Buradasınız: Ana SayfaKAYNAKLARİlmihal
  

ALLAH'IN VARLIĞININ DELİLLERİ

Yazar : Akademi A. Heyeti


Tarih : 6/2/2011

O'nun varlığı delil gerektirmeyecek kadar açıktır. Ne var ki, varlığı her şeyden açık olan O yüce Yaratıcı, Zatı itibariyle gözlerin bizatihi göremeyeceği, idrak edemeyeceği kadar da yüce ve eşsiz bir Varlık'tır. Bu itibarla yüce Yaratıcı kendisini bize, Zat'ıyla değil, yaratmış olduğu eserler ve göndermiş olduğu rehberlerle tanıtmak istemektedir. O'nu bize anlatan veya bizi O'na götüren bu delilleri dört başlık altında sıralayabiliriz:

1. Kâinat

2. İnsanın kendisi

3. Kur'ân-ı Kerim

4. Peygamber Efendimiz (sas)

Kâinat

Muhteşem bir sanat eseri olan kâinat, insandaki aklî ve hissî bütün duyguları fazlasıyla uyaracak inceliklere, güzelliklere ve sırlara sahiptir. Bu âlemde, görebilen gözler için her şey, şüpheye yer bırakmayacak şekilde O'nun varlığını haykırmaktadır:"Gökleri ve yeri var eden Allah hakkında şüphe mi olur?"(İbrahim, 14/10)

İnkâra şartlanmamış her bir akıl, kâinatın göz kamaştıran mimarisi ve baş döndüren düzenli işleyişinden hareketle, kâinattan objektif veriler elde edebilir ve onu âdeta bir kitap gibi sayfa sayfa okuyabilir.

Bir yerdeki düzen, o düzeni kuran birisini, bir eserdeki san'at onun sanatkârını ve yine bir yerdeki ihsan ve ikram, orada var olan bir ihsan ve ikram sahibini göstermez mi? Bu cümleden olarak, eğer insan, gaflet ve şartlanmışlıkla bozulmamış kalp/akıl gözüyle bu kâinata bakabilirse, ondaki san'at, düzen, plân ve ihsan gibi hakikatleri görecektir. Ve onların sonsuz bir ilim, kudret ve ihsan sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını gösteren birer delil olduğuna inanacaktır. Ancak burada şunu da hatırlatmamız gerekir ki, bu nizam ve güzellik bir yaratıcının olduğunu anlamamız için yeterli olsa da, yaratıcının özelliklerini, ona nasıl ulaşacağımızı, bize verdiği bunca nimetler karşısında duygularımızı nasıl ifade edebileceğimizi anlayabilmek için tek başına yeterli değildir. Yüce Yaratıcıyı ve bizim ne şekilde kulluk yapacağımızı öğreten O'nun gönderdiği peygamberler ve vahiydir.

İnsanın Kendisi

İnsan, hem fizikî yönüyle hem de onu varlıklar hiyerarşisinin en üstüne çıkaran ruhunun/vicdanının diliyle- Allah'ın varlığına şahitlik eden canlı bir delildir. Özellikle insanoğlunun sahip kılındığı vicdan mekanizması, yaşadığı varlık âlemi ile gayb âlemi arasında bir buluşma noktası oluşturur. Allah'ın varlığı ve birliği konusunda bir pencere vazifesi görür. Kişiye özel ve fevkalâde duru bir kaynak oluşturur.

Günahlarla karartılmamış, şartlanmışlık ve ön yargılarla ayarı bozulmamış her bir vicdanın ibresi, Sahib'ine doğrudur. Zira, temelde bütün vicdanların ibresi, Allah tarafından, kendisini gösterecek şekilde ayarlanmıştır.

İnsan fıtratının şuurlu cephesinin diğer bir adı olan bu dil, asla yalan söylemez ve de Yaratıcı'sını terennüm eden sesi külliyen yok olmaz. Ancak bu sesin inkârla kısılması veya bastırılması imkânsız değildir.

Kur'ân-ı Kerim

Kur'ân, Allah'ın varlığına en büyük delillerdendir. Böylesine ihatalı; geçmişten, gelecekten, haşirden, âhiretten bahseden, kâinatın ve âhiretin yol haritasını veren bir kitap her şeyden önce kendisini gönderen Yüce Zat'ı haykırmaktadır. Her devir insanının cevap bulmak zorunda olduğu "Ben kimim? Neden böyleyim ve nereye gidiyorum? Ölümle çıkmak zorunda olduğum bu dünyada işim ne? Beni kim bu âleme gönderdi ve irademin dışında gelmiş olduğum bu yerlerin anlamı nedir? Buradan gitmek istemediğim halde neden kalamıyorum? Ölüm nedir? Ölümden ötesi var mıdır? Varsa nasıldır?.."vb. bütün bu ve benzeri soruların cevapları Kur'ân'dadır.

Peygamberimiz Muhammed (aleyhissalatu vesselâm)

O, getirdiği Kitap ve o Kitab'a göre ortaya koyup uyguladığı hayat(temsil) ve gösterdiği hedeflerle Allah'ı tanıtan canlı bir örnektir. Çöl ikliminde yaşayan bedevi kabilelerden asırlara hitap edecek medeniyetler kuran bir toplum vücuda getirmesi ve de, onun insanlığa verdiği hareketin günümüzü bile derinden etkileyip, dinamik hale getirmesi, insanların Allah'ı tanımasına yardımcı olacak güçlü bir delildir.