Haram Kazancın Maneviyata ve Nesle Tesiri

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) “Helal de bellidir haram da; ancak bu ikisinin arasında, ikisine de benzeyen bir kısım şüpheli şeyler vardır ki, insanların çoğu bunları bilemez, ayırt edemez. Bu şüpheli şeylerden sakınan insan dinini, ırzını ve haysiyetini korumuş olur; şüpheli alanda dolaşan kimse ise, bir korunun kenarında hayvanlarını otlatan çoban gibidir. Koru kenarında koyun güden çobanın koyunlarının her an koruya dalması muhtemel olduğu gibi, o da her zaman harama girme ihtimaliyle karşı karşıyadır. Biliniz ki, her melikin bir korusu vardır; Allah’ın korusu da haramlardır. Şu da bilinmelidir ki, cesette bir et parçası mevcuttur; o sıhhatli olunca beden de sıhhatli olur, o bozulunca beden de bozulur. İşte o, kalbdir!”” (Buhârî, Îmân 39, Büyû’ 2; Müslim, Müsâkat 107, 108) buyurmuştur.

Her şey için söz konusu olmasa da çoğu yerde insan neyin haram neyin helal olduğunu kavrayabilir. Müslüman’a yaraşan şey, helal kazanç yerini araştır­mak ve şüpheden uzak temiz, meşru yollardan kazanç elde etmektir. Allah (celle celaluhu) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Siz ey peygamberler! Helâl ve hoş şeylerden yiyip için, makbul ve güzel işler işleyin! Zira Ben yaptığınız her şeyi bilmekteyim.”(Mü’minun Sûresi, 23 /51) “Ey iman eden­ler! Si­ze kıs­met et­ti­ği­miz rı­zık­la­rın te­miz ve he­lâ­lin­den yi­yi­niz! “(Bakara Sûresi, 2/172). Yine bu meyanda Efendimiz (aleyhi ekmelüt-tehâyâ) “Bir kısım insan vardır, Allah’ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Hâlbuki bu, kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.” (Buhârî, Hums 7; Tirmizî, Zühd 41, (2375)) buyurarak haram kazançtan ümmetini nehyetmiştir.

Haram Kazancın Kişiye ve Nesle Tesiri

Diğer taraftan haram kazanç, mü’minin maneviyatına olumsuz manada tesir ettiği gibi nesline de tesir etmektedir. Bu konuyla ilgili açık beyanda bulunan bir ayet veya hadis bilmesek bile kalp gözü açık ehlullah arasında, haramla beslenen neslin haram irtikâp eden, önü alınamaz bir nesli netice vereceği konusunda çok ciddi tahşidatlar bulunmaktadır. Aynı şekilde haram kazanca tevessül eden haramla beslenen bir mü’minin ibadetinden lezzet alamayacağı, duasının makbul olmayacağı ile ilgili müşahedeler çoktur. Mesela Hak dostlarından biri şöyle demiştir: “Bazen haram bir lokma ile kalb öyle bir değişir ve başkalaşır ki, bir daha da eski halini alamaz. Bütün günahlar kalbi katılaştırır ve özellikle gece kıyamına mani olur. Teheccüd namazıyla ve gece ibadetiyle karanlıkları aydınlatmanın önündeki en büyük engel haram lokmadır. Helal lokma da, başka hiçbir şeyin yapamayacağı şekilde kalbe müsbet tesir eder ve onu cilalandırır; kalbi iyiliğe ve ibadete sevk eder. Kalblerini murakabe halinde bulunduranlar, haram lokmanın ya da helal rızkın tesirlerini -İslam’ın şehadetinden başka- kendi tecrübeleriyle de bilirler.”

Herhangi bir haramı irtikâp etmenin bazen maddî, bazen de manevî zararları olur. İbrahim Edhem hazretleri, “Ashab-ı kemal, ancak midelerine gireni kontrol etmekle kemale erebilmişlerdir.” der ve bilmeden de olsa haram yiyip içmekten çok korkardı. Hazreti Mevlânâ da, “İlim de hikmet de helal lokmadan doğar; aşk da, merhamet de helal lokmayla meydana gelir. Bir lokma, haset ve hileyi netice verirse, cehalete ve gaflete sebep olursa, bil ki, o lokma haramdır. Hiç buğday ekilip de arpa hasat edildiğini gördün mü?” demiş; hem sâlih bir insan olmanın hem de sâlih evlat yetiştirmenin helal rızıkla çok alâkalı olduğuna vurguda bulunmuştur.

Abdulkadir Geylanî, İmam Şazilî, Şah-ı Nakşibend ve İmam Gazâlî misillü mana âleminin sultanları, tasavvufi tecrübeleriyle haram lokmanın insanlar üzerinde menfi tesir icra ettiğini ve haramla beslenen anne-babadan dünyaya gelecek çocuğun da -istisnalar hariç- manevî yapısının bozuk olacağını belirtmektedirler. Onlar da bu sahanın hekimleri olarak haram lokmaların bazı haramzâdelerin meydana gelmesine yol açtığını söylemektedirler. Son olarak saadet asrından bir tabloyla konumuzu noktalayalım. Bir gün Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri, “Ya Rasûlallah, dua buyur da, Allah Teâlâ, benim her duamı kabul etsin!” istirhamında bulununca, İnsanlığın İftihar Tablosu, “Dualarınızın kabul olmasını istiyorsanız, helal lokma ile besleniniz! Çok kimse vardır ki, haram yer, haram giyinir; sonra da ellerini kaldırıp dua eder. Böyle birinin duası nasıl kabul olunur ki?” demiştir. Bir başka vesileyle de bu beyanını şöyle teyid etmiştir: “Helal ve temiz gıdalarla beslen ki, duaların kabul olsun.” Helal-haram mevzuundaki bu nebevî teşvik ve tergîblerden dolayıdır ki, başta Ashâb-ı Kirâm efendilerimiz olmak üzere bütün ehlullah harama bulaşmamaya azamî derecede hassasiyet göstermişlerdir. Bu yönüyle anne-babalar kazançlarının helal olmasına ve çocuklarına helal lokma yedirmeye özen göstermelidirler.

Haram Kazancın Uhrevî Neticeleri

Haram kazanç, müminin hem dünyasını hem ahiretini hem manevi hayatını hem de neslini ifsad eden bir zehirdir. Manevi hayatı ve nesli nasıl mahvettiğini az önce izah ettik. Haram kazancın uhrevi neticelerine gelince; gayr-i meşrû yollarla elde edilen kazanç, bir cehennem zakkumu mesabesindedir. Dahası, Rehber-i Ekmel Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), haram lokmayla beslenen bir insanın vücudundaki haramın ancak Cehennem’le temizleneceğini belirterek ümmetini uyarmıştır. Kur’an-ı Kerim’de haram kazanç sağlayanların (faiz) şeytan çarpmış gibi haşrolacakları ve faizden vazgeçmedikleri takdirde cehenneme girecekleri şu şekilde ifade edilmiştir: “Fa­iz yi­yen­ler tıp­kı şey­ta­nın çarp­tı­ğı kim­se­nin kal­kı­şı gi­bi kal­kar­lar. Bu, on­la­rın “Alış ve­riş de fa­iz gi­bi­dir.” de­me­le­rinden­dir. Hâlbuki Al­lah alış ve­ri­şi mubah, fa­izi ise ha­ram kıl­mış­tır. Her ki­me Rab­bin­den bir ta­li­mat ge­lir, o da fa­iz­den vaz­ge­çer­se, da­ha ön­ce yap­tı­ğı mu­ame­le ken­di­si için ge­çer­li­dir, hak­kın­da­ki hü­küm de Allah’a ait­tir. Her kim tek­rar fa­iz­ci­li­ğe baş­lar­sa, iş­te on­lar ce­hen­nem­lik­tir, hem de ora­da ebe­dî ka­la­cak­lar­dır.” (Bakara Suresi, 2/275)

Başka bir hadis-i şerifte Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem hazretleri haksız yere -misvak ağacından bir çubuk bile olsa- kazanç sağlayanların cehenneme gireceğini haber vermiştir: “Kim Müslüman bir kimsenin hakkını, yemini ile ele geçirirse artık onun için cehennem vacib olmuştur. Allah Teala ona cenneti de mutlaka haram kılmıştır.” “Ey Allah’ın Resulü! Az bir şey olsa da mı?”  diye sormuşlardı. “Misvak ağacından bir çubuk bile olsa!” cevabını verdi.” (Müslim, İman, 218, (137); Nesâî, Kada 29).

Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, ganimet mallarından bir miktar malı haksız yere zimmetine geçiren birisinin cehenneme gittiğini haber vermiştir. Evet, haram kazanç günahtır, ahirette cehenneme inkılâb eder. Kul hakkı yiyerek haram kazanmak ise daha çirkin bir günahtır. Kamu mallarını yani milletin malından haksız kazanç sağlamak ise herhalde haram lokmanın en dehşetlisidir. Bunu ise ancak cehennem temizler. Allah celle celaluhu bizleri, neslimizi haram kazancın, haram lokmanın her türlüsünden uzak tutsun.

Kaynak:

M. Fethullah Gülen, Ölümsüzlük İksiri

Prof. Dr. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

34|50|De ki: "Eğer saparsam, öz benliğim aleyhine saparım. Doğruyu ve güzeli bulursam bu, Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Çünkü O, Semî'dir, Karîb'dir."
Sura 34