İçerik etiketlendi: ‘ne yapabilirim?’

Eşim çocuk istemiyor, ne yapabilirim?

Açıklama: Yaşım 33, eşim ise benden biraz daha küçük. Eşim kesinlikle çocuk istemiyor. Bunun sebebi ne olabilir? Ben çocuk sahibi olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

Aslında bunun nedenini en iyi bilecek ve anlayacak sizsiniz. Bunun muhtemel birçok sebebi olabilir. Genellikle günümüzde çocuk yapmak istemeyen çiftlere baktığımızda şu şekilde sebeplerle karşılaşılıyor: Geçim sıkıntısı, kadının vücudunun bozulacağından endişe etmesi, çocukla ilgilenecek vakitlerinin olmaması, fiziki rahatsızlıklarının bulunması, çocuk yetiştirme ve bakımını üstlenme gibi meşakkatlerin altına girmek istememeleri, evliliğin keyfini çıkarma düşüncesi, eşlerin birbirine vakit ayırmak istemesi, çocuk yapmayı biraz tehir ederek evliliğe tam adapte olmak istemeleri vs. Tabi bunların yanında başka harici sebepler de olabilir. Buna göre eşinizle konuşarak onu anlamaya gayret ederek onun niçin çocuk istemediğini öğrenmeye çalışın.

Evliliğin en mühim meyvesi, semeresi ve neticesi çocuktur. Yani evlenmekten maksat ve hedef tevellüttür, çoğalmaktır. Çocuk olmayan bir aile meyvesiz ağaç gibidir. Buna göre eşinize çocuğun gerekliliğini anlatabilir, bununla ilgili kitaplar okumasını temin edebilirsiniz. Çocuk olmadığı takdirde ileride karşılaşacağınız sıkıntıları dile getirebilirsiniz. Ama en önemlisi onu anlayıp sıkıntısını öğrenmeye gayret edin. Çünkü niçin çocuk istemediğini öğrenirseniz, bunun çözümü de ona göre kolay olacaktır.

Yaşadığım olaylardan dolayı çok sıkıntıdayım, ne yapabilirim?

Açıklama: Yaşadığım bazı olayların sıkıntısından kendimi çok durgun bitkin hatta yaşlanmış hissediyorum (22 yaşındayım) birinin elimden tutmasını birinin destek olmasını bekliyorum ister istemez. Çok konuşkan biri de değilim. Bu sorunu nasıl çözebilirim?

Birincisi başa gelen sıkıntılar birer imtihandır ve insanın hem günahını döker hem derecesini yükseltir hem de yetiştirir, hayata hazırlar. Genel bakışımız bu olursa, çözüm yoluna girilmiş olur. Kâinatta, insanın zararına bir şey yoktur. Zira Allah (c.c) onu insanların hizmetine sunmak için yaratmıştır. Onu zararlı hale getiren, genelde insanın yanlış bakış açısı ve iradesini yanlış yolda kullanmasıdır.

İkincisi, sıkıntılar, onlardan kaçarak çözülmez. Bilakis iradi olarak üzerlerine gitmek gerekir. Bu da akli ve nakli delillerle olur. Akli deliller, sıkıntının mahiyetini, nereden geldiğini, kaynağını bilme ve çözüm üretme şeklinde tecelli eder. Akıl, hadiselere çözüm üretmede kullanılmak için verilmiş en güzel nimetlerden biridir. Nakli deliller ise, bizzat konu hakkındaki ayet, hadis ya da büyüklerin söz ve tecrübeleridir. Meselenin üzerine giderek onu çözmeye çalışmak, aynı zamanda insanı yetiştirir ve sıkıntılarla mücadele etme kabiliyeti kazandırır. Müteakiben bu durum, insanda olumlu bir enerji oluşturur. Olumsuz görünen duygu ve hadiselerin, olumlu birer enerji haline dönüşmesi, Allah’ın insana lütfettiği gizli bir nimettir. İnsana düşen ise onu keşfetmektir.

Üçüncüsü, sıkıntılarınızı paylaşabileceğiniz en yakın insanı bulun ve onunla dertleşin. Yalnız bu şahıs, bilgili, görgülü, tecrübeli, iyi niyetli ve yardımcı olabilecek biri olsun.

Dördüncüsü, kitaplar da size dostluk yapabilir. Onları ihmal etmeyin. Özellikle iman ve ümit aşılayan eserleri..

Beşincisi, hayata ümitle bakmaya çalışın. Ümit her türlü kemalât ve güzelliğin başlangıcı ve dinamosudur. Ümit, imana bağlıdır. Dolayısıyla imanı takviye eden eserlere çokça müracaat etmelisiniz.

Altıncısı, konuşkan olmayan insanlar bu tür sıkıntılar yaşayabilirler. Bu da genelde dertlerini içlerine atmalarından kaynaklanır. Aslında bu da sizin için bir avantajdır. Çünkü insanlara açamadığınız derdinizi, düşüncelerinizi gider Allah’ın huzurunda açarsınız. Böylece, yaptığınız bu şey bir dua olduğu için hem ibadet etmiş olursunuz, hem de rahatlarsınız.

Yedincisi, kendi fıtratınızı sevin. Zira Allah’ın yarattığı her fıtratın sevilecek yönleri vardır. Ama aynı zamanda geliştirilecek, terbiye edilecek yanları da mevcuttur. Fıtratınızı sevmenizi tavsiyemizin sebebi, bazen insan kendi fıtratını beğenmez; beğenmez de kadere isyana meyledir. Bu da insanın itikadını tehlikeye atar. Allah cümlemizi korusun..

Sekizincisi, kendinizi ibadete verin. Yalnızlık ve içe kapalılık durumunu ibadetlerle aşmaya çalışın inşaallah.

Dokuzuncusu, takdire ve sevgiye ihtiyacınız olabilir. Sizi sevip takdir eden insanların yanına uğrayın ara sıra..

Allah yardımcınız olsun..

İşyerinden cumaya izin vermiyorlar, ne yapabilirim?

Açıklama: Ben bir fabrikada çalışıyorum. Bizim fabrikada Polonya’dan getirilen makinemiz var. O makine hiç durmuyor. Bu yüzden cuma namazını kılmamıza izin verilmiyor. Böyle bir durumda takınmamız gereken tavır ne olmalıdır?

Cuma namazı akıl-baliğ olmuş her erkeğe farzdır. Bundan dolayı cumaya gitmek için her hangi bir özrü bulunmayan kişilerin Cuma namazını eda etmeleri gerekir. Kişiyi cumadan alıkoyan özürler arasında bir işte çalışması yoktur. Yani öncelikle kişinin bir işte çalışmasının, cumaya gitmemek için bir özür olamayacağını belirtmek gerekir. Ancak kişi başka bir iş bulamıyorsa ve çalıştığı işte de Cuma namazını kılma imkânı yoksa o kişi ailesinin nafakasını kazanmak zorunda olduğundan yeni bir iş bulana kadar onun için bir zaruret durumundan söz edilebilir. Ve o kişi Cuma yerine öğle namazını kılar.

Normal şartlarda patronun işçilerini namazlardan alıkoyma gibi bir hakkı yoktur. Bir kişi bir işe başlarken iş sahibiyle belirli bir saat karşılığında çalışmak için anlaşsa bile o çalışma saati aralığında kalan namazlarını kılması gerekir. Ve bununla anlaşmayı ihlal etmiş olmaz. Çünkü namaz kılmak Allah hakkıdır. Ve Allah hakkının bulunduğu bir yerde kul hakkından söz edilemez.

Bundan dolayı öncelikle bizler bir işe başlarken namazlarımızı ve özellikle Cuma namazımızı kılabilecek miyiz, bunu düşünmeli gerekirse bu meseleyi iş sahibine açmalı ve ona göre işe başlamalıyız.

Şimdi sizin durumunuza baktığımızda şunları söyleyebiliriz. Sizin yapmanız gereken iş sahibiyle görüşerek cumayı kılabilmek için çözüm aramaktır. Bunun için de gerekirse makinenin kısa bir süreliğine durdurulması, bu mümkün değilse, Cuma saatinde çalışabilecek bir gayr-i müslimin iş başına geçirilmesi veya kadın bir işçi bulunması gibi bir şey yapılabilir. Bunların dışında meseleyi halledemiyorsanız, yeni bir iş aramanız, iş bulduğunuzda da hemen oradan ayrılmanız gerekir. Zira dünyamızı kazanalım derken ahiretimizden olamayız. Cuma namazı ise, ahiret açısından çok önemlidir.

Eşim sabah namazına kalkmakta zorlanıyor, ne yapabilirim?

Açıklama: Eşim, çok şükür namazlarını kılıyor. Ama maalesef sabah namazlarına kalkmada zorlanıyor. Çoğu zaman kalkamıyor. Benim sürekli çağırmama ve kaldırmaya çalışmama rağmen kalkamıyor veya kalkmıyor. Bazen ısrar ediyorum tatsız bir durum oluyor. Sizden ricam takınmam gereken tavır konusunda beni aydınlatmanız. Israrcı mı olmalıyım yoksa kendi haline mi bırakmalıyım?

Öncelikle size bu konuda Nesil Yayınlarından çıkan Cemil Tokpınar’ın “Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?” isimli kitabını tavsiye edelim. Bu kitabı öncelikle siz okursunuz ve ardından eşinizin de okumasını istersiniz.

Böyle bir durumda eşinizle, onu sabah namaza kaldırırken değil de, gün içinde daha müsait vakitlerde konuşun. Yani onu zorlamadan incitmeden, güzellikle konuşmayı deneyin. Sabah namazının önemini, bir Müslüman için sabah namazını kaçırmanın söz konusu olamayacağını, en faziletli namazın sabah namazı olduğu gibi mevzuları onunla konuşun. Yani eşinizde öncelikle sabah namazının muhakkak kılınması lazım geldiği, bu namazı kaçırmanın bir Müslüman’a yakışmayacağı düşüncesinin oturması lazım. Ardından da onunla sabah nasıl namaza kalkabileceğiniz hakkında konuşursunuz.

İkinci olarak; namaza kalkamamasının ardında yatan sebeplere inmeye çalışın. Yani nedir onun namaza kalkmasına mani olan şey. Dediğimiz gibi bu namazın önem ve ehemmiyetini mi tam kavrayamamış, uyku problemi mi var, yoksa geceleri çok geç yattığında mı sabah kalkamıyor veya bir rahatsızlığı mı var? Yani önce problemin temeline inmeye çalışın. Ancak bu şekilde çözüm için belli kararlar verebilirsiniz.

Sabah kaldırırken tatlı bir ısrarda bulunsanız da baskıcı, kırıcı olmayın, zora başvurmayın. Çünkü uykudan yeni uyanan bir insanın çok da laf dinleyecek hali olmaz. Bu arada duayı da elden bırakmayalım. Rabbim yardımcınız olsun.

Ben namazları ara sıra kılıyorum ama tam olarak başlayamıyorum. Acaba nedeni nedir, ne yapabilirim?

Bunun nedenini en iyi bilecek sizsinizdir. Yani nedir sizi namazlarınızı kılmaktan alıkoyan şey!? Acaba namazın önem ve ehemmiyetini mi tam kavrayamadınız! Yani dinimizde namazın yerinin ne kadar yüce olduğu noktasında bilgi eksikliğiniz mi var! Yoksa dünya meşgalesi fazla geldiğinden dolayı mı namazlarınızı kılamıyorsunuz! İradeniz mi çok zayıf! Yoksa namazlarınızı terk etmenizin sebebi bulunduğunuz ortam mı? Arkadaş çevreniz mi sizi olumsuz etkiliyor? Bu problemleri arttırabiliriz.

Ama bütün bunlar bir yana bizim size tavsiyemiz, öncelikle namazın dinimizdeki yerini iyi anlamak için birkaç kitap okumakla işe başlayabilirsiniz. Mesela size bu konuda yazılmış; Süleyman Sargın’ın “Namaz”, Cemil Tokpınar’ın “Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?”, Said Demirtaş’ın “Namazı Yaşayanlar”, Senai Demirci’nin, “Kıl Beni Ey Namaz”, Abdullah Yıldız’ın, “Bir Tevhid Eylemi/Namaz” gibi kitapları tavsiye edebiliriz.

Bunun dışında aslında namaz kılmak da kılmamak da kişinin kendisiyle alakalı bir husustur. Bunun için öncelikle sağlam bir karar vermeli ve namaza başladıktan sonra hiç taviz vermeden devam etmeliyiz. Çünkü bir taviz verdiğimizde taviz tavizi doğurur ve bir de bakarız ki yine namaz kılmayı bırakmışız. Yani önce sağlam bir irade sergilemeli, irademizin hakkını vermeliyiz.

Bunun dışında bizi devamlı gözeten ve denetleyen hayırhah arkadaşlar edinmeliyiz ki, biz ibadetlerimizde biraz gevşeklik gösterdiğimizde bizi uyarsın. Aynı şekilde günlük hayatımızda bize ahireti hatırlatan, bizi dinî yönden destekleyen şeylere yer vermeliyiz. Mesela, bu noktada bize yardım edecek faydalı televizyon programları izlemek, dinî sohbetlere devam etmek, va’z u nasihat dinlemek vs. şeyler yapabiliriz. Yoksa dünyevî meşgalelerin içinde boğulur gideriz de haberimiz olmaz. Yani dünyaya dünyada kalacak kadar, ahirete de orada kalacak kadar değer verelim.

Kaldı ki, namaz Efendimiz’in beyanları içinde dinin direğidir ve kişinin ahirette ilk hesaba çekileceği ameldir. İnsanın dinî hayatını ayakta tutması ve haramlardan korunması büyük oranda namazıyla alakalıdır.

Babam namaz kılmıyor, ne yapabilirim?

Namaz kılmayan bir baba için yapılabilecekleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Sözünüzü dinleyebilecek biri ise, gurur damarına dokunmadan ara ara namazdan bahsedersiniz.

2- Namazla alakalı kitap ve vaazları okutur ve dinletirsiniz. Varsa film seyrettirebilirsiniz. Bulunduğunuz şehirde maneviyatı olan bir camiye bir pazar sabahı namaza gidebilirsiniz.

3- Kendisine tesir edebilecek, onunla ilgilenebilecek insanlara tembihte bulunur, onların babanızı irşad etmesini istersiniz. Bu aynı zamanda babanıza iyi bir çevre bulmanız manasına geliyor.

4- Babanızın torunları vs. varsa onlara dedelerinin yanında namaz kılmalarını temin ve tembih edersiniz.

5- Yalvara yalvara dua eder ve ettirirsiniz..

İşlediğim günahlardan dolayı kendimi hizmete layık görmüyorum, ne yapabilirim?

Bize bu sorununuzu iletmeniz ve bundan duyduğunuz ızdırabı dile getirmeniz bile sizin bir çözüm arayışında olduğunuzu gösteriyor. Bir kişinin içinde bulunduğu kötü durumun farkında olması ve bunun için çırpınıp bir çıkış yolu bulmaya çalışması, sıkıntının bertaraf edilmesi adına oldukça önemli bir adımdır. Burada şu hususu da belirtmek gerekir ki, sizin birileriyle ilgilenmeye çalışmanız ve onlardan sorumlu olmanız, muhakkak sizin kendinizi kontrol altında tutup, günahlardan uzak kalmanız adına bir paratoner olacaktır. Fiilen günahlardan uzak kalamasanız bile, uzak kalma adına daha bir gayret göstermeniz için bir vesile olacaktır. Bu yüzden öncelikle, bu içinde bulunduğunuz durumu bahane yaparak yapmış olduğunuz vazifeyi bırakmamanız lazım geldiğini ifade edelim. Hem kim bilir belki de, yerine getirmeye çalıştığınız bu vazife sizin günahlarınıza kefaret olacaktır.

Diğer yandan “günah işleyen bir kişinin imamlık yapması caiz değildir” diye bir hüküm yoktur. Hem günahlardan tamamıyla uzak duran kaç kişi gösterilebilir ki? Hatta açıkça günah işlemekten sıkılmayan ve büyük günahlara devam eden fâcir bir kişi bile olsa, âlimler böyle bir kişinin imametini kerahetle birlikte caiz görmüşlerdir.

Diğer yandan Efendimiz (s.a.s) günahların tövbeyle silineceğini bize haber veriyor. Ve yine kul ne kadar günah işlerse işlesin, Rabbim deyip Yaratanının kapısına yöneldiğinde Allah’ın da ona kulum diyerek günahlarını bağışlayacağını biz kudsi hadislerde görüyoruz. Ve bir hadisin sonunda mealen şöyle buyruluyor: “Kul günah işledikten sonra, tövbe etmekten bıkmadıkça, Allah onun tövbelerine cevap vermekten usanmaz”. Tövbede esas olan pişmanlıktır ki, anladığımız kadarıyla siz bu pişmanlığı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Buna göre Allah’ın rahmetinden ümit kesmeden, günahlarımıza tövbe ve istiğfar etmeliyiz. Ama diğer yandan da, bu günahlardan uzak kalma adına fevkalade bir gayret göstermeli ve çokça dua etmeliyiz. Ve söylediğimiz gibi, eğer bir çözüm arıyorsak bunu vazifeden kaçmada değil, irademizin hakkını vererek durumumuzu ıslah etmede görmeliyiz.

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz