Kur’an-ı Kerim’i nasıl tanımlarız?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kur’ân kelimesi, okumak anlamına gelen قرأ kelimesinden türemiştir. İlk dönemden itibaren de Kur’ân,  Müslümanlar arasında, Yüce Allah’ın, Hz. Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderdiği ilâhî kelâmın özel ismi olarak yaygınlık kazanmıştır.

Terim anlamı itibariyle Kur’ân: “Vahiy yoluyla Hz. Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) indirilmiş, yalan söylemesi mümkün olma- yan büyük topluluklardan daha sonraki nesillere aktarılmış, okunmasıyla ibadet edilen eşsiz bir kelâmdır.

Yukarıdaki tanımı açacak olursak:

Vahiy yoluyla Hz. Peygamber’e indirilmiş ilâhî kelâm olması: Bu şu demektir, ne kadar mükemmel olursa olsun, Allah’ın sözünün dışındaki hiçbir şey Kur’ân olarak isimlendirilemez. Bu konuda gerek Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) gerekse diğer insanların söylemiş oldukları sözler olsun fark etmez. Bunlardan hiçbirinin Kur’ân olarak isimlendirilmesi mümkün değildir.

Mushaflarda yazılmış olması: Bu, Kur’ân’a has bir özellik olup, indiği andan itibaren vahiy kâtipleri tarafından gayet büyük bir titizlikle, o dönemin şartlarına göre çeşitli yazı malzemelerine yazılmış, Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından hemen son- ra da yazılı olarak bulunan bu malzemeler, aynı titizlikle bir kitap hâline getirilmiş ve çoğaltılmıştır. Günümüze kadar da hiçbir değişikliğe uğramaksızın Kur’ân bize kadar ulaşmıştır.

Tevatürle nakledilmiş olması: Kur’ân’ı, yalan üzerinde birleşmeleri asla mümkün olmayan, büyük bir topluluk nakletmiştir. Bu sağlam nakil işi, hem Cenâb-ı Hakk tarafından Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelişinde, hem Hz. Peygamber’den bütün insan- lığa aktarılmasında, hem günümüze ve hem de kıyamete kadar böyle olmuştur böyle olacaktır. Böyle bir ayrıcalık, diğer kitaplara değil, ancak Kur’ân’a aittir.

Okunmasının ibadet sayılması: Kur’ân’ın okunması ibadettir. Hem de her harfine en az on sevap verilen bir ibadettir. Bunun yanında namaz ibadetinin kabul olması için, namaz kılan kimsenin ondan bir bölüm okuması zorunludur.

Mu’ciz (eşsiz) bir kelâm olması: Kur’ân, söz, anlam, sahip olduğu eskimez ilkeler, geçmiş ve gelecekten haber vermesi, benzeri bir kitabın kısa bir sûre kadar bile olsa getirilememesi gibi pek çok yönden eşsizdir. Bu özelliğin onda varlığı, onun Allah kelâmı olduğuna en büyük bir delildir.

Doç. Dr. Muhittin Akgül

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

47|28|Olacak olan budur! Çünkü onlar, Allah'ı öfkelendiren şeylerin peşine düştüler, O'nun hoşnutluğundan tiksindiler; sonunda Allah bütün amellerini boşa çıkardı.
Sura 47