Kur’ân-ı Kerim’de değişik yerlerde “lağv” ifadesine dikkat çekilerek mü’minlerin ondan yüz çevirmeleri, uzak durmaları isteniyor. Lağv ne demektir, hangi söz ve fiiller lağviyata girer?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Lağv kelimesi; insana dünyevî-uhrevî, maddî-mânevî herhangi bir faydası dokunmayan, gereksiz, boş, malayani, fuzulî söz ve fiillere denir. Ayrıca o, herhangi bir bilgi ve tefekküre dayanmaksızın, sırf dine ve dindarlara karşı hakaret ve istihzada bulunma maksadıyla ortaya konan incitici, çirkin söz ve davranışlar manasına da gelmektedir. Şimdi isterseniz âyet-i kerimelerden misaller vermek suretiyle bu mevzuu bir nebze açmaya çalışalım.

Bir Kelimeyle Batma

Mü’minûn sûre-i celîlesinde, hakikî ve kâmil mü’minlerin vasıfları anlatılırken وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ “(O mü’minler), her türlü boş, faydasız ve mânâsız söz ve davranışlardan yüz çevirir ve uzak dururlar.”[Müminûn sûresi, 23/3] buyurulmaktadır. Evet, mü’min maddî-mânevî herhangi bir kazancı olmayan söz, fiil ve davranışlardan uzak durur. Çünkü o, âhireti peyleme mevzuunda zamanı öyle kullanmalıdır ki, yaşadığı zaman dilimi, ahirette ona Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’la (aleyhi efdaluttahiyyât ve ekmelütteslîmât) bir sofranın başında oturma ve Allah’ın (celle celâluhu) rızasına erip cemali ba kemalini müşâhede etme lütfu şeklinde kendine geri dönsün. Bundan dolayı o, vaktini ya kitap okuyarak, dua ederek, sohbet-i cânan eksenli müzakere ve

musâhabelerde bulunarak veya hak ve hakikat yolunda hizmet ederek, hizmete engel teşkil eden problem ve açmazları ortadan kaldırmak için çözümler üreterek geçirir ki, bunların hepsi birer ibadet sayılır. Çünkü doğrudan hizmet etmenin yanı başında, hizmeti kolaylaştıracak ameliyelerde bulunma da bir hizmettir. Böylece mü’min, bu türlü hayırlı işlerle vaktini geçirmek suretiyle boş yere konuşmamış, zamanını israf etmemiş, faydasız iş ve meşguliyetlerle kalb ve ruhunda yaralar açacak bir duruma sebebiyet vermemiş olur. Zira insan, laubalice konuşmalar, boş lakırdılar, düşünülüp taşınılmaksızın ağızdan çıkan söz ve lafızlarla hiç farkına varmaksızın kalb ve ruhunda yaralar açıp latîfelerini öldürebilir.

Bu noktada, çok tekerrür etse de önemine binaen ve mevzuumuzla alâkalı kısmına dikkat çekerek Hazreti Pîr’in bu konudaki o veciz ifadesini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. O diyor ki: “Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma.” [Bediüzzaman, Lemâlar, s. 16-170] Demek ki, yerinde, fuzuli bir konuşma, tek bir kelime dahi insanın helakine, kayıp gitmesine sebebiyet verebilir. O hâlde bize düşen “Leylî sözü söyle yoksa hâmûş! – Sevgiliden söz et, aksi hâlde sus!” ifadeleriyle dile getirilen hakikati hayatımıza hayat kılmak yani ya sürekli Sevgili deyip inlemek veya sükût etmek olmalıdır. Zaten İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi

ekmelüttehâyâ) Efendimiz de kendisine atfedilen mübarek bir sözde mü’minin sözünün hikmet, sükûtunun da tefekkür olması gerektiği [el-Münâvî,Feyzü’l-Kadîr, 2/314] tavsiyesinde bulunmuyor mu? O hâlde ağzımızı açıp bir şey konuştuğumuzda ya din-diyanet adına, ülke ve ülkümüz hesabına bir fayda sağlayacak, bir mânâ ifade edecek şeyler konuşmalı veya bu faydaları temin edecek meseleleri tefekküre dalarak sükûtumuzu bir tefekkür zemini hâline getirmeliyiz. Zaten insanın konuşmadan önce konuşacaklarını düşünmeye ihtiyacı vardır.

Evet, yutmadan önce çiğnemek ne ise konuşmadan evvel düşünmek de odur. İnsan, ağzındaki lokmayı çiğnemeden yutmaya kalkışırsa vücudunda değişik komplikasyonlara sebebiyet verebilir ve hatta bu sebeple hayatını kaybedebilir. Aynen öyle de düşünülüp taşınılmaksızın ağızdan çıkan bir söz, yerine göre insana öyle bir zarar verir ki, insan o tek bir sözle latîfelerini soldurup öldürebilir. (Fethullah Gülen, Cemre Beklentisi, s. 60-62)

İki âyet-i kerime:

“Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.” (Müminûn Suresi, 23/3)

“Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.” (Furkan sûresi, 25/72)

Bazı Hadis-i Şerifler

Malâyâniyi terk etmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.

Malâyâni ile meşgul olanın hatası, günahı çok olur.

Kıyamet günü günahı en çok olan malâyâni konuşandır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebu Zer hazretlerine de buyurdu ki: (Sana bedene hafif, fakat terazide ağır [ahirette sevabı çok] olan bir

amel öğreteyim! Şükür et, güzel ahlaka sahip ol ve malâyâniyi terk et!)

“Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil! İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce

zenginliğin ve ölümden önce hayatın kıymetini bil!” Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), tavla oynayan bir grup insana buyurdu ki: “Oyunla meşgul olan el ve kalblere, boş ve bâtıl sözlere

yazıklar olsun.”

Etiketler:, ,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

75|32|Tam aksine, yalanladı, gerisin geri döndü.
Sura 75