Melekler niçin yaratılmıştır, -haşa- Allah’ın yardıma ihtiyacı mı var?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

İnsanla melek arasındaki münasebet, insanın ömrü boyunca devam eder. Ahirette ise bu münasebet ebedileşir ve sonsuza kadar sürer. Ancak burada hadiseye yine Kur’ânî kriterlerle bakmak gerekir. Aksi halde meleklere hakiki manada tasarruf verilmiş olur ki, bu da gizli bir şirk demektir. Onun içindir ki Kur’ân, bu husus üzerinde açık-kapalı birçok tahşidat yapar ve meleğin sadece vazifeli bir memur olduğu gerçeğine dikkat çeker.

Bir kısım melekler, insanların amellerini yazmakla vazifelidirler. Bu hakikata işaret eden bazı ayetlerde şöyle denilmektedir: ‘And olsun insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz; çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız. Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedirler.’ (Kaf, 50/16-17)

Bu ayetlerde, önce insanın Allah tarafından yaratıldığı, içinden geçen herşeyin Allah tarafından bilindiği ve Cenab-ı Hakk’ın insana şah damarından daha yakın olduğu anlatılmakta, daha sonra da melekler tarafından insanın her halinin kaydedildiği dile getirilmektedir ki, ayetin mes’eleye bu şekildeki yaklaşımı, belli manalara ve bilhasa ‘tevhid’ şuuruna dikkat çekmektedir. Bu cümleden olarak:

Birincisi: Kasem ve te’kid edatlarıyla, en küçük bir tereddüt ve şüpheye mahal bırakmamak üzere deniliyor ki, ‘Kasem olsun, gerçekten de insanı biz yarattık.’ Bu ifade ile, yaratmanın doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk’a ait olduğu ve hiçkimsenin bu mevzuda Cenab-ı Hakk’a ortak ve şerik olamayacağı anlatılmış oluyor. Yani ‘Melekler Cenab-ı Hakk’ın yardımcı ve muînleri değildirler ve hilkatte şirke yer yoktur. Onlar sadece yaratma hadisesinin müşahidleri ve nezâretçileridirler. Başkalarının olmadığı gibi meleklerin de yaratmaya müdahaleleri yoktur’ denilmektedir.

İkincisi: ‘Biz ona şah damarından daha yakınız’ ifadesi ile yine bize, aynı manayı ihtar ediyor. Şöyle ki: Cenab-ı Hakk insana şah damarından daha yakındır. Yani daha insan kendisinden habersiz ve vücudunda olabilecek hadiseler henüz vuku bulmamışken, Allah (cc) ona, ondan daha yakın; ilmiyle herşeyi bilmekte ve herşeyden haberdar bulunmaktadır. Ayrıca, madem ki Cenab-ı Hakk insana şah damarından daha yakındır; öyle ise insandaki tasarruflarında onun hiçbir vesile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Meleklere gelince, yukarıda da söylediğimiz gibi, onlar sadece İlâhi icraatın alkışçıları ve nezâretçileri durumundadırlar.

Kur’an, evvela insanın aklına gelebilecek her türlü şüphe ve tereddüt isini-pasını temizliyor; ardından da bize, meleklere ait bu misyonu naklediyor.

İki melek, insanın sağında ve solunda durmakta. Öyle ki insanın hem fiili, hem sözü hem davranışı, hatta hayalinden geçenler, onun his dünyasına misafir olan düşünceler dahi bu iki melek tarafından kaydedilmekte.. insan abes olarak yaratılmış bir varlık değil ki, onun davranış ve fiileri kayda alınmasın. Evet, insana ait herşey iyi-kötü mutlaka, ahirette değerlendirilmek üzere amel defterine tesbit edilmektedir. Başka bir ayette de:

‘Mükerrem Katipler, yaptıklarınızı bilmekte.’ (İnfıtar, 82/11-12)

Diğer bir ayette de bu hususta şöyle tahşidat yapılmaktadır: ‘Yoksa biz, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmez miyiz sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçilerimiz de (her yaptıklarını) yazarlar.’ (Zuhruf, 43/80)

Etiketler:,

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

51|54|Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.