Kadının ev içi kıyafeti nasıl olmalıdır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kadınların ziynetlerini ve buna bağlı olarak da ziynet yerlerini kimlere gösterip, kimlere gösteremeyeceklerini bizzat Kur’ân-ı Kerîm açıklamıştır. Nur Sûresinin 31. âyetinde, kadının mahremlerinin kim oldukları sayılmış ve ziynetlerini ve ziynet yerlerini ancak onlara gösterebileceklerine işaret edilmiştir. Baş, boyun, kollar ve bacaklar ziynet yerleridir. Ne var ki bacaklar konusu diğerlerinden daha hassastır.

Kadın, yabancı erkeklerin bulunduğu yerlerde; avret olan tüm bölgelerini örten, vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde geniş, süslü, kokulu ve çekici olmayan elbise giymelidir. Yabancıların bulunmadığı evde kadının geniş ve her tarafını örten elbise giyme zorunluluğu yoktur. Başı, kolu, bacağı açık dolaşabilir. Hele kocası istiyorsa -evde çocuk varsa onları da gözetmek şartıyla- çarşıda pazarda görülecek en etkileyici açıklık, makyaj ve elbise ile bulunabilir. Eşinin ilgisini sokaktan evine çekmek ve böylece onu haramdan korumak isteyen kadınlar için bunun bir ibadet olduğu da söylenebilir. Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem): فَإِذَا أَبْصَرَ أَحَدُكُمُ امْرَأَةً فَلْيَأْتِ أَهْلَهُ فَإِنَّ ذٰلِكَ يَرُدُّ مَا في نَفْسِهِ“Sizden birinize bir kadın câzip gelecek olursa derhal evine ve kendi hanımına gitsin; aynı şey onda da mevcuttur.”[1] buyurmalarında buna işaret vardır. Özellikle günümüzde, dinini yaşamak ve eşiyle beraber huzurlu bir hayat sürmek isteyen kadınların, sokağın günaha çağıran cazibesinden daha tesirli bir cazibeyi evde eşlerine sunmaları gerekir.

Bununla beraber evdeki havanın maneviyattan uzaklaşmaması adına da dikkat edilmesi icab eder zira aile içerisinde korunması gereken bir manevî hava vardır. Bütün aile fertleri bu manevî hava içerisinde huzur bulur. Gereksiz ve dikkatsiz açık saçıklık ise bu huzuru deler. Özellikle evde çocuklar varsa daha bir hassasiyet iktiza eder. Onların zihnî ve manevî gelişimi açısından annelerinin açık saçık olmaması önemli rol oynar. Evde hiç kimse olmasa dahi melekler, ruhaniler vardır. Her şeyden önemlisi de kendisinden en çok utanılması gereken Allah vardır.

Evet, bir kadın, evde kocasına cazip görünmekle beraber utanma duygusunu, kendi konumunu ve cazibesini bitirecek derecede açılıp saçılmadan da kaçınmalıdır. Utanma duygusu Allah’a, meleklere, ruhanilere ve insanlara karşı taşınması gereken bir histir, fazilettir. Evet, bir annenin çocuk nazarındaki konumu çok ehemmiyetlidir. Bu zedelenirse, çocukta istenmeyen haller görülmeye başlar. Cazibe ise koca içindir. Bir kadın evinde sürekli açık saçık duruyorsa, zamanla kocası nazarında cazibesini yitirebilir çünkü böyle bir kadın orijinal olmaktan çıkar. Hatta şöyle de denebilir: Kadın evde, kocasına cazip görünmek için açılıp saçılmaktan ziyade cazip, şirin ve şık giyinmelidir. Giyim, bir gizem oluşturur, gizemlilik merakı celbeder, merak da cazibeyi arttırır. Evet, evdeki kadın “konum” ve “cazibe” arası bir denge kurmalıdır.

Günümüzün şartlarını, ev yapılarını, apartmanların birbirlerine yakınlığını, pencerelerin âdeta gözetleme mekânları oluşunu, kapıya kadar gelen sucuyu, elektrikçiyi, tamirciyi vs. düşündüğümüzde ise meseleyi daha başka açılardan da düşünmemiz gerektiği ortaya çıkar. Evet, zamanımızın şartları neticesinde mahremiyete uymayan pek çok durum yaşanmaktadır. Bir kadın bütün bu durumları da nazar-ı itibara almak zorundadır. Abdullah b. Abbas’ın anlattığına göre “Ümmü Seleme Validemiz, daha faziletli olsun diye, evinin içinde dahi cilbabını çıkarmazmış…”[2]

Meselenin bir de alışkanlıkla ilgili tarafı vardır: Evinin içinde sürekli dekolte giymeye çalışan bir kadının, kapanması gereken yerlerde kapanmayı çok iyi becerebilmesi zorlaşır. İstemese de bazı hatalar işleyebilir. Böyle bir mahzurdan kaçınmak için de evin içinde dahi dikkatli olan kadınlar, yine takva yolunu seçmiş olurlar.

Özetlersek, kadın, evinin içinde nâmahreme görünmeden; baş, boyun, kol ve bacakları açık dolaşabilir. Ancak kendine daha çok dikkat ederse, takvaya daha uygun davranmış olur. Bu çerçevede göbek ile diz kapağı arasını açmaması takvaya şayeste bir davranıştır çünkü bu durum melekleri rahatsız eder. Nitekim Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır: إِيَّاكُمْ وَالتَّعَرّي! فَإِنَّ مَعَكُمْ مَنْ لَا يُفَارِقُكُمْ إلَّا عِنْدَ الْغَائِطِ وَحينَ يُفْضِي الرَّجُلُ إلٰى أَهْلِهِ “Çıplak oturmaktan sakının çünkü tuvalet ve cinsî münasebet anı hariç insanla sürekli bulunan melekler vardır. Onlara karşı da hayâlı olun ve onlara ikramda bulunun.”[3] Bu hadis-i şerif gereği, karı-koca, ev içerisinde helâl dairede birbirlerinden istifade edecekler ama melekleri de utandırmamaya çalışacaklardır. Ayrıca kadınlar, “Yalnız olduğumuzda da çıplak olmamaya özen gösterecek miyiz?” diye soran bir sahabiye, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) vermiş olduğu: فَاللّٰهُ أَحَقُّ أَنْ يُسْتَحْيَا مِنْهُ “Allah utanılmaya insanlardan daha layıktır.”[4] cevabını unutmamalıdırlar.


[1] Müslim, nikâh 9; Ebû Dâvud, nikâh 44.

[2] İbnü’l-Esir, Câmiu’l-Usûl, 10/647 (8270).

[3] Tirmizî, edeb 42.

[4] Ebû Dâvud, hammâm 3; Tirmizî, edeb 22.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

40|49|Ateştekiler, cehenem bekçilerine şöyle der: "Rabbinize yakarın da azabı bizden bir gün olsun hafifletsin!"
Sura 40