Buradasınız: Ana SayfaKAYNAKLARİlmihal
  

Cumada Aranan İcabet Saati

Yazar : Akademi A. Heyeti


Tarih : 6/2/2011

Namaz, sefine-i dinin direği ve mümine gideceği yönü gösteren pusula gibidir. Başka bir ifadeyle o, mümini miraca yükseltecek, bir ucu kendi elinde, diğer ucu da Allah'ın elinde olan bir merdiven ve hablü'l-metin (sağlam bir ip)dir. Bütün bu evsafa sahip namazın özü ise, maşeri vicdanın heyecan ve helecanının ifadesi, Cuma namazıdır. Dolayısıyla o, uyanık bir kalb ve gönülle idrak edilmelidir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Onda, bir saat vardır; Müslüman bir kul namaz kılar olduğu halde, o saate erse, Allah'tan her ne istemişse onu Allah kendisine mutlaka verir"buyurur. Bu anın hangi an olduğu hususunda Sahabe, Tabiin ve daha sonra gelen fukaha-i izam, değişik zamanlar söylemişlerdir. Meselâ; Abdullah İbni Selâm (r.a.): "Resulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) oturuyordu. Ben: "Allah'ın kitabında (Tevrat'ta) şu ifadeyi buluyoruz: "Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, mümin kul o saati denk getirerek namaz kılıp Allah'a dua ettiği takdirde isteği mutlaka yerine getirilir."dedim. Benim bu sözüm üzerine Resulullah: "Yahut bir saatin bir kısmı"diye bana işaret buyurdu. Ben de: "Doğru söylediniz veya bir saatin bir kısmı"diyerek sözümü düzelttim. Sonra sordum: "Bu vakit (Cumanın) hangi vaktidir?"Bana: "O, gündüzün saatlerinin sonudur."diye cevap verdi. Ben: "Bu saat namaz vakti değildir."deyince bana şu cevabı verdi: "Evet, mümin kul namaz kılar, sonra müteakip namazı beklemek maksadıyla oturursa o, sevap yönüyle aynen namaz kılıyor gibidir."der. İhtimal, tıpkı "Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın içinde dolaşıp durduğu gibi, o an da Cuma günü içinde gezip durmaktadır. Dolayısıyla o dakikayı yaşayabilmek, Cuma gününü bir bütün olarak yaşayıp Allah'a tam bir teveccüh ile yönelmeye bağlıdır.