Kur’an-ı Kerim’e Abdestsiz Dokunmanın Hükmü

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Âlimlerimiz, büyük hades/gusülsüzlük halinde olan kimsenin Kur’an’a dokunmasının haram olduğu hususunda icma etmişlerdir. Bu hususta sadece Davud-i Zahirî’nin ve onun takipçilerinin muhalefeti olmuştur.1

Kur’an-ı Kerim’e küçük hades yani abdestsiz olarak dokunma hususunda ise âlimler iki farklı görüş serdetmişlerdir:

Birinci görüştekiler, Kur’an’a abdestsiz dokunmanın caiz olmadığını söylemişlerdir. Bu görüşü savunanların arasında sahabeden Hz. Ali, Abdullah ibn-i Mes’ûd, Sa’d b. Ebî Vakkâs, Abdullah ibn-i Ömer, Said ibn-i Zeyd ve Selmân-ı Fârisî bulunmaktadır. Tabiîn-i Kirâm arasından Atâ ibn-i Ebi Rabah, İbn-i Şihab ez-Zührî, Hasan el-Basrî, Tavûs ibn-i Keysân, Salim ibn-i Abdullah ibn-i Ömer, Nehaî ve Medine’nin yedi fakihi sayılabilir.2 Bunun yanında dört mezhep imamı da, Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz dokunulamayacağı görüşündedirler.3 Bu hususta istisna olarak Malikî mezhebinde, ilim talebeleri ve hocalar için devamlı olarak abdestli bulunmanın zorluğundan dolayı ve aynı şekilde hayızlı olan kadınların da cünüp kimsenin aksine olarak öğrenme zaruretinden dolayı Kur’an’a abdestsiz olarak dokunulabileceğini söyleyenler olmuştur.4

Kur’an-ı Kerim’e Abdestsiz Olarak Dokunulmaz Diyenler ve Delilleri:

Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz olarak dokunulamayacağını söyleyen selef âlimleri, bu görüşlerini Kur’an, sünnet, sahabe kavli ve daha başka delillerle kuvvetlendirmişlerdir.

Kur’an’dan Delil:

Bu hususta:

إِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَرِيمٌ فِي كِتَابٍ مَكْنُونٍ لَا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ

“Bu ki­tap, pek de­ğer­li, şe­ref­li bir Kur’ân’­dır. O iyi ko­run­muş bir ki­tap­ta, Levh-i Mahfuz­da­dır. Ona ter­te­miz olan­lar­dan baş­ka­sı do­ku­na­maz.”5 ayet-i kerîmesi delil olarak serdedilmiştir.

Ayetteki siyga/kip hasr/sınırlama üzere gelmiş ve Kur’an’a dokunma sadece temizlikle sınırlandırılmıştır. Bu mevzuda “mutahharun=temizlenmiş” olmayanlar için ise mani bulunmaktadır.6 Ayette geçen“mutahharun” kelimesinden murad, bütün necaset ve hadeslerden temiz olan âdemoğludur. Ayetin lafzı haber olarak gelmiş olsa bile bu ayet nehiy içeren bir haber lafzıdır.7

Sünnetten Deliller:

Temiz/tâhir olmayan kimselerin mushafa dokunmasının caiz olmadığıyla ilgili hadis-i şerifler bulunmaktadır. Âlimler, tâhir kelimesini büyük ve küçük hadese şâmil kılmışlardır. Konuyla ilgili hadisler şunlardır:

عَنْ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ لَمَّا بَعَثَنِى رَسُولُ اللَّهِ – صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ – إِلَى الْيَمَنِ قََالَ لَا تَمَسُّ الْقُرْآنَ إِلَّا وَأَنْتَ طَاهِرٌ

Hakim b. Hizam’dan rivayet edildiğine göre o şöyle söylemiştir. “Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) beni Yemen’e gönderdi ve bana şöyle buyurdu: “Tâhir/temiz olmadığın müddetçe Kur’an’a dokunma”.8

عن عَبْدِ الله بْنِ عُمَرَ ، رَضِيَ الله عَنْهُمَا قَالَ : قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَمَسُّ الْقُرْآنَ إِلَّا وَأَنْتَ طَاهِرٌ

Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdular: “Kur’an’a ancak temiz olarak dokunulur.”9

Âlimlerin çoğunluğu bu hadisi Kur’an’a abdestsiz olarak dokunulmasının yasak olduğuna delil olarak göstermişlerdir. San’ânî, bu rivayetin farklı yollarla da olsa sika/güvenilir olarak rivayet edildiğini tespit etmiştir.10

عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ ، قَالَ : (وَفَدْنَا عَلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَليْهِ وَسلَّمَ فَوَجَدُونِي أَفْضَلَهُمْ أَخْذًا لِلْقُرْآنِ ، وَقَدْ فَضَلْتُهُمْ بِسُورَةِ اْلبَقَرَةِ ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَدْ أَمَّرْتُكَ عَلَى أَصْحَابِكَ وَأَنْتَ أَصْغَرُهُمْ ، وَلَا تَمَسُّ اْلقُرْآنَ إِلَّا وَأَنْتَ طَاهِرٌ

Osman b. Ebi’l-Âs şöyle demiştir: Kavmim beni Peygamberimiz’e (sallallahu aleyhi vesellem) gönderdi. Beni, aralarında Kur’an’ı en iyi bilen kimse olduğumdan dolayı aralarında en faziletli olarak gördüler. Bu faziletim Bakara suresinden ileri geliyordu. Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) yanına girdiğimde bana; “Seni küçük olduğun halde kavmine emir tayin ediyorum. Kur’an’a tâhir olmadığın müddetçe dokunma” buyurdular.11

İcmâ:

Sahabe-i Güzîn Efendilerimiz arasında abdestsizlik/hades halinde olan kimsenin mushafa dokunamayacağı ile ilgili icmâ hâsıl olmuştur. Bu hususta sahabelerin fakihleri önde gelmektedir ve onlara muhalefet eden de görülmemiştir.12 Bu icmâ, sukûtî bir icmâ kabul edilmiştir.

Buna Hazreti Ömer’in müslüman oluşu delil olarak gösterilebilir. Nitekim Hz. Ömer (radıyallahu anh), müslüman olmadan önce kız kardeşine okudukları Kur’an’ı vermelerini istediğinde kardeşi ona “sen necisin, ona ancak temiz olanlar dokunabilir, gusül al veya abdest al” mukabelesinde bulunmuş, bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh, abdest almış ve Tahâ sûre-i celîlesini okumuştur.13 Yine Alkame’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Biz bir seferde Selmân-ı Fârisî ile beraberdik. O hacetini giderdikten sonra biz kendisine “Abdest al zira biz sana Kur’an ayetlerinden soracağız” dedik. O da “bana istediğinizi sorun, çünkü ben ona dokunmayacağım” mukabelesinde bulunmuştur. İmam Beyhakî, yukarıdaki rivayetleri zikrettikten sonra bu eserlerin Sahabe-i Kirâm’ın söz konusu ayeti, abdestsiz olarak Kur’an’a dokunulamayacağı şeklinde tevil ettikleri yorumunda bulunmaktadır.14

İmam Malik’in bir rivayetine göre Mus’ab ibn-i Sa’d ibn-i Ebî Vakkâs (radıyallahu anh), bir gün Sa’d b. Ebî Vakkâs’ın elinden Mushaf’ı aldığını ve bunun üzerine Sa’d hazretlerinin kendisine “sen zekerine dokundun mu?” diye sorduğunu kendisinin de “Evet” cevabı üzerine kendisine “ Kalk ve abdest al” dediğini kendisinin de bunun üzerine kalkıp abdest aldığını söylemektedir.15 İbn-i Teymiyye, bu ve başka rivayetlerden yola çıkarak tabiîn arasında herhangi bir itiraz olmaksızın Kur’an’ı abdestle okuma hususunda bir ahlak oluştuğunu ve bunun herkes tarafından bilindiğini vurgulamaktadır.16

Abdestsiz Olarak Kur’an-ı Kerim’e Dokunulabilir Diyenler ve Delilleri:

Bu görüşte olanlar arasında İbn-i Abbas, Şa’bî, Dahhâk, Hammâd b. Ebî Süleyman, Davud-i Zahirî ve Zahirî mezhebine mensup âlimler bulunmaktadır.17

Bu görüşte olanların delilleri şu şekildedir:

1- Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Dihyetu’l-Kelbî’yi Rum Melîki Hirakl’e gönderdiğinde Hirakl’i İslam’a davet ettiği mektubunda şu ayeti kerime bulunmaktaydı: “De ki: “Ey Ehl-i ki­tap! Bi­zim­le si­zin ara­mız­da bir­le­şe­ce­ği­miz, müş­te­rek ve âdil şu söz­de ka­rar kı­la­lım: “Allah’­tan baş­ka­sı­na iba­det et­me­ye­lim. O’na hiç­bir şe­yi şe­rik koş­ma­ya­lım, ki­mi­miz ki­mi­mi­zi Allah’tan başka rab edin­me­sin.”Eğer bu daveti red­de­der­ler­se: “Bi­zim, Allah’ın emir­le­ri­ne ita­at eden mü­min­ler ol­du­ğu­mu­za şa­hid olun!” de­yin.”18

İbn-i Hazm, “Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu mektubu Hıristiyanlar’a göndermiştir ve Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem), elbette bu mektuba onların dokunacağını biliyordu”19 ki bu da kâfirin Kur’an’a –bir ayet bile olsa- dokunmasının caiz olduğunu gösterir. Bu olay bize müslümanın Kur’an’a dokunmasının hayli hayli caiz olduğuna işaret eder, demektedir.20

2- Kur’an’a abdestsiz olarak dokunma, Kur’an ve sünnetle sabit olmadığı için hüküm berâet-i asliye* üzeredir. Bu da Kur’an’a abdestsiz dokunmanın mübahlığını gerektirir.21

3- Abdestsiz olan kimseye Kur’an okumak caiz olduğuna göre dokunmak evleviyetle caiz olur.22

4- Kur’an’ı bir çanta gibi bir şeyin içerisinde abdestsiz olarak taşımak abdestsiz olan kimseye haram olmadığına göre kıyas yoluyla ona dokunmak da haram değildir.23

5- Küçük çocuklar abdestsiz oldukları halde Kur’an’ı abdestsiz olarak taşırlar ve buna hiçbir zaman kimse itiraz etmemiştir. Bu husus da Kur’an’a abdestsiz olarak dokunmanın mübah olduğuna bir delildir.24

Kur’an’ı Kerim’e abdestsiz olarak dokunulabileceği görüşünü benimseyenler, Kur’an’da geçen ayetin insanlarla ilgili değil Melâike-i Kirâmla ilgili olduğunu söylemişlerdir. Aynı şekilde cumhurun delil getirdiği hadis-i şeriflerin de kendisiyle delil getirilemeyecek şekilde zayıf olduğunu belirtmişlerdir. Aynı şekilde cumhurun bu konuda icma olduğu şeklindeki görüşlerinin de kabul edilemeyeceğini Tabiîn ve sonrakilerden buna muhalefet edenlerin bulunduğunu ifade etmişlerdir.25

Cumhur-i Ulemâ ise Kur’an’a abdestsiz olarak dokunmanın caiz olduğunu söyleyenlerin delillerine şöyle cevap vermişlerdir.

İlk olarak Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) gönderdiği mektupta bulunan bir ayet, Mushaf olarak isimlendirilemez. Dolayısıyla bu olay, dokunmanın caiz olduğuna delil olarak getirilemez. Bu rivayette bir ayetin tebliğ niyetiyle zikredilmesi vardır ki bu durum bir hususiliği ifade eder.26 Nitekim İbn-i Hacer, Kur’an’ın daha şümullü olduğunu ve bu durumun fıkıh veya tefsir kitaplarında bulunan ayetlere benzediğini söyler. Ayrıca İbn-i Hacer, İmam Ahmed ve Şafiî’lerin tebliğ niyetiyle ayet yazılabileceği görüşünde olduklarını ancak bu husustaki cevazın bir iki ayetle kayıtlı olduğunu ifade ederler, demektedir.27

Âlimlerimizin çoğunluğu, Kitap ve sünnetten delil olmadığı yönündeki görüşe katılmaz ve daha önce zikredilen ayet ve hadislerin buna açıkça delalet ettiğini belirtirler. Bu yönüyle bu hususta berâet-i asliye* üzere mübahlığa hükmedilemeyeceğini ifade ederler.

Üçüncü delilleri olan abdestsizlik halinde Kur’an okumak caiz olduğuna göre dokunmak da caiz olur şeklindeki yorumlarını ise şu şekilde reddetmektedirler: Bir kimsenin Kur’an okuyabilmesi için abdestli olması gerektiğini söylemek onun için zorluk olur ve ihtiyaçtan dolayı dokunmadan Kur’an okuması caiz olur. Zira zorluk kolaylığı netice vereceğinden bu hükme varılır.

Dördüncü delilleri olan “Kur’an’ın çantada taşınabildiğine göre kıyas yoluyla ona dokunmak da caiz olur” maddesiyle alakalı olarak çoğunluk âlimlerimiz, buradaki kıyasın, kabul edilemeyecek geçersiz bir kıyas olduğunu söylemektedirler.

Beşinci delilde çocukların Kur’an levhalarını taşımasının caiz olmasını, onların dinin mükellefiyetleriyle sorumlu olmamalarıyla açıklamışlar ve bu durumun eğitim, öğretim zaruretinden dolayı olduğunu, çocukların taşıdığı bu Kur’an levhalarının Mushaf olarak isimlendirilemeyeceğini ifade etmişlerdir.

Netice itibariyle iki tarafın karşılıklı olarak delillerini gördükten sonra Cumhur-i Ulemâ’nın yolunu tercih etmenin daha doğru olacağını ifade etmek gerekir. Zira:

1- Cumhur’un getirmiş olduğu delillerin kuvvetli olması

2- Cumhur’a muhalif olanların delillerinin zayıflığı ve cumhurun onların delillerinin zayıflığıyla ilgili vermiş oldukları cevapların sağlamlığı

3- Kur’an’a abdestsiz dokunmanın haram olması hususundaki delillerin Kur’an ve hadislerden nakledilmiş olması

4- İbadetlerde ihtiyatın esas olması

5- Kur’an’a abdestsiz olarak dokunmanın haram oluşunun Allah celle celâluhu’nun Kur’an’ı, kerim ve yüce bir kitap olarak vasıflandırmasına uygun olması ve abdestsiz olarak Kur’an’a dokunmanın onun kerimliğini ve yüceliğini ihlal etmesi

6- Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında sahabenin aralarında bir ihtilaf olmaksızın Kur’an’a dokunmanın haram olduğuna hükmetmesi, aynı şekilde dört mezhep imamı ve sonraki asırlarda fakihlerin aralarında bu şekilde fetva vermeleri, bizi bu görüşe sevk eden çok önemli delillerdir.

Sahabe, Tabiîn, dört mezhep imamı ve ondan sonra gelen muhakkik fakihlerin bu yöndeki fetvaları dururken cumhurun yolundan çıkmak elbette tercih edilebilecek bir yol değildir. Allah (celle celaluhu), Kur’an’ı, kerîm olarak vasfetmiştir. Biz de bundan dolayı Kur’an-ı Kerîm demekteyiz. Kur’an-ı Kerîm, Allah katından inmiş bir kitap olması yönüyle sıradan bir kitap değildir. Biz müminler onun feyzinden faydalanmak için abdestli olmaya özen göstermeli küçük kirlilik denen abdestsizlik haliyle ona dokunmamalıyız. Bu ümmetin en büyük âlimlerinin görüşü ve uygulamasıdır. Allah doğru yoldan ayırmasın, bizi Salihlerin yoluna irca etsin. Âmin…

Dipnotlar:

* Berâet-i Asliye: Herhangi bir hüküm bulunmadıkça, insanın sorumlu olmaması manasında bir kâidedir.

  1. İbn-i Kudâme, Muğnî, 1/147; İbn-i Hazm, Muhallâ, 1/77
  2. Abdurrezzâk, Musannef, 1/341; İbn-i Kudâme, 1/147
  3. el-Hidâye, 1/31; el-Mühezzeb, 1/32; İkdu’l-cevâhir, 1/62; el-Muknî, 1/56
  4. Şerhu’l-Kebîr, 1/126
  5. Vâkıa suresi, 56/77-80
  6. Karâfî, Zahîra, 1/238
  7. Bidâyetü’l-müctehid, 1/30; Tefsir-i İbn-i Kesir, 4/299
  8. Hâkim, Müstedrek, 3 485; Dârekutnî, Sünen, 1/122; Beyhakî, Sünenü’l-kübra, 1/87
  9. Dârekutnî, Sünen, 1/121; Taberânî, Mu’cemu’l-Kebîr, 1/276
  10. San’âni, Sübülü’s-Selâm, 1/109
  11. Mecmeu’z-Zevâid, 1/277
  12. Nevevî, Mecmû, 2/80
  13. Dârekutnî, Sünen, 1/123
  14. Ma’rifetu’s-sünen ve’l-âsâr, 1/185
  15. Muvattâ, 1/90
  16. Şerhu’l-umde, 1/383
  17. el-Muhallâ, 1/77
  18. Al-i İmran sûresi, 3/64
  19. Muhallâ, 1/83
  20. Mecmû, 1/79
  21. İzharu’l-hakku’l-mübin, s. 3
  22. Bidayetü’l-müctehid, 1/30
  23. Mecmû, 1/79
  24. Mecmû, 1/79
  25. Muhallâ, 1/81-83
  26. Şerhu’l-Kebir, 1/95
  27. Fethu’l-Bârî, 1/408

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

21|13|Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.
Sura 21