• duanın-dinimizdeki-yeri-ve-önemi
  • namazın-önemi
  • duada-usul-nasıl-olmalıdır
  • namaz-ve-kalp-sağlığı
  • israf-ve-düşündürdükleri
  • islamda_savaş_hukuku
  • islamda-insan-haklarının-sınıflandırılması
  • osmanlıda_hukukun_üstünlüğü
  • hukuk_hukuk_üstünlüğü_uygulama
  • flört-mü-nişanlılık-mı-evlilik-öncesi-süreç
  • DUANIN DİNİMİZDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

    Dua; Arapça bir kelime olup, seslenmek, çağırmak, yardıma çağırmak, yardım talep etmek, Devamını Oku

  • NAMAZIN ÖNEMİ

    Namaz Allah’a ulaşmaya, varlığı yorumlamaya, değişik ilimlerle kâinatı hallaç etmeye müsait yaratılan bu mükemmel insanın tabiatına en uygun bir ibadettir. Devamını Oku

  • DUADA USUL NASIL OLMALIDIR?

    Duâya başlarken “eûzü”çekilmesini hükme bağlayan bir kayıt yoktur. Devamını Oku

  • NAMAZ VE KALP SAĞLIĞI

    Allah’ın (celle celâluhu) yarattığı, emrettiği, yasakladığı hiçbir şeyde çirkinlik, gayesizlik, başıboşluk ve abesiyet yoktur.Devamını Oku

  • İSRAF VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

    “Malını gereksiz yere saçıp savurma; çünkü gereksiz yere malını saçıp savuranlar-israf edenler, şeytanların kardeşleri olmuşlardır.Devamını Oku

  • İSLAM'DA SAVAŞ HUKUKU

    İnsanlık tarihinin her döneminde, devletlerarası meseleler öncelikle diplomatik yollarla aşılmaya çalışılmış, bu yolların tıkanmasıyla...Devamını Oku

  • İSLAM'DA İNSAN HAKLARININ SINIFLANDIRILMASI

    İslâm hukuku kuralları; din, can, akıl, nesil ve malın korunmasını hedefler.Devamını Oku

  • OSMANLI'DA HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

    Osmanlı hakkındaki yanılgılardan birisi, padişahın, dönemin kralları gibi sınırsız yetkilere sahip zannedilmesidir.Devamını Oku

  • HUKUK, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE UYGULAMA

    Toplum düzeninin sağlanıp huzur ve güvenin yerleşmesinde, şahıs veya komitelerin üstünlüğünden ve...Devamını Oku

  • FLÖRT MÜ, NİŞANLILIK MI? EVLİLİK ÖNCESİ SÜREÇ

    Ta baştan sağlam esaslar üzerine kurulmuş ve maddî-mânevî saadetin dalgalanıp durduğu bir yuva...Devamını Oku

Hıristiyanlar cennete girebilir mi?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

“Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün Resûlullah” demeyen, bu hakikate inanmayan cennete giremez. Hıristiyanların ve diğer gayr-i müslimlerin bülûğa ermeyen çocukları öldüklerinde mükellef olmadıkları için cennete gireceklerdir. Mükellef Hıristiyanlar, eğer fetret ehli değillerse Allah’ı ve Efendimizi (sallallâhu aleyhi ve sellem) kabul etmedikten sonra cennete giremezler. Fetret ehli iseler, fetret ehlinin kurtulacağına dâir ulemâ ittifak ediyor. Zamanımızda ise fetretin devam ettiği hükmü ağır basmaktadır. Fakat kimin ehli fetret olduğunu kimin olmadığını bilmek normal şartlarda çok zordur. Bu ancak ehl-i keşfe müyesser olur. Günümüzde fetretin devam ettiğini belirten, ehl-i keşif zâtlardan Bediüzzaman Hazretleri, bu konudaki bir müşâhedesini, hakîkatten aldığı haberi, manevî ihtârı şöyle dile getiriyor:

(Gayet ehemmiyetlidir)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musîbet-i beşeriyeden bîçarelere gelen felâketler, helâketler, sefâletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki: Böyle musîbetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevî merhamet ve mükâfat vardır ki, o musîbet ona nisbeten çok ucuz düşer. Böyle musîbet-i semâviye, masumlar hakkında bir nevî şehâdet hükmüne geçiyor.

Üç-dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiç bir haberim yokken Avrupa’da Rusya’daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O manevî ihtarın beyan ettiği taksimât, bu elîm elem-i şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:

O musîbet-i semâviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musîbeti hiçe indirir.

On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem’den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî’ye (aleyhissalâtü vesselâm) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa’nın (aleyhisselâm) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa’ya (aleyhissalâtü vesselâm) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zaîfler, müstebid büyük zalimlerin cebr ü şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet, onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalaletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikattan haber aldım. Cenab-ı Erhamürrâhimîn’e hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem-i şefkatten teselli buldum. (Kastamonu Lâhikası, Şahdamar Yay. s.83).

Dikkat edilirse, burada Üstad Hazretleri, meseleyi masûmiyete, mazlûmiyete ve Hazreti İsâ’ya mensubiyete bağlıyor ve bu sıfatlara sahip olanların kurtuluş ümidinden bahsediyor. Yoksa meseleyi umûmîleştirip bütün Hıristiyanlar cennete girecek demiyor.

Not: Sitemizden “fetret” kelimesiyle arama yapınız.

Etiketler:, ,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

7|178|Allah'ın yol gösterdiği, gerçeğe varmıştır; saptırdıkları ise hüsrana batıp kalmıştır.
Sura 7