Melekler her amelimizi yazıyorlar mı?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kur’an-ı Kerim meleklerin yazma işini çeşitli vesilelerle anlatır. İmam Hasan ve İmam Katâde, mübah şeylerin dahi melekler tarafından yazıldığını söylerler. Onlara göre, ağzımıza koyduğumuz her lokma dahi yazılmaktadır. Onun içindir ki seleften bazı zatlar, vücutlarını ayakta tutacak kadar yemek yer ve ‘Lokmalar yazılıyor. Cenab-ı Hakk’ın huzurunda defterlerin açıldığında durmadan yiyip içen bir kul olmaktan utanır, haya ederim’ derlerdi. Bazıları da, def-i hacete fazla ihtiyaç duymamak için böyle davranırlardı; davranırlardı zira, oraya her girişinin Cenab-ı Hakk’tan bir uzaklık olduğunu düşünürlerdi. Ayrıca, ihtiyacını gidermek için oraya giren bir insanın açılıp-saçılmasını da hesaba katarlardı. Böyle utanılacak birşeyi sıkça yapmak ise onlar için bir ızdıraptı. Bunun için de onlar, buna sebep olabilecek şeyleri imkan ölçüsünde azaltmaya bakarlardı.

Mübahları terketmek gerekir mi gerekmez mi? Bu eskiden beri üzerinde konuşulagelen bir husustur. Bize göre insan, israfa meyletmemek şartıyla mübahlardan istifade etmelidir. Bunda bir mahzur yoktur. Ancak yine de bütün davranışların yazıldığı hesaba katılarak hareket edilmelidir. Cumhur, herşeyin kaydedildiğini söylerken İbn-i Abbas (ra) sadece günah ve sevapların yazıldığını söylemektedir. Ona göre bir amelin neticesi, günah veya sevap hükümlerinden birine giriyorsa, o amel, melekler tarafından yazılıp kaydedilmektedir. Yani insanın ibadetleri, orucu, zekatı, haccı, namazı, duası, tesbihi ve dudaklarından sevap adına dökülen herşey mutlaka yazılmaktadır. Ve tabii insanın işlediği günahlar da yine melekler tarafından kaydedilmektedir.

İmam Mâlik, bir hastanın inleyişlerinin dahi yazılmakta olduğunu söylemektedir. Bir hadis-i kudside Cenab-ı Hakk ‘Ben hasta kulumun inlemelerinden hoşlanırım’ buyurmaktadır. Zira onun bela ve musibetler altında inlemesi, Hz. Yakub’un ‘İnnema eşkû bessî ve hüznî ilallah; Ben sadece gam ve kederimi Allah’a arzediyorum’ (Yusuf, 12/86) demesi gibi, dağınıklık ve perişaniyetini Allah’a şikayet etmesidir. Cenab-ı Hakk kulunun bu tür eninlerinden, uluhiyetine yakışır şekilde bir ‘Lezzet-i mukaddese’si olduğunu ifade buyurur.

İmam Ahmed b. Hanbel ölüm döşeğinde hasta yatıyordu. Hapishanede çektiği işkence ve zulüm vücudunu tamamen eritmiş ve onu yatağa düşürmüştü. Bu bitkin halinde, bazen iniltileri duyuluyordu.

Bu arada akın akın kendisini ziyarete geliyorlardı. Bunların çoğu da onun talebeleriydi. Ahmed b. Hanbel’in talebeleri arasında, ileride Buhari’leri yetiştirecek çapta nadide insanlar vardı. Bunlardan biri birgün İmam’a: ‘Tavus b. Keysan’dan, hastanın iniltilerinin kaydedildiğine dair bir hadis işittim’ dedi. İmam, o güne kadar böyle bir hadis duymamıştı, o andan itibaren ruhu cesedinden ayrılacağı ana kadar bir daha da iniltisi işitilmedi. Bu iniltilerinin şikayet adına kaydolabileceği endişesi, koca imamı inlemekten dahi vazgeçirmişti.

Alimlerin ekserisi, meleklerin, insanın kalbinden geçen şeylere de muttali olduklarını söylerler. Bazı alimler bunu kabul etmeyip kendi görüşlerini destekler mahiyette mürsel birkaç hadis rivayet etseler de, birinci görüşü savunanlar iddialarında haklı gibidirler. Zira Buhari, Müslim, Tirmizi’de meleklerin, insanın kalbinden geçen şeylere muttali olduklarına dair pek çok hadis vardır. Mesela bu hadislerden birinde şöyle denilmektedir:

‘Aziz ve Celil olan Allah, meleklerine şöyle ferman eder: Kulum bir kötülük yapmak istediğinde onu yapıncaya kadar yazmayın. Yaptığında da sadece bir günah yazın. Eğer onu benden dolayı terkederse bir iyilik yazın. Eğer iyilik yapmak ister de yapmazsa bir sevap yazın. Eğer yaparsa, on mislinden başlayarak yetmişbin misline kadar sevap yazın.’ (1)

Demek oluyor ki insanın niyetine, niyetindeki ihlas ve samimiyet baremine göre sevaplar kat kat yazılıyor. Günahlara gelince onlar, Cenab-ı Hakk’ın merhametinin bir eseri olarak sadece işlenen kadar kaydedilir.

Bu manaları ifade eden sayısız hadis vardır. İfadelerdeki farklılıklara rağmen aynı noktayı işaret etmelerinin manaya kazandırdığı kuvvete dayanarak diyoruz ki, melekler insanların niyetlerini bilmektedirler. Ancak onlar kendi istedikleri gibi yazma-çizme hakkına sahip değillerdir. Niyetlerin iyi veya kötüsünün nasıl kaydedilmesi gerektiğine dair, bizzat Cenab-ı Hakk’tan talimatları gelmektedir.


[1] Buhari, Rikak 31; Tevhid 35; Müslim, İman 203, 204,206,207,209; Tirmizi, Tefsir Sure 6/10

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

16|98|Kur'an'ı okuduğun zaman, o kovulup taşlanmış şeytandan Allah'a sığın!
Sura 16