Sekerât–ı mevt ne demektir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Sekerât-ı Mevt, insanın son nefeste ölümüne delâlet eden ölüm baygınlığı, sarhoşluğu demektir. “Bir de sekerât-ı mevt (ölüm sarhoşluğu, baygınlığı, can çekişme) gerçek olarak gelmiştir. (Ey insan) işte bu, senin kaçıp durduğun şey.” (Kaf, 50-/19)

Hz.Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in son hastalığında, yanlarında bir kap içerisinde su vardı. Mübarek ellerini suya daldırıp yüzüne sürüyor ve şöyle diyordu: “Allah’tan başka Tanrı yoktur. Muhakkak ki ölümün sekerâtı vardır.” Sonra ellerini kaldırıp “Refiku’l A’la: Ey Yüce Dost! Allah’ım! Sekerât-ı Mevtte bana yardım et”; Ruhu kabzolunup eli düşünceye kadar böyle duâ etmişti. (İbn Mâce, Cenâiz 64).

Sekerât-ı Mevt hâli olan kişi kötü kişi değildir. Asla böyle anlaşılmamalıdır. Peygamberimiz bile ölüm baygınlığı geçiriyorsa varın gerisini siz düşünün… Peygamberimizin dizlerinde vefât ettiği Âişe vâlidemiz diyor ki: “Ben Hz. Peygamberin çektiği ızdırabı gördükten sonra, kolay ölmesinden dolayı kimseye gıpta etmem” (Tirmizî, Cenâiz 8), diğer rivayette; “…kimse için çirkin saymam” (Nesâî, Cenâiz 6).

Sekerât-ı Mevt’in faydaları şunlardır:

Allah, manevî derecesini daha çok yükseltmek istediklerine ölümü ânında ızdırap çektirir.

Allah, günahlarını affetmek istediği mü’min kullarının günahlarına keffaret olsun diye Sekerât-ı Mevt’i şiddetli yapar; bu kullar, dünya hayatının sonunda bir kez daha denenir, imtihana tâbi tutulurlar. (Osman Oral, 100 Soruda Ahiret Hayatı)

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

58|22|Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!