Buradasınız: Ana SayfaMAKALELERBiyografiler
  

Ömer B. Abdülaziz

Fasıldan Fasıla 1

Yazar : M. Fethullah Gülen


Tarih : 6/2/2011

Ömer B. Abdülaziz ve Bir Mukayese

Ömer b. Abdülaziz, anne tarafından Hz. Ömer’in (ra) torunudur. Ömer, önceden av ve saire ile meşgul olup sarayda da debdebeli bir hayat yaşarken, halife olunca kendisini bütünüyle hizmete ve uhreviliğe adar, herşeyden elini eteğini çeker. Bir kaç zevcesi vardır; Onlara hayatlarının artık eskisi gibi refah ve mutluluk içinde olamayacağını söyleyerek, “isteyen kalabilir, isteyen gidebilir” der, kalan kalır. Kalan hanımlarının bütün süs ve ziynet eşyalarını alarak “bunlar milletin malıdır, millete iade edilmelidir” der ve hazineye teslim eder. Sırtına bir eski hırka geçirir. Ve zâhidâne bir hayat yaşar. Düşününki o günkü devletin sınırları, Aral gölü, Maveraünnehir, Batı Türkistan ve Afganistan’ı da içine alan geniş bir alanı kaplar. Evet, bir yanda, Türk bölgeleri, öte yanda Cebel-i Tarık, Kuzey Afrika, Habeşistan ve Arap yarımadası bütünüyle Emevi devletinin sınırları içindedir. Yani Ömer bin Abdülaziz bugünkü Türkiye’nin kırk katı büyüklüğünde bir devletin başında halifedir. Devrinde, mal sahibi zenginler, zekat verecek kimse bulamayacak kadar bir zenginlik yaşanıyordu. Yıllar önce Efendimiz (sav), onun bu devrine işaretle, “Bir gün elinizde zekatınız, kapı kapı dolaşacak fakat onu verecek kimse bulamayacaksınız” buyurmuşlardı. O, işte böyle bir devletin başında iki seneden az fazla kalır ama, sanki 100 sene kalmış gibi ıslahat yapar. Emeviler arasında Raşid halifeler hakkında o güne kadar süregelen yanlış telakkileri düzeltir. Bugün hutbelerde “muhakkak Allah adalet ve ihsanla emreder” mealindeki ayet, camilerde onun adaletle gürleyen sesi-soluğu olur. Adaletsizliğe, fuhşa karşı âdetâ savaş ilan eder. Ve o debdebeli saraylar yerine raşid halifeler gibi âbidâne, zâhidâne bir hayat yaşamaya başlar. Bu sebeplerdendir ki dört halifeden sonra bir beşincisi varsa o da Ömer bin Abdülaziz’dir” demişlerdir. Bu bir tarz-ı telakki ve kabulleniştir. Başka yaklaşımlar da vardır. Biri bir gün Hasan Basri Hazretlerine sorar: “Sen Ömer bin Abdülaziz’le Vahşi (ra)’yi nasıl görüyorsun? “Hasan-ı Basrî: “Ömer b. Abdülaziz, ancak Vahşi’nin atının burnundaki bir toz olabilir” der. Çünki Vahşi sahabidir, Ömer b. Abdülaziz sahabi değildir. Dolayısıyla kıyaslama, değerlendirme yaparken veya bir sahabi hakkında şöyle-böyle bir hüküm verirken, huzur-u Rabbi’l-Aleminde çok mahçup olabileceğimizi hatırdan çıkarmamak gerektir. Evet, mahkemede kapıcılık yapamayacak olan kimseler, hakim olarak sahabiler hakkında karar vermemelidirler.