Sakal kesmek haram mıdır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Öncelikle bu konuda bize ulaşan hadisleri zikredip ardından âlimlerin bu konudaki nokta-i nazarlarını açıklamaya çalışalım.

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bıyıkları kazıyın, sakalları serbest bırakın.” (Buhârî, Libâs 64, 65;  Müslim, Tahâret 53)

Hz. Aişe’den (r.anha) rivayet edilen bir hadislerinde “On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, sakalı salıvermek, misvak ile ağzı, dişleri temizlemek, su ile burnu temizlemek, tırnakları, kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak, koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek, necaset yolunu su ile temizlemektir.” (Müslim, Tahare 56; Ebu Davud, Tahare 29)

 “Bıyıkları çok kısaltın, sakalları ise bırakın”; “Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın”; “Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin ” (Buharî, Libas 64; Müslim, Tahare 54)

Biz Resûlullah’ın sakallarını kestiğine dair bir malumat bilmiyoruz. Hadislerde de görüldüğü gibi Efendimiz sakalın erkekler için fıtratın bir parçası olduğunu ifade etmiş ve bunu emretmiştir. Burada Efendimizin Müslümanların şahsiyetini korumak için müşriklere muhalefet etme, onlara benzememe adına ortaya koyduğu davranışlar da ayrı bir önem arz etmektedir.

Sakal bırakmanın ve buna bağlı olarak sakalları kesmenin hükmü hususunda âlimlerin farklı görüşleri olmuştur. Sakalı kesme İbn-i Teymiye mektebine göre her ne devirde olursa olsun, ister bırakıp kessin, isterse bırakmadan ustura vursun haramdır. Hanefilerin ekserisinin konuya yaklaşımı da bu istikamettedir, yani onlar da sakal kesmeyi mahzurlu görüyorlar. Sakal kesmeyi haram olarak görenler, sakal bırakmayı emreden hadislerin vücûbiyet ifade ettiği, sakalları kesmekle fıtrata müdahale edildiği, sakallarını kesen kimsenin müşriklere benzeyeceği ve son olarak da sakal kesmekle kadınlara benzeneceği gibi hususları öne sürmüşlerdir.

Fakat Hanefiler dışındaki diğer üç mezhebin nokta-i nazarı sakal bırakmanın sünnet olduğudur. Ama bu kuvvetli bir sünnettir. Bırakılırsa sevabı çok olur. Buna göre kişi hiç sakal bırakmadan sakallarını keserse haram işlemiş olmaz. Ama bıraktıktan sonra mazeretsiz keserse başladığı bir sünneti terk ettiğinden dolayı günaha girer. Bu tıpkı nafile bir oruca başlayıp da bozan kimsenin üzerine bu orucu tutmanın vacip olması gibidir. Allahu a’lem en doğru görüş de budur.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

2|282|Ey iman sahipleri! Belirli bir süre için birbirinize borç verdiğinizde onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabbinden korksun da borcundan hiçbir şey eksiltmesin. Borç altına giren, aklı ermez yahut zayıf-çaresiz biri ise yahut yazdırmaya gücü yetmiyorsa, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun. Eğer iki erkek yoksa rızanızla kabul edeceğiniz tanıklardan bir erkek ve iki kadın gerekir. Bu kadınlardan biri şaşırırsa/unutursa ötekisi ona hatırlatsın diyedir. Tanıklar, çağırıldıklarında çekimser davranmasınlar. Küçük veya büyük, borcu, süresine kadar yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında adalete daha yakın, tanıklık için daha sağlam, kuşkuya düşmemeniz için daha elverişlidir. Ancak aranızda döndürüp durduğunuz tamamen peşin bir ticaret sözkonusu ise onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Karşılıklı alış-veriş yaptığınızda da tanık bulundurun. Yazıcıya da tanığa da zarar verilmesin. Böyle bir şey yaparsanız bu, kendinize kötülük olur. Allah'tan korkun. Allah size öğretiyor. Allah, her şeyi en iyi biçimde bilendir.
Sura 2