açıdan kalb selameti, fikir istikameti,  içtimai açıdan da toplumsal huzur, sosyo-ekonomik denge adına yukarıda bizim tanımını yaptığımız çerçevedeki zenginliğin ne kadar önemli olduğu izahtan varestedir. O halde kul olarak bize düşen bu manada fırsatları değerlendirmek, geleceği önceleyerek şimdiden adımlar atmak ve bu uğurda çalışmak çabalamaktır. Tabii helalinden olmak şartıyla. Tabii ki kul olarak hem Rabbimize hem de ailemiz, çevremiz ve insanlığa karşı asli vazifelerimizden dur olmamak şartıyla.

Geçenlerde bir gazetede “erken çocukluk dönemlerinde yaşanan fakirliğin insan beyni için zehir hükmünde olduğu” anlatılıyordu. İlmi bir tesbit olarak sunulan bu bilgi, bu dönemlerde yeterli beslenememe gerekçesine dayandırılıyor. Bugün dünyanın en zengin ülkelerinden sayılan ABD’ de bile bu manada fakirlik oranı %17.4 imiş. Yani beyin gelişimine engel olacak, çocuklarına beyinlerinin gelişmesi zamanında yeterli besin kaynağını bulamayan ailelerin oranı bu. ABD’de böyleyse gerisini siz varın hesap edin diyesi geliyor insanın.

Elbette bu manzarada milli ve milletler arası ekonomik, siyasi, askeri politikaların rolü var. Elbette gelir dağımındaki adaletin gözetilmemesinin etkisi büyük. Ve elbette insanların iradelerini sebepler planında aşan coğrafi şartların, iklimin vs. katkısı söz konusu. Ama bütün bunların varlığı bizim yanlış yorumlayarak, ‘fakirlik kaderimiz” diyerek tembellik yapmamızı gerektirmez.

En kötü zamanlarda dahi şahsi planda yapılabilecek çok şeylerin olduğuna inanıyorum ben. Yeter ki kadere taş atmayalım ve yeter ki helalinden kazanmasını ama bundan önce harcamasını bilelim.

Fakirlik kader midir sorusu üzerinde serd-i kelama başladık, bakın nerelere uzandık!

Ahmet Kurucan

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

19|68|Rabbine yemin olsun ki; onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra hepsini diz çökmüş halde cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.
Sura 19