Kuran Oku ve Dinle

Al-Hijr
1. الر ۚ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ
15|1|Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kur'an'ın ayetleri.
2. رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِمِينَ
15|2|O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.
3. ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
15|3|Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.
4. وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ
15|4|Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.
5. مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ
15|5|Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.
6. وَقَالُوا يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ
15|6|Şöyle haykırdılar: "Hey! Kendisine o zikir/Kur'an indirilen! Sen gerçekten tam bir delisin."
7. لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلَائِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
15|7|"Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!"
8. مَا نُنَزِّلُ الْمَلَائِكَةَ إِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُوا إِذًا مُّنظَرِينَ
15|8|Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkârcılara göz açtırılmaz.
9. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
15|9|Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.
10. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الْأَوَّلِينَ
15|10|Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz!
11. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ
15|11|Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.
12. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
15|12|Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.
13. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ
15|13|Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.
14. وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ السَّمَاءِ فَظَلُّوا فِيهِ يَعْرُجُونَ
15|14|Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı.
15. لَقَالُوا إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ
15|15|Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: "Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz."
16. وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ
15|16|Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.
17. وَحَفِظْنَاهَا مِن كُلِّ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ
15|17|Ve onu/onları, her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk.
18. إِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُّبِينٌ
15|18|Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer.
19. وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيْءٍ مَّوْزُونٍ
15|19|Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü/ahenkli her şeyden bitirdik.
20. وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ
15|20|Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.
21. وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ
15|21|Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir ölçüde/bir kaderle indiririz.
22. وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ
15|22|Rüzgârları dölleyiciler olarak gönderdik; gökten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz değilsiniz.
23. وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ
15|23|Biz, elbette biz, hayat veriyoruz; biz öldürüyoruz. Ve biziz Vâris olanlar/mirasçı kalanlar.
24. وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ
15|24|Yemin olsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmişizdir.
25. وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
15|25|Hiç kuşkusuz, Rabbindir, evet O'dur onları haşredecek olan. Hakîmdir O, Alîm'dir.
26. وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
15|26|Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.
27. وَالْجَانَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ
15|27|Cini/İblis'i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
28. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
15|28|Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti.
29. فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ
15|29|"Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın."
30. فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
15|30|Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.
31. إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَىٰ أَن يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
15|31|İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.
32. قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
15|32|Allah dedi: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?"
33. قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
15|33|Dedi: "Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım."
34. قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
15|34|Buyurdu: "Öyleyse çık oradan, çünkü kovuldun."
35. وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ
15|35|"Din gününe kadar üzerinde lanet var."
36. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
15|36|Dedi: "Rabbim, onların diriltileceği güne kadar bana süre ver."
37. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ
15|37|Buyurdu: "Hadi, süre verilenlerdensin."
38. إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
15|38|"Bilinen vaktin gününe kadar..."
39. قَالَ رَبِّ بِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
15|39|Dedi: "Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım."
40. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ
15|40|"İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna."
41. قَالَ هَٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ
15|41|Buyurdu: "İşte bana varan dosdoğru yol budur."
42. إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
15|42|"Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç/kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna."
43. وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
15|43|Cehennem onların tümünün şaşmaz buluşma yeridir.
44. لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
15|44|Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir bölük ayrılmıştır.
45. إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
15|45|Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.
46. ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ آمِنِينَ
15|46|"Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya."
47. وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ
15|47|Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır. Köşkler/divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.
48. لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
15|48|Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da.
49. ۞ نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
15|49|Haber ver kullarıma: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, Gafûr ve Rahîm.
50. وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْأَلِيمُ
15|50|Ama acıklı azabın ta kendisidir benim azabım.
51. وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ
15|51|Onlara İbrahim'in misafirlerinden bahset.
52. إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ
15|52|Hani onun yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. O da "Biz sizden korkuyoruz." diye konuşmuştu.
53. قَالُوا لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ
15|53|"Korkma! Biz sana bilgin bir oğlan müjdeliyoruz." dediler.
54. قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَىٰ أَن مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
15|54|Dedi: "İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?"
55. قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ الْقَانِطِينَ
15|55|Dediler: "Hakk'a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma."
56. قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلَّا الضَّالُّونَ
15|56|Dedi: "Sapıtmışlardan başka kim ümit keser Rabbin rahmetinden!"
57. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
15|57|"Amacınız nedir ey elçiler?" diye sordu.
58. قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
15|58|Dediler: "Biz günahkâr bir topluluğa gönderildik."
59. إِلَّا آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
15|59|"Yalnız Lût'un ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız."
60. إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا ۙ إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ
15|60|"Lût'un karısı hariç. O günahkârlarla geride kalacaktır. Öyle takdir ettik."
61. فَلَمَّا جَاءَ آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ
15|61|Elçiler Lût ailesine geldiklerinde,
62. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
15|62|Lût: "Siz tanınmayan kimselersiniz." dedi.
63. قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فِيهِ يَمْتَرُونَ
15|63|Dediler: "Sana öyle bir şey getirdik ki, onun hakkında kuşkulanıp duruyorlardı."
64. وَأَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
15|64|"Sana gerçeği getirdik. Biz, özü-sözü doğru olanlarız."
65. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
15|65|"Gecenin bir yerinde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere kadar gidin."
66. وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَٰلِكَ الْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰؤُلَاءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
15|66|Ona şu emri bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.
67. وَجَاءَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
15|67|Şehir halkı geldi. Muştulanmış olmanın sevincini yaşıyorlardı.
68. قَالَ إِنَّ هَٰؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ
15|68|Lût dedi: "Bunlar benim konuklarımdır, aman beni utandırmayın!"
69. وَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
15|69|"Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin."
70. قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ
15|70|Dediler: "Seni elâlemin işiyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?"
71. قَالَ هَٰؤُلَاءِ بَنَاتِي إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ
15|71|Lût dedi: "Eğer bir şey yapacaksanız, işte kızlarım!"
72. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
15|72|Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.
73. فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
15|73|Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
74. فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
15|74|O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
75. إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
15|75|Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.
76. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ
15|76|O kentin izleri/işaretleri, hâlâ işleyen bir yol üzerindedir.
77. إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
15|77|İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.
78. وَإِن كَانَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ
15|78|Eyke halkı da gerçekten zalim insanlardı.
79. فَانتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
15|79|Onlardan intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.
80. وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ
15|80|Yemin olsun, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
81. وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ
15|81|Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı.
82. وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ
15|82|Dağlardan güvenli güvenli evler yontuyorlardı.
83. فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
15|83|Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.
84. فَمَا أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ
15|84|Kazanıp durdukları şeylerin kendilerine hiçbir yararı olmadı.
85. وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ ۗ وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ ۖ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
15|85|Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.
86. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ
15|86|Kuşkusuz senin Rabbin, evet o, Hallâk'tır, hiç durmadan yaratır; en iyi şekilde bilir.
87. وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِّنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ
15|87|Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
88. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
15|88|Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!
89. وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ
15|89|Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!"
90. كَمَا أَنزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ
15|90|Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.
91. الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ
15|91|Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.
92. فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
15|92|Rabbine yemin olsun ki, biz onları toplu halde sorgu suale çekeceğiz/hepsinden mutlaka hesap soracağız;
93. عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
15|93|Yapıp ettiklerinden...
94. فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ
15|94|Emrolunduğun şeyi, kafalarını çatlatırcasına tebliğ et; şirke bulaşmışlara aldırma.
95. إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ
15|95|Alay edip eğlenenlere karşı biz sana yeteriz.
96. الَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
15|96|Allah ile beraber başka tanrılar benimseyenler yakında bilecekler.
97. وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
15|97|Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.
98. فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ السَّاجِدِينَ
15|98|Şimdi sen, Rabbine hamt ile tespih et ve secde edenlerden ol!
99. وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
15|99|Sana şaşmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0
Sadece ayeti dinlemek için ayet numarasına tıklayınız…

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

28|71|De ki: "Söyleyin bakalım, Allah geceyi, kıyamet gününe kadar üzerinizde sürekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size ışık getirebilir? Hâlâ dinlemeyecek misiniz?"
Sura 28