Salih Bir Evlat İçin Hamilelikte Dikkat Edilecek Hususlar

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Salih, sağlam karakterli, güzel ahlâklı ve dindar bir çocuğa sahip olmak isteyen bir kişi öncelikle evlenirken tercihini doğru yapmalıdır. Evlendiği insanın dindar ve güzel ahlâklı olmasına öncelik vermelidir. Evlilikten sonra ise hamilelikten çocuğun doğumuna kadar olan süre içinde alınması gereken bir kısım tedbirler vardır. Yani, öncelikle “tohumun temiz bir zemine bırakılması, sonra da bırakıldığı yerde gelişirken temiz bir hava ile havalandırılması, temiz şualarla şualandırılması, temiz su ile sulanması ve tımar edilmesi, yetiştirilmek istenen neslin kaliteli yetişmesi bakımından çok önemlidir.”[1]

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde:

اَلشَّقِيُّ مَنْ شَقِيَ في بَطْنِ أُمِّهِ وَالسَّعيدُ مَنْ سَعِدَ في بَطْنِ أُمِّهِ

“Şaki, daha anasının karnında talihsizdir; said, anasının karnında da talihlidir.”[2] buyuruyor. Hâlbuki biz biliyoruz ki bizim irade ve davranışlarımız hesaba katılmadan hiçbir takdir söz konusu değildir. Bizim nasıl hareket edeceğimiz, nasıl adım atacağımız, attığımız bu adımların neleri ortaya çıkaracağı Cenâb-ı Hak tarafından bilinmiş ve iradelerimiz de hesaba katılarak her şey ona göre plan ve programa tâbi tutulmuştur.[3] Dolayısıyla bizim salih bir evlat yetiştirmek için alacağımız tedbirler daha tohumun atılması anından itibaren başlar ve devam eder.

Sperm ve yumurta bir araya geldikten sonra, annenin gıdası, hâl ve hareketleri, ruhî durumu, maneviyatı anne karnındaki çocuğun şaki veya said yazılmasında önemli birer etkendir. Haram bir lokmanın, işlenen bir günahın, manevî tatminsizlikten ileri gelen stres ve depresyonların hiç şüphesiz çocuğun karakterinin şekillenmesinde etkisi büyüktür. Besmelesiz atılan bir tohumdan hayırlı neticelerin ortaya çıkması Cenâb-ı Hak aksini murad buyurmadıkça zor bir ihtimaldir. Ancak Cenâb-ı Hak dilerse füccardan da salih evlatlar neşet edebilir.

Şimdi hamile bir kadının, hamilelik süresince dikkat etmesi gereken hususları kısaca arz edelim:

Besmele

Çocuğun anne karnına düşmesinden önce besmele çekilmesi ve dua edilmesi Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiyeleri arasındadır. Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselam) konuyla ilgili şöyle buyurur: “Kişi hanımına gelince bismillah desin ve şu duayı okusun:

اَللّٰهُمَّ! بَارِكْ لَنَا فيمَا رَزَقْتَنَا وَلَا تَجْعَلْ لِلشَّيْطَانِ نَصيبًا فيمَا رَزَقْتَنَا

Allah’ım, bize vereceğin evladı hakkımızda mübarek kıl. Bize nasib ettiğin şeyde şeytana bir pay koyma.” Böyle derse, kadın hamile kaldığı takdirde çocuğun salih olacağı ümid edilir.”[4] Buhârî ve Müslim’in ittifaken rivayet ettikleri bir başka hadis-i şerifte ise hanımına yaklaşmak isteyen kimsenin besmele çektikten sonra şu duayı okuması tavsiye edilir:

اَللّٰهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ عَنَّا وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا

“Allah’ım, bizi şeytandan uzak tut ve şeytanı da bize vereceğin evlattan uzak tut!”[5] Hadisin devamında, bu duayı okuyan kimsenin bir çocukla rızıklandırıldığı takdirde, şeytanın ona ebediyen zarar veremeyeceği ifade edilir.

Evet, hadis-i şeriflerde açıkça ifade edildiği üzere, her hayrın başı besmele olduğu gibi hayırlı bir evlada sahip olmak isteyen kimsenin de besmeleyle işe başlaması çok önemlidir. Ardından da çocuğun salih bir evlat olması ve şeytanın ona zarar vermemesi için Cenâb-ı Hakk’a iltica edip yalvarmalıdır.

Dua

Yukarıya aldığımız hadis-i şerifler ailevi münasebetten önce besmele çekilmesini ve dua edilmesini tavsiye ediyor. İşin bidayetinde dua önemli olduğu gibi hamile kaldıktan sonra, doğuma kadar her fırsatta Cenâb-ı Hakk’a dua etmek de çok önemlidir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın hayırlı bir evlat nasip etmesi için Cenâb-ı Hakka yakarışlarını şu ifadelerle anlatır:

هُوَ الَّذي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشَّاهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفيفًا فَمَرَّتْ بِهِ فَلَمَّۤا أَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرينَ

“Sizi bir tek candan (Âdem’den) halkeden, ondan da yanında huzura eresiniz diye eşini (Havva’yı) yaratan O’dur. (Âdem) Eşi ile (birleşince) o hafif bir yük yükleniverdi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıyıp da hamileliği ağırlaşınca, Allah’a: Andolsun bize (salih) kusursuz bir çocuk verirsen, sana ziyadesiyle şükrederiz, diye dua ettiler.”[6]

Gerek baba gerekse anne adayı, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine nasip edeceği çocuğun her türlü kusurdan âzâde ve hayırlı bir evlat olması adına Allah’a yalvarıp yakarmalı ve duasının makbul olduğuna inandıkları zatlardan da bu hususta dua istemelidirler. Müsebbibü’l-Esbab olan Cenâb-ı Hak isterse, olmazlar bile olur hâle gelir. İşte anne-baba duadaki bu büyük güce inanmalı ve gönülden yaptıkları dualarıyla Cenâb-ı Hak’tan hayırlı evlat talebinde bulunmalıdırlar.

Helâl Rızık

Özellikle günümüzde daha bir ehemmiyet kazanan hususlardan bir diğeri de helâl rızık peşinde olmak ve şüpheli hiçbir lokmanın mideye inmesine fırsat vermemektir. Yani çocuk daha anne karnındayken helâl ve temiz rızıkla beslenmelidir. Çocuk anne karnında teşekkül etmeye başladığı ilk andan itibaren meşru yollardan gıdasını almalıdır. Bunun için de ebeveyn, kazançlarının helâlinden olması hususunda son derece hassas olacak, alışveriş yaptıkları yerleri iyi seçecek ve dinin haram kıldığı hiçbir maddenin evlerine girmesine fırsat tanımayacaklardır. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem):

يَأْتي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لَا يُبَالِي الْمَرْءُ مَا أَخَذَ مِنْهُ أَمِنَ الْحَلَالِ أَمْ مِنَ الْحَرَامِ

“Öyle devir gelecek ki insanoğlu, aldığı şeyin helâlden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak.”[7] buyurmak suretiyle inananları kazanç hususunda dikkatli olmaya çağırmıştır.[8] Konuyla ilgili bir diğer hadis-i şerif ise şu şekildedir:

إِنَّ أَوَّلَ ما يُنْتِنُ مِنَ الْإِنْسَانِ بَطْنُهُ فَمَنِ اسْتَطَاعَ أَنْ لَا يَأْكُلَ إلَّا طَيِّبًا فَلْيَفْعَلْ

“İnsanın ilk (çürüyüp) kokacak olan yeri karnıdır. Öyleyse, kim, karnına temiz olandan başka bir şey girdirmemeye gücü yeterse mutlaka bunu yapsın!”[9] Yediği içtiği haram olan bir kişinin duasının kabul olmayacağı da Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) şeref sudûr olan beyanlar arasındadır.[10]Bunlardan başka Kur’ân-ı Kerîm’de ve sünnet-i sahihada helâl rızık talep etmenin gereği ve önemi hakkında birçok âyet ve hadis vardır.

Haram ve şüpheli gıdaların çocuğun tabiatında ne gibi deformasyonlara yol açacağını, onun fıtratında nasıl bir tahribat yapacağını bilemeyiz. Ancak bildiğimiz bir şey var ki insan karakterinin oluşmasında yenilip içilen şeylerin inkâr edilemez tesirleri söz konusudur. Bu açıdan baştan itibaren anne-baba yediği, içtiği şeylere dikkat etmeli ve çocuğun helâl, temiz ve sağlıklı gıdalarla beslenmesi hususunda titiz olmalıdırlar.

Maneviyat

Hamile bir annenin, ruhî ve psikolojik durumu çocuğun gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. Konuyla ilgili şu tespitler oldukça çarpıcıdır: “Fransa’da birbirini teyit eden muhtelif araştırmalara göre asabî ruhî hastalıklar servisine düşen çocukların % 50’sinin alkolik ailelerden geldiği, keza çeşitli suçlardan mahkemelik olan çocukların babalarının % 50’sinin alkolik olduğu, bu ailelerden gelen çocuklarda % 34 nispetinde aile, okul ve içtimaî muhitlere intibak bozuklukları tespit edildiği ifade edilmektedir. Ayrıca, şunu da belirtelim ki çocuğun, anne karnında iken yedinci aydan itibaren dış tesirlere karşı hassasiyet kazanıp, aksü’l-amellerde bulunduğuna ve mesela sese karşı hareketlerini artırdığına dair klinik çalışmalara dayanılarak “cenin devrinde öğrenme”den bahsedilmektedir.”[11]

Buna göre çocuk daha anne karnındayken bile, annenin hâl ve tavırlarının onun gelişiminde etkili olduğu söylenebilir. Özellikle annenin, manevî yönden güçlü olması, sağlam bir imana sahip bulunması, stres ve sıkıntılardan uzak durması hiç şüphesiz çocuğun gelişiminde müsbet bir tesir icra edecektir.

Tevekkül ve Teslimiyet

Son olarak, müstakbel anne ve babaların dikkat etmeleri gereken bir husus olarak Cenâb-ı Hakk’a karşı tevekkül içinde bulunmaları gerektiğini hatırlatabiliriz. Yani hayırlı bir evlat olmasını hesaba katmadan ille de bir çocuğumuz olsun diye ısrar etmek, ille de cinsiyeti şöyle veya böyle olsun dememek, ufak rahatsızlıklardan bile hemen evhama kapılmamak, muhtemel bazı hastalıklar karşısında sarsılmamak oldukça önemlidir. Her şeyden önce anne baba doğacak çocuğun Cenâb-ı Hakk’ın bir ihsanı ve nimeti olduğu şuurunda bulunmalıdır.

Anne babanın çocuğu “olmazsa olmaz” görmeleri ve bu konuda aşırı hırs göstermeleri, aksiyle cezalandırılmalarına sebep olabilir çünkü bizler neyin hakkımızda hayırlı olduğunu bilemeyiz. Bize düşen, sebeplere riayet ettikten sonra Allah’a güvenip Ona tevekkül etmektir. Çocukların da bir imtihan vesilesi olduğu unutulmamalı ve Cenâb-ı Hak’tan her hususta olduğu gibi bu konuda da hayırlısı istenmelidir.


[1] Fethullah Gülen, Çekirdekten Çınara, s. 65.

[2] Beyhakî, es-Sünenu’l-Kübrâ, 7/422.

[3] Fethullah Gülen, Çekirdekten Çınara, s. 65.

[4] Abdurrezzâk, Musannef, 6/194.

[5] Buhârî, bed’ü’l-halk 11; Müslim, nikâh 116.

[6] A’raf Sûresi, 7/189.

[7] Buhârî, büyû 7.

[8] Buhârî, büyû 7, 23.

[9] Buhârî, ahkâm 9.

[10] Müslim, zekât 65.

[11] İbrahim Canan, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Sünnetinde Terbiye, s. 97-98.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

37|15|Şöyle dediler: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir."
Sura 37