Namaz borcu olan kimse ne yapmalıdır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Müslümanın ibadet hayatında namazın ehemmiyeti çok büyüktür. Kur’an-ı Kerim’de namaz ibadetiyle ilgili emirler o kadar çoktur ki, başka bir ibadet hakkında bu kadar ayet yoktur. O, Efendimiz (s.a.s.) dönemi dâhil, her devirde dinin direği olarak kabul görmüştür. Efendimiz (s.a.s.) onu iman veya küfür yol ayrımında kabul etmiş ve “kişi ile küfür ve şirk arasında namazı terk vardır” (Müslim, İman, 134) buyurmuştur. Mü’min için namaz, vazgeçilmez bir ibadettir. Bu hususta nasslarda o kadar tahşidat vardır ki, soruya esas teşkil eden cihet farklı olduğu için bu hususu ilgili yerlere havale edip geçiyoruz.

Soruya gelince, mesela bir insan 30 yaşına kadar hiç namaz kılmamış. Ancak 30 yaşında kendini bulmuş, silkinmiş ve yeni bir idrakle kulluğun aydınlık atmosferine kendini salarak rahat nefes alma fırsatını yakalamış. Bu durumda o güne kadar kılmadığı namazları ne olacak? Bu şahsın rüşde erme yaşını 15 olarak kabul edersek, 15 senelik kaza namazı var demektir.

Günümüz toplumunda bunun misalleri bir hayli fazladır.Bu durum bir yönüyle sevindiricidir; zira insanımız belli bir zaman sonra bile olsa kurtuluşu dinde görüp, asli konumuna dönme ihtiyacını hissetmeye başlamıştır. Ama öbür tarafta şimdiye kadar dini duyguya karşı yabancı yaşamanın verdiği üzüntü vardır.

Ama her halükarda neticede aydınlık dünyaya dönüşüm yaşanmış ve kaçırılan fırsatları telafi düşüncesi yeşermişse, bu noktada birkaç hususu hatırlatmak isteriz:

Öncelikle insanın ne kadar namazının kazaya kaldığını tesbit etmesi gerekir. Rüşd çağına girdiği an ile, namaz kılmaya başladığı ana kadar geçen süre bunu ifade eder. Diyelim ki, bu süre 20 sene çıktı. Bu durumda, şahıs o andan itibaren ileriki 20 sene hergün bir günlük namazı -vakit namazlarına ilaveten- kaza etmeye başlayacak. Tabii ki illa böyle olacak diye bir şart olamaz. Kişi daha fazlasını da bir günde kaza edebilir. Ancak ibadetlerde devamlılık önemlidir. Usanıp bir yerde kalmamak için periyodik bir rakamın olması önemlidir. Hatta insan, gün içinde kılacağı kuşluk, evvabin.. gibi nafile namazların yerine, kaza namazı kılarak bunu gün içine de yayabilir.

Sünnet namazların yerine kaza namazı kılma meselesinde iki ayrı görüş vardır. İmam Şafii, kaza borcu olan bir insanın nafile namazlarla meşgul olmasını doğru bulmayarak, sünnetlerin yerine kaza namazlarının kılınabileceğini söyler. Ebu Hanife ise, her ikisinin de konumunun farklı olduğunu ifadeyle, sünnetlerin sünnet olarak, kazaların da kaza olarak kılınmasının gerektiğini beyan eder. Hükümlerin genel mantığından hareketle, insanın sünnet namazlarını kazalar için feda etmemesi uygundur. Zira öbür tarafta hesap-kitap meseleleri ortaya konulunca farzları eksik kalanlar için sünnetlerle tamamlanma şeklinde ifadeler vardır. Ancak 30-40 sene gibi bir namaz borcu olup da tamamlayamama endişesi olanlar için, İbn Nüceym’in de katıldığı İmam Şafii’nin görüşüne göre hareket bir çıkış noktasıdır.

Kaza namazını kılmaya devam ederken ömrü kifayet etmeyen için ise, rahmetinin vüsatiyle Allah’ın onu affedeceği umulur. Hadislerde anlatılan 100 adam katilinin durumu hatırlanırsa (Buhari, Enbiyâ, 54) Allah, insanın içindeki ciddi nedamet hissi ve bundan sonrasını O’nun istekleri doğrultusunda yaşama düşüncesine göre hükmünü verip affediyor. Elbette bu Allah’a ait bir hususiyet. Biz O’na müdahele edemeyiz. Burada bize düşen bulduğumuz her fırsatı değerlendirip kazaya kalmış namazlarımızı bitirmektir. Ömür vefa etmezse diyeceğiz ki; “Allahım, şuura erdikten sonra ben bu kadar yapabildim. Ömrüm vefa etseydi, Sen de biliyorsun ki bunların hepsini bitirecektim.” Ümid ederiz ki, Allah da “Ben de biliyordum, hepsini bitirecektin” diyecek ve rahmet deryasına alarak affedecektir.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

6|44|Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, her şeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.
Sura 6