Platin yüzük kullanmanın hükmü altının hükmü gibi midir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Parmağa yüzük takma mevzunda mezhepler farklı hükümlere varmışlardır. Hanefiler dışındaki diğer üç mezhep, bu hususutaki Efendimiz’in (s.a.s) ve ashab-ı kiramın uygulamalarına bakarak, yüzük takmanın sünnet olduğu görüşüne varmışlardır. Fakat Hanefiler, yüzük takmanın mübah olduğunu belirtmekle beraber, sultan dışındaki kişilerin, yüzük takmamasının daha evla olacağını ifade etmişlerdir. Hadis kitaplarında yer alan yüzük takma konusundaki rivayetlere baktığımızda, kişinin sünnete ittiba amacıyla yüzük taktığında inşallah sevabını alacağını söyleyebiliriz.

Yüzük takmanın hükmünü ifade ettikten sonra, yüzüğün mahiyetiyle ilgili birkaç açıklama yapalım. Bu hususta üzerinde ittifak edilen bir husus vardır ki, o da altından yüzük takmanın haram olduğudur. Bu konuda birçok hadis varid olmuştur. Bunlardan biri şöyledir:

Efendimiz bir gün bir adamın elinde altın yüzük gördüğü zaman, onu çıkarıp attı ve buyurdu ki: “Herhangi biriniz tutuşmuş bir ateş parçasını eline almaya yeltenir mi hiç?” Resulullah (s.a.s.) oradan ayrıldıktan sonra adama, yüzüğü yerden alıp satarak parasından faydalanmasını söylediler. Bunun üzerine adam: “Resûlullah onu alıp attıktan sonra vallahi almam” dedi. (Müslim, Libâs 52).

Yine bu konuda ihtilaflı olmayan diğer bir husus da, gümüş yüzük takmanın caiz olduğudur. Çünkü Efendimiz’in (s.a.s) ve sahabe-i kiramın gümüş yüzük kullandıklarına dair birçok rivayet vardır. Bunlardan biri şu şekildedir:

“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sağ eline gümüş bir yüzük taktı. Kaşı Habeşî idi. Karşı avucunun içine geliyordu.” (Buhârî, Libâs 46, 50, 51, 54, 55)

Şimdi burada altının haram olduğunu ifade ettikten sonra üzerinde durulması gereken mesele, gümüş dışında kalan madenlerden imal edilen yüzüklerin hükmünün ne olduğudur. Bize bu hususta ışık tutabilecek bir hadis de şu şekildedir:

Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) yanına, parmağında demir yüzük bulunan bir adam uğramıştı. (Yüzüğü görünce): “Niye bazılarınızın üzerinde ateş ehlinin süsünü görüyorum!” buyurdu. Adam derhal onu çıkarıp attı. Sonra parmağında sarı renkli (pirinç) yüzük taşıyor vaziyette geldi. Bu sefer: “Niye sende putların kokusunu hissediyorum?” dedi. Bilahare adam altın yüzük takmış olarak geldi? Bu sefer de: “Sende niye cennet ehlinin süsünü görüyorum?” dedi. Bunun üzerine adam: “Öyleyse yüzüğüm neden olsun?” diye sordu. “Gümüşten dedi, ancak ağırlığı bir miskale ulaşmasın.” (Tirmizî, Libâs 43; Ebû Dâvud, Hâtem 4)  (Miskal, yaklaşık 4-5 gramdır. Hanefilere göre 4,8 gram)

Fakihler bu hadisten istidlalde bulunarak demir ve bakırdan da (veya pirinçten) yüzük edinmenin mahzurlu olduğunu söylemişlerdir. Bazıları buna haram derken, bir kısmı da bunu mekruh olarak görmüştür.

Yine fıkıh kitaplarımızda, erkeklerin kullanmasının caiz olduğu yüzüğün sadece gümüşten imal edilen yüzük olduğu konusunda rivayetler vardır ki, Hanefilerin nokta-i nazarı da bu yöndedir. Dolayısıyla, eğer yüzük takmak istiyorsak, bunun gümüşten olmasına dikkat etmeliyiz. Çünkü hadislerden ve Efendimizin uygulamalarından çıkan netice bize bunu göstermektedir. Bunun hikmeti hakkında, erkeklerin süs ve ziynetten uzak olması gerektiği veya süslenmenin kadınlara has bir ameliye olup erkek için esas olanın sadelik olduğu veya madenlerin insan vücudundaki etkilerinden yola çıkarak daha başka şeyler de söylenebilir.

Bir de bildiğimiz kadarıyla platin yüzük oldukça pahalı bir madendir. Yukarıdaki hadiste Efendimiz’in bir miskalin fazlası gümüş yüzük takmayı yasakladığını göz önüne alan âlimlerimiz bunun sebebi hakkında farklı mütalaalarda bulunmuşlardır. Bunlardan birisi de, bir miskalden (yaklaşık 4-5 gramdan) fazlasının israf olacağı şeklindedir. Yani bunu göz önüne aldığımızda, gümüşten çok daha pahalı olan bu tür mücevheratı takmak caiz değildir.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

16|40|Biz bir şeyi dilediğimizde, onun hakkında söyleyeceğimiz söz, "Ol!" demekten ibarettir; o hemen oluverir.
Sura 16