Hâfızların Şefâati Var mı?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kur’ân-ı Kerim okumak ve öğretmek, biliyoruz ki çok fazi­letlidir. Çünkü O’nun değerli, kıymetli oluşu Allah kelâmı olu­şundandır. Dünyada, Kur’ân’a uyulursa ebedî âhiret hayatı kazanılacaktır. Kur’ân’a uyabilmek için içindekilerin ne olduğunu, Allah’ın bizden neler istediğini bilmemiz gerekir. Elbette ki sadece dilimizle okuduğumuz, gırtlaktan aşa­ğıya inmeyen Kur’ân’ın faydası olmayacaktır. Allah Teâlâ, Kur’ân’ı okuyup içini bilmemenin, uygulamamanın yani emir­lerini, yasaklarını dinlememenin durumunu bakınız nasıl anlatıyor:

“Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların (Tevrat öğretildiği halde onun emirlerini tutmayanların) duru­mu, Kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah Zâlimler toplulu­ğunu hidayete erdirmez.” (Cuma, 62/5)

Dediğimiz şartları yerine getirenlerin mükâfatını Allah Rasûlü anlatıyor. “Kim Kur’ân’ı okur, ezberler, helâl kıldığı şeyi de helâl kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse Allah, o kimseyi Cennete koyar. Ayrıca hepsine Cehennem şart olmuş bulunan âilesinden on kişiye Şefâatçi kılınır.”  (Tirmizî, Sevabu’l-Kur’ân 13). Kur’ân’ı ezberleyen, O’nun emir ve yasaklarını tutan hâfızın âilesinden on kişiye Şefâat edebilmesinin şartını Allah Rasûlü belirtiyor. Şefâat edilecek kişilerin de imân sahibi olmaları gerekir. “Cehennem şart olmuş bulunan” ibaresinden, imân sahibi ama büyük veya küçük günah sahibi Müslüman’ın cezasını çekmek üzere Cehenneme girecek tarzda olması anlaşılmaktadır. Bu hadis-i Şerifte; Kur’ân’ı öğrenmeye, ezber­lemeye, emir ve yasaklarını yerine getirmeye teşvik vardır. Bu mahiyette Kur’ân, vesile, şefâatçi olacaktır.

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Kim Kur’ân okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü babasına bir tâç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş, dünyadaki herhangi bir evde bulunduğu takdirde onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse Kur’ân’la bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak düşünebiliyor musu­nuz?”  (Ebû Dâvud, Salat 349) buyurmaktadır.

Zifiri karanlıklar içinde olunacak âhiret gününde, Kur’ân, onu okuyanların ve emir-yasaklarını tutanların yollarını aydınla­tacak, nimetlere kavuşmalarını sağlayacaktır. Güneş mahlûkâta faydalıdır. Dünyada Kur’ân’la yaşayan insan, âhirette etrafına faydalı olacak, şefâatçi olacaktır. Güneş, nasıl dünyada mah­lûkâta faydalı oluyorsa, Kur’ân’la yaşayan insan da âhirette mahlûkâta faydalı olacaktır.

Bu insan, şefâatçi olacak, en yüksek mertebeye çıkacaktır. Kur’ân onu yüksek derecelere çıkaracaktır. Kur’ân’ı ezberleyip, bilip yaşayan hâfız-ı kurrâ kişiler Allah’ın izni ile şefâatçi olacaklardır.

(Osman Oral, 100 Soruda Ahiret Hayatı)

Etiketler:,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

98|4|Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine/açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.
Sura 98