Namazların Kaza Edilmesi

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kaza kelimesi; eda kavramının mukabilidir. Yani yapılması gerekli olan şeyin aynını yapmaya eda; işlenmesi gerekli olan şeyin benzerini (mislini) yerine getirmeye de kaza denir. Eda asıldır, kaza ise eda yapılamadığı zaman ortaya çıkar. Namazı kendi vaktinde kılmaya eda, vakti çıktıktan sonra kılmaya da kaza denir.

Vaktinde kılınamayan namaza fâite (geçmiş, kaçmış) denir ki vakti içinde kılınamamış namaz demektir. Terk etme kelimesi yerine fâite kelimesinin kullanılması, bir Müslümanın kasten bir namazı terk etmeyeceğine olan hüsn-ü zan sebebiyledir. Bir Müslüman, her ne sebeple olursa olsun fevt ettiği (geçirdiği, kaçırdığı) namazlarını kaza eder. Farz namazının kazası, farz; vacip namazın kazası, vaciptir.(Nimet-i İslam, 488)

Aşağıdaki hadis-i şeriflerde görüleceği üzere uyku ve unutma gibi durumlarda namazın kaza edileceği üzerinde durulmuştur. (Nevevî, Şerhu Sahîh-i Müslim, 1\238)

Hanefî mezhebinin de içerisinde bulunduğu çoğunluk âlimlerimize göre; uyku ve unutma yüzünden kılınamamış bir namaz kaza edilirse, bilerek kılmama durumunda evleviyetle namazların kaza edilmesi gerekir. Zira “Allah’a olan borç öncelikle ödenmesi gereken borçtur” (Buharî, Sıyam 42) hadisi bunu teyit etmektedir. (İ’laü’s-Sünen (Tercüme), 5\173)  Namazı bilerek kazaya kalmış olan kimse namazını kaza etmekle beraber tevbe etmesi gerektiğini savunan âlimlerimiz, bunun sebebi olarak; “Kaza, namazı terk etmenin günahını giderir, tehir etmenin günahını gidermez” görüşündedir. (Nimet-i İslam, 488)Dolayısıyla namazını fevt etmiş bir Müslüman, namazını kaza etmekle beraber ciddi bir pişmanlıkla Allah’a tevbe ve istiğfarda bulunmalıdır.

Namazların kazasının meşru olduğuyla alakalı hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:

1- Buhârî ve Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir: “Sizden biriniz namaz sırasında yatmış idiyse veya namaza karşı gaflet etmiş (ve unutmuş) ise, hatırlar hatırlamaz onu kılsın. Zîra Allah Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmuştur:    وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي   “Beni anmak için namaz kıl!” (Tâhâ Suresi, 20/14). (Buhârî, Mevakîtu’s-Salât 37; Ebû Dâvud, Salât 11)

2- Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Hz. Ömer, Hendek savaşı sırasında bir keresinde güneş battıktan sonra geldi ve Kureyş kâfirlerine küfretmeye başladı ve bu meyanda: “Ey Allah’ın Resûlü dedi, güneş batmak üzereyken ikindi namazını (ancak) kılabildim.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Vallâhi ikindiyi ben kılamadım!” dedi. Beraberce kalkıp Batha’ya gittik. Orada Efendimiz abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldı, sonra da akşamı kıldı.” (Buhârî, Mevâkît 36, 38; Müslim, Mesâcid 209)

3- İbnu Mesûd (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Müşrikler Hendek günü Resûlullah’ı (aleyhissalâtu vesselâm) fazlaca meşgul ederek dört vakit namazı kazaya bıraktırdılar, gece belli bir vakte kadar onları kılamadı. Sonra Bilâl’e (radıyallâhu anh) emretti, o da ezan okudu. Sonra kâmet getirdi, Resûlulllah öğleyi kaza ederek kıldı. Bilâl tekrar kâmet getirdi, Resûlullah ikindiyi kaza ederek kıldı. Sonra Bilâl tekrar kâmet getirdi, Resûlullah akşamı da kaza ederek kıldı. Sonra Bilâl yatsı için kâmet getirdi ve Resûlullah yatsıyı eda etti.” (Tirmizi, Salât 132; Nesâî, Mevâkît 55)

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

36|3|Hiç kuşkusuz, sen, gönderilen elçilerdensin;
Sura 36