Nişanlanmanın Hükmü

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Nişanlanma, bir erkekle kadının birbirlerine ileride evleneceklerine dair vaatte bulunmalarını ifade eder. Nişanlılık, evliliğe kadar devam eden bir sürecin adıdır. Nişanlanma, sözlü olma veya flört etme gibi hallerden tamamen farklıdır.

Nişanlanma, sadece evlenme vaadi anlamına gelir ve dört mezhebe göre de hukukî açıdan bir akid değildir. Akit olmadığı için de herhangi bir hukukî sonuç doğurmaz.[1] Taraflar arasında, akrabalık, miras, nafaka gibi hukukî hiçbir bağ veya hak hâsıl olmaz.

Nişan, bir akit olmamakla veya hukukî bir sonuç doğurmamakla beraber, bir “evlenme sözü” anlamı taşıması itibarıyla taraflara karşılıklı olarak manevî ve ahlâkî bir mesuliyet yüklemektedir. Dolayısıyla herhangi bir geçerli mazeret olmadan nişanın sona erdirilmesi, nişanı sona erdiren kişinin üzerinden manevî mesuliyeti kaldırmaz ve kul hakkı ihlali gündeme gelir. Nişanın sona erdirilmesi için makul bir sebep olması gerekir. Bu yönüyle nişanlanacak olan kişiler, nişandan önce birbirlerini tanımaya çalışmalı ve ondan sonra nişan safhasına geçmelidirler çünkü nişanlılıkta artık mesele, karşılıklı tanışmadan öte verilmiş bir söze dönüşmektedir.

Nişan, nikâh manası taşımadığı için nişanlanan taraflar arasında mahremiyet kalkmaz. Nişanlılar, evliliğe kadar evlilik niyetleri olmasına rağmen mahremiyet açısından iki yabancı gibidirler. Bu dönemde taraflar, karşılıklı davranışlarına, konuşmalarına, halvete ve örtünmeye dikkat etmeleri gerekir. Nasıl olsa evleneceğiz diye aradaki sınırları zorlamamalıdırlar.

Bazen nişanlılık döneminde bu sakıncalardan dolayı aradaki mahremiyeti kaldırmaya yönelik dinî nikâh yapılmaktadır. Bu kişiler artık karı-koca olmuş olsalar da bu kişilerin hala dışarıda nişanlı olarak bilinmesi ve taraflar arasında doğabilecek anlaşmazlıklarda hukukî hak talebinde bulunamama durumu böyle bir nikâhı zaman açısından sakıncalı duruma getirmektedir. Bu sebeple, dinî nikâhı ya da imam nikâhını, kesinlikle resmi nikâhtan sonra yapmak gerekir. Zaten kanunen de resmi nikâhtan önce dinî nikâh kıymak yasaktır. Nitekim konuyla ilgili toplumda karşılaşılan bazı vahim durumlar bu meselenin önemini artırmaktadır. Evet, nişanlılar, mahremiyete dikkat etmeli, bunu ortadan kaldırmak için hemen dinî nikâha karar vermemelidirler zira günümüzde dinî nikâhın bir yaptırımı olmadığından özellikle kadınlar bu konuda daha çok istismara maruz kalmaktadır.

Nişan, mutlu bir yuvaya doğru atılan önemli bir adımdır. Dolayısıyla bu dönemin, evlenecek fertlerin şuurlandırılması adına değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu dönemde aile kurumuna yönelik kitapların okunması, tavsiyelerin alınması, seminer ve kursların düzenlenmesi hatta evlenecek olan kimselere sertifika verilmesi, bu şuurlanma gayretinde önemli adımlar olarak düşünülebilir.

Nişandan dönülünce verilen hediyeler geri alınır mı?

Erkek, nişan sırasında mehrin tamamını veya bir bölümünü vermişse, nişan bozulduğu takdirde bunlar mevcutsa aynen, değilse kıymet olarak geri alabilir. Aynı şekilde hediye olarak verilen şeyler de eğer elde mevcut ise aynen geri verilir. Ancak bunlar tüketilmiş ise burada hibe hükümleri uygulanır ve geriye bir şey verilmez.

Şâfiî mezhebine göre ise teberrû (hibe, sadaka) niyetiyle verilmeyen her şey iade edilir. Kullanılmış olup da elde bulunmuyorsa değeri verilir.[2]


[1] Ömer Nasuhi Bilmen, Hukûk-u İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, 2/12.

[2] Ömer Nasuhi Bilmen, Hukûk-u İslâmiyye, 4/262.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

71|1|Biz, Nûh'u, "Toplumunu, kendilerine korkunç bir azap gelmeden önce uyar!" diye kavmine gönderdik.
Sura 71