Ölüm göze alınarak hicret edilir mi? Ülkemizin artık hizmete ihtiyacı yok mu?

Sorular ve CevaplarıKategori: MuhtelifÖlüm göze alınarak hicret edilir mi? Ülkemizin artık hizmete ihtiyacı yok mu?
Osman Florasan önce 5 ay sordu
Yazıyı Paylaşabilirsiniz...Print this pageEmail this to someoneShare on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on Twitter

Benim sorum bu dönemde çokça ön planda olan hicret ile ilgilidir. Birkaç parçadan oluşmaktadır:
1- Hicret konusu anlatılırken Efendimizin (S.A.V.) veya sahabe efendilerimizin Mekke’de yaşadıkları zulüm neticesinde Medine ve Habeşistan’a göç etmeleri örnek verilmektedir. O döneme bakıldığında, Mekke’de kalınmaya devam edilmesi halinde sosyal tecrit, açlık, işkenceye ilave olarak öldürülme riski olduğu görülmektedir. Yaşanan bu eziyetler, can güvenliği ve kendilerini savunma konusundaki imkansızlıklar neticesinde hicret kararı alındığı ve hicretin, zamanın vasıtalarına (deve, at vs) binmek suretiyle, aleni ölüm riski bulunmayan bir yolculuğa çıkmak şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Yani zamanımızla kıyaslandığında, otobüs veya uçak bileti alarak bir yerden bir yere seyahat şeklinde  gerçekleşmiştir.
Bu husus dikkate alındığında, çok özel durumlar istisna olmak kaydıyla, hapse girme ihtimali, geçim sıkıntısı, hürriyet kısıtlaması, sosyal baskı gibi maddi ve psikolojik sonuçları olan fakat ölümle sonuçlanma ihtimali oldukça düşük bir durumu yaşamaktan kaçmak
maksadıyla, yakın zamanda yaşanan üzücü hadiselerle de tecrübe edildiği üzere, ölüm riski yüksek olan bir yolculuğa atılarak, ölümü göze alarak hicret yollarına düşmek fıkhi açıdan kişiye vebal ve mesuliyet getirir mi? Yani, hesap zamanı geldiğinde kişiye “Ülkede kalsaydın bir yıl, iki yıl hapis yatıp serbest kalacaktın veya gaybubette 2-3 yıl sıkıntı çekip feraha erecektin. Yaşayacağın sıkıntı ölümle sonuçlanmayacaktı. Fakat sen bu sıkıntıları yaşama korkusuyla, kendi hayatını, çoluğunun çocuğunun hayatını riske atarak ölümle sonuçlanabilecek bir yolculuğu göze aldın ve hayatın kaybettin.” denilerek kusurlu bir amelde bulunmakla ve mesuliyet altında vefat etmekle sorumlu tutulma ihtimali var mıdır?
2- Ameller niyetlere göredir. Mefkuremiz dikkate alındığında hicretin maksadının ilk planda güvenli bir ortama erişmek olması bir yana, hicret edilen yerde hizmet etmek olması gereklidir. Fakat arkadaşlarımızın yaygın bir şekilde: “Bu insanlar hizmeti falan hak etmiyor. Bu zamana kadar boşuna uğraşmışız.” veya “Bu ülkede yaşanmaz. Çocuğumu bu ülkede yetiştirmek istemiyorum.” veya “Anam, babam, kardeşim bana sahip çıkmadı ve suçladı.” diyerek hicret kararı aldıkları görülmektedir. Bu şekilde alınan kararların fıkhi açıdan sıhhati ve hükmü nedir?
3- Hicret elbette önemli bir ibadettir. Zaten yıllardır birçok insan fedakarlıkta bulunmuş, şu ankinin aksine, ülkenin rahat zamanlarında bile o rahatı bırakarak çok sıkıntılı ülkelere hizmet götürmek maksadıyla hicret etmiştir. Fakat, ülkenin komple çöktüğü, eğitim
sisteminin yerle bir olduğu, çocukların sahipsiz kalıp ırzına geçildiği, uyuşturucu bataklığında debelendiği, ateizmin, deizmin, agnostizmin pençesinde can çekiştiği, iman kaybetmenin adeta sıradanlaştığı dikkate alındığında, bu ülkede de hizmete had safhada ihtiyaç olduğu sonucu ortaya çıkmaz mı? Çocuklarımızı, neslimizi kurtarmak için öğretmenlere burada daha çok ihtiyaç olmayacak mı? Ülkenin tekrar ayağa kaldırılması için burada insan gücüne, fedakarlığa daha fazla ihtiyaç yok mu? Yoksa ülkeden tamamen ümit kesildi de hicret etmeyip kalanlar büyük bir hata içerisinde midirler? Bu ülkenin kaybolmakta
olan nesli konusunda artık üzerimizde sorumluluk kalmamış mıdır? Biz elimizden geleni yaptık ama onlar bize böyle yaptılar demek hakkımız mı? Almanya’da veya Hollanda’da yaşayan insanların bizim insanımızdan daha mı çok hizmete ihtiyacı vardır?

1 Cevaplandı
Hikmet.Net Admin’in profil fotoğrafıHikmet.Net Admin Personel cevaplandı 3 ay önce
Yazıyı Paylaşabilirsiniz...Print this pageEmail this to someoneShare on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on Twitter

1- Ayetin açık hükmü var: Zulmün olduğu yerden çıkın buyruluyor. Bu esas olmakla beraber duruma göre kalması gerekenler de olabilir: Kalmak zorunda olanlar, kalanlara yardım edenler…vs. Ölüm riski nazara alınmaz. Çünkü ölüm riski göreceli bir şey. Binlerce insan geçti kurtuldu. Çok az insan boğularak şehit oldu. Yani ölüm riski ölçü olmaz burada.
2- Bu söylenenlerin hepsi zaten bir hicret sebebidir. Dini daha iyi yaşayalım veya can riski taşımayalım diye hicret edilir. Allah Resûlü’nün sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının hicret sebeplerine baktığımızda aynı problemlerin yaşandığı görülecektir. Elbetteki hicret ederken birinci niyet uhrevi olmalıdır. Din ve yaşam özgürlüğünü sağlamak ve hicret edilen yerlerde yeni bir aşk ve şevkle hizmet etme yollarını aramak gerekir.
Öte yandan bahsettiğiniz düşünceler, bu zamanda yaşanılan travma ve hayal kırıklığı neticesinde söylenmiş sözlerdir. Tabi ki bu yaşanılanlar kısa zamanda unutulmayacak ve belki de çoğu insan için bazı konularda kırılmalara sebebiyet vermiştir. 
3- Yangında ilk kurtarılması gerekenlerde olduğu gibi şu zamanda ilk yapılacak şey selametli bir yere gitmektir. Ondan sonra memleketin halini düşünmek daha isabetli olur. Çünkü şu an size yapmak istediklerinizi yaptırmıyorlar. Ayrıca gidilen yerde de pek çok imana irşada muhtaç insan var. 
Kalmak mı hicret etmek mi denilince de bu artık kişilerin kendi durumlarına, beklentilerine göre karar vereceği bir durumdur. Kalana da gidene de niye gittin veya kaldın demek de doğru olmaz. Ancak şu an itibariyle Türkiye, daru’z-Zulüm yani zulüm diyarıdır. Daru’z-Zulm’den daru’s-Sulh veya daru’l-emn olan yerlere gitmek isabetli bir tercih olur kanaatindeyiz. Allah herkesin yardımcısı olsun. Tez zamanda ülkemize, insanımaza basiret ve şuur nasip eylesin. Zulüm altında inleyen mazlumlara da ferec ve mahrecler lütfeylesin…