Oruç Bir Eğitimdir

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Oruç, insana sabır ve tahammülü öğretir. Hayat içerisinde zahmetle rahmet, acı ile tatlı, mihnet ile nimet bir arada bulunur.

Çoğu kere nimet ve rahmete ulaşmanın yolu zahmet ve mihnetlere katlanmaktan geçer. Bu yönüyle sabır ve tahammül, başarı ve zaferin anahtarıdır. Oruç insana hayatın gerçek yüzünü ve hedefini gösterir. Hayata anlam ve bütünlük katar. İnsanın davranışlarına yön verir ve derinlik kazandırır. Böylece insana dünyayı nefsanî arzularının değil, hakikatin gözüyle görmeyi öğretir. Oruç, bizi tutsak eden, gönlümüzü katılaştıran tabiat ve alışkanlıkların zincirini kırar.

Oruç ibadetini yerine getirmek için belirli bir mekana ihtiyaç yoktur. Bu bize, mekandan münezzeh olan Yüce Allah’ın, ilmiyle her yerde hazır ve nazır olduğunu, üzerimizde bizi takip eden bir nazar olduğunu hatırlatır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “İhsan Allah’ı görüyor gibi O’na kulluk etmendir, her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir.” (Buhârî, İman, 37)

Oruç şuuru, insan hayatına bütünlük kazandırır. Nerede olursa olsun insan, hareket ve davranışlarını kontrol eder. Bu anlayışa sahip olan bir insan Yüce Allah ile sürekli ve sıcak bir diyalog kurmuş olur. Böylece insan inançta, düşüncede, duyguda ve eylemde hep güzele yönelir.

Oruç tutan insan, Yüce Allah’ın huzurunda vicdanıyla baş başadır. Oruç dışarıdan görüntülenebilen bir ibadet değildir. Bu nedenledir ki, oruçta riya olmaz.

Oruç insana bir ruh disiplini sağlar ve iradesini güçlendirir. Böylece zorluklara tahammül etmek ve başarıya ulaşmak kolaylaşır. Nefsanî ve şeytanî dürtülere karşı mukavemet, zorluklara ve kötülüklere karşı direnç, iyilik ve güzelliklere karşı da istek ve hassasiyet kazandıran güçlü bir irade, aştığı her engelin, yendiği her güçlüğün sonunda daha da kuvvetlenir.

Oruçlu insan, katlandığı mahrumiyet sebebiyle dikkatini önce kendi nefsine yöneltir. Kendisini keşfeder, hatalarını fark eder ve tevbe ederek Rabb’ine yönelir. Böylece oruç etkili bir nefis terbiyesi sağlar.

Öte yandan oruçlu, dikkatini bu mahrumiyeti sürekli yaşayan yoksullara çevirerek cemiyete yönelir ve yardım elini ihtiyaç sahiplerine uzatır. Oruç kalpleri yumuşatarak merhamet duygularını coşturur. Yardımlaşma ve dayanışmaya vesile olan oruç, sosyal barışı ve kardeşlik duygularını pekiştirir. Oruç, tek başına yapılabilen bir ibadettir. Bu da gösterir ki, dünyada inanan ve ibadet eden tek kişi kalsa da, inancının gereğini yerine getirmelidir.

Oruçlunun orucunu kasten bozduğunda kendisini keffaretle cezalandırması, onu hakikat karşısında, kendi aleyhinde olsa bile adil ve doğru davranmaya sevk eder.

Oruçlu, mahrumiyetlere katlanmasına, yeme ve içme ihtiyacına rağmen orucunu bozmamaktadır. Bu anlayış insana, hakikati her şeyin üzerinde tutma, müdafaa etme ve onun uğruna risk alma cesareti verir, ayrıca Allah rızası için feragatte, fedakârlıkta bulunmayı öğretir.

Oruç kötü alışkanlıklardan kurtulmak ve iyi alışkanlıklar kazanmak için çok önemli bir fırsattır. Alışkanlıkların insan hayatı üzerinde büyük bir tesiri vardır. Yakasını bir kere kötü alışkanlıklara kaptıran bir adam, artık kendisini onların tesirinden kurtarmak için kuvvetli bir iradeye sahip olmalıdır. Şeytanın insanları kötü alışkanlıkların tuzağına çekmek için en çok kullandığı iki yol, mide ve şehvettir. Oruçla şeytanın bu iki tesir yolu da kapatıldığından Ramazan’da âdetâ eli-kolu bağlanır.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

96|19|Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!
Sura 96