İçerik etiketlendi: ‘Başkalarından alacağı olan kimseye zekât düşer mi?’

Başkalarından alacağı olan kimseye zekat düşer mi?

Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz’in sünnetinde alacakların zekâtı konusunu açıklayan bir nass (hüküm) yoktur. İlk dönem âlimleri tarafından da, alacakların zekâtı hususunda nakledilen farklı görüşler vardır. Bundan dolayı da bu konu hakkında fıkıh mezhepleri farklı hükümler vermişlerdir.

Genel olarak fukaha alacakları iki gurupta değerlendirmiştir.

1- Tahsil edileceği umulan alacaklar: Bu tür alacaklar ödeme imkânına sahip ve borcunu kabul eden kimsedeki alacaklardır. Alacaklı kendi malları ile birlikte her sene bu alacağın zekâtını da öder.

2- Tahsil edileceği umulmayan alacaklar: Borcunu inkâr eden ya da ödeme imkânı olmayan fakirdeki alacaklarda bu guruba dâhildir. Bu guruba giren alacakların zekâtı hakkında âlimler farklı görüşlerde bulunmuşlardır. Bazıları bu tür alacaklar elde edilince geçmiş yılların da zekâtı verilir derken, diğer bir gurup yalnız bir yıllık zekâtın verileceğini söylemiştir. Ebu Hanife ve İmameyn ise, bu tür alacağı aldıktan ve üzerinden bir yıl geçtikten sonra ancak zekâtın gerekeceğini ifade etmişlerdir.

Hanefiler alacakların zekâtını daha ayrıntılı olarak ele almışlardır. Onların taksimi şu şekildedir:

  1. a) Kuvvetli alacaklar: Borç olarak verilmiş paralar, ticaret mallarının bedeli gibi olan alacaklardır. Elde mevcut bulunan çek ve senetlerde kuvvetli alacak sayılır. Eğer borçlu borcunu kabul ediyorsa bu tür alacakların zekatı her yıl verilir. Ancak zekatın verilmesi borcun tahsiline kadar geciktirilebilir.
  2. b) Orta derecede alacaklar: Ev veya dükkân kirası gibi zekât mevzuu olmayan bir malın bedeli olan alacaklardır. Bu tür alacaklar da eğer nisap miktarına ulaşıyorsa veya kişinin zekâta mevzu olan başka malları varsa bu mallar onlara eklenerek bunların da her yıl zekâtlarının verilmesi gerekir. Ancak bunların zekâtının verilmesi için, nisap miktarı kadar bir malın tahsil edilmesi gerekir.
  3. c) Zayıf alacaklar: Bir mal bedeli olmayan mehir, diyet karşılığı, miras, vasiyet, muhalaa bedeli gibi alacaklardır. Bu alacaklardan zekât gerekmesi için, bunların nisap miktarının tahsil edilip üzerinden bir yıl geçmesi gerekir.

İmam Şafi’ye göre alacak zekatın edasını geciktirmez. Alacak tahsil edilmese de onun zekatını vermek gerekir. Çünkü borç verme tamamen kişinin kendi iradesi ile vuku bulur. Fakirlerin hakkı bu yüzden geciktirilmez.

Başkalarından alacağı olan kimseye zekât düşer mi?

Alacakların zekâtı üç grupta değerlendirilmektedir.

a) Kuvvetli alacaklar: Borç olarak verilmiş paralar veya ticaret mallarının bedeli gibi alacaklardır. Elde mevcut bulunan çek ve senetler de kuvvetli alacak sayılır. Eğer borçlu borcunu kabul ediyorsa bu tür alacakların zekâtı her yıl verilir.

Ancak alacaklının elinde zekât vermesi gereken başka bir malı veya parası yoksa alacağının beşte birini tahsil edinceye kadar zekâtını geciktirebilir. Ancak böyle bir kişi alacağını tahsil ettikten sonra geçmiş senelere ait zekât borcu biriktiyse bunları da vermelidir.

b) Orta derecede alacaklar: Ev veya dükkân gibi zekât mevzuu olmayan bir malın kirası gibi alacaklardır. Bu tür alacaklar müşterinin elinde bir yıl kaldıysa ve nisap miktarına da ulaşıyorsa zekâta mevzu olurlar. Ancak bunların zekâtının verilmesi için, nisap miktarı kadar bir malın tahsil edilmesi gerekir.

Ancak alacak sahibinin alacağından ayrı olarak nisap miktarını bulan başka malı varsa, bunlarla birlikte alacaklarının da zekâtını ödemelidir.

c) Zayıf alacaklar: Bir mal bedeli olmayan mehir alacağı, diyet karşılığı, miras, vasiyet, muhâlea bedeli gibi alacaklardır. Bu alacaklardan zekât gerekmesi için, bunların nisap miktarının tahsil edilip üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bu gruba giren alacaklar tahsil edildiğinde geçmiş yıllara ait zekâtın verilmesi gerekmez.

Bu tür alacaklardan az veya çok tahsil edilen miktar eldeki diğer mallara tabi olarak şartları gerçekleşince bunların zekâtını vermek gerekir.

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz