Kuran Oku ve Dinle

An-Naazi'aat
1. وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا
79|1|Yemin olsun, çekip koparanlara/yay çekenlere/kuyudan su çekenlere/bağsız-bekçisiz koşan atlara/ayrılık yüzünden hasret çekenlere/daldırıp daldırıp çıkaranlara,
2. وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا
79|2|Yemin olsun, rahatça, incitmeden çekenlere/düğümü hünerle çözenlere/bir yerden bir yere gidenlere/coşkuyla iç çekenlere,
3. وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا
79|3|Yemin olsun, boşlukta yahut suda yüzüp gidenlere,
4. فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا
79|4|Derken öne geçip yarışı kazananlara,
5. فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا
79|5|Bir iş ve oluşu çekip çevirenlere,
6. يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ
79|6|Ki o gün şiddetle sarsacak olan saracaktır.
7. تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ
79|7|Onu, ardısıra gelen izleyecektir.
8. قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ
79|8|Bazı kalpler o gün kaygıdan titreyecektir.
9. أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ
79|9|Onların gözleri yerlere eğilecektir.
10. يَقُولُونَ أَإِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ
79|10|"Biz gerçekten bu çukurda eski halimize döndürülecek miyiz?" diyorlar.
11. أَإِذَا كُنَّا عِظَامًا نَّخِرَةً
79|11|"Un-ufak kemikler haline geldikten sonra, öyle mi!"
12. قَالُوا تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ
79|12|"Hüsran dolu bir dönüştür bu öyleyse!" diye konuştular.
13. فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ
79|13|Oysaki o, sert bir komut sesinden ibarettir.
14. فَإِذَا هُم بِالسَّاهِرَةِ
79|14|Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir.
15. هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَىٰ
79|15|Ulaştı mı sana Mûsa'nın haberi?
16. إِذْ نَادَاهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى
79|16|Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva'da seslenmişti:
17. اذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَىٰ
79|17|"Firavun'a git! İyice azdı o."
18. فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰ أَن تَزَكَّىٰ
79|18|"De ki ona: 'Arınıp temizlenmeye ne dersin?"
19. وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
79|19|"Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!"
20. فَأَرَاهُ الْآيَةَ الْكُبْرَىٰ
79|20|Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi.
21. فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
79|21|Ama o yalanladı, isyan etti.
22. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
79|22|Sonra, sırtını döndü; koşuyordu.
23. فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
79|23|Derken, bir araya toplayıp bağırdı.
24. فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَىٰ
79|24|Dedi ki: "Ben sizin en yüce rabbinizim."
25. فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَىٰ
79|25|Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı.
26. إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰ
79|26|Kuşkusuz, bunda, içine ürperti düşen için tam bir ibret vardır.
27. أَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاءُ ۚ بَنَاهَا
79|27|Siz mi daha zorsunuz yaratılışça, gök mü?
28. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا
79|28|Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yükseltti; ardından ona ahenk ve düzen verdi.
29. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا
79|29|Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı.
30. وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَاهَا
79|30|Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.
31. أَخْرَجَ مِنْهَا مَاءَهَا وَمَرْعَاهَا
79|31|Ondan suyunu, otlağını çıkardı.
32. وَالْجِبَالَ أَرْسَاهَا
79|32|Dağları, demir atmış gibi oturttu;
33. مَتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
79|33|Sizin için ve hayvanlarınız için bir geçim aracı olarak.
34. فَإِذَا جَاءَتِ الطَّامَّةُ الْكُبْرَىٰ
79|34|O güç yetmez büyük felaket geldiğinde,
35. يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ مَا سَعَىٰ
79|35|O gün insan, uğrunda gayret sarfettiği şeyi hatırlar.
36. وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
79|36|Gören kişi için cehennem apaçık ortaya çıkarılmıştır.
37. فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
79|37|Artık azmış olan,
38. وَآثَرَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
79|38|Ve iğreti hayatı yeğlemiş olan için,
39. فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَىٰ
79|39|Cehennem, barınağın ta kendisidir.
40. وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَىٰ
79|40|Rabbinin yüceliğinden korkup nefsini boş heveslerden yasaklamış olan içinse,
41. فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَىٰ
79|41|Cennet, barınağın ta kendisidir.
42. يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا
79|42|O saatten soruyorlar sana, "gelip demir atması ne zaman?" diye.
43. فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَاهَا
79|43|Nerede sende, onu hatırlatacak şey!
44. إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَاهَا
79|44|Ona ilişkin bilginin sonu Rabbine varır.
45. إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَاهَا
79|45|Sen sadece, ondan korkanları uyaransın.
46. كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا
79|46|Onu gördükleri gün onlar, dünyada sanki bir akşam veya onun kuşluk vaktinden başka kalmamışa dönerler.
Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0
Sadece ayeti dinlemek için ayet numarasına tıklayınız…

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

33|67|Ve derler ki: "Rabbimiz! Biz, efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."
Sura 33