Uyuşturucu kullanmanın hükmü nedir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Fıkıh kitaplarında bazı uyuşturucu çeşitlerinin hükmüne yer verilmiş ve uyuşturucu kullanan kimseye had cezası gerekip gerekmeyeceği meselesinin üzerinde durulmuştur. Fakihler, kendi dönemleri itibarıyla kullanılan bazı uyuşturucu çeşitlerinin hükmüyle ilgili genellikle haram hükmünü vermişlerdir.[1] Hatta Karafî ve İbn Teymiye gibi fakihler haşhaşın haram olduğu hususunda icma bulunduğunu ifade etmişlerdir.[2] Fakat klasik fıkıh kitaplarının yazıldığı dönemde hem uyuşturucu kullanımı günümüzdeki kadar yaygın ve çeşitli olmadığından, hem de uyuşturucunun zararları tam olarak bilinemediğinden dolayı fıkıh kitaplarında konuyla ilgili fazla tafsilat yer almamıştır.

Fakat günümüzde konuyla ilgili âyet ve hadislerden yola çıkan ulema, her türlü uyuşturucuyu kullanmanın haram olduğu hususunda ittifak hâlindedirler.[3] Uyuşturucuların haram olmasının delilleri şunlardır:

1- Nefsin korunması makasıd-ı hamseden birisi olduğu için ona zarar verecek her türlü maddenin alınması haramdır. Zira insan nefsine zarar vermenin nehyedilmesine dair âyet ve hadislerde yer alan, “Kendinizi öldürmeyin.”[4], “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın!”[5], “Zarar yoktur.”[6]  gibi naslar uyuşturucuların haram olmasını gerektirir. Dahası uyuşturucular sadece nefse zarar vermekle kalmıyor, dinin korunmasını istediği beş temel esastan, akla, nesle, mala ve dine de zarar veriyorlar.

2- Ebû Dâvud’da geçen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Allah Resulü (s.a.s), sarhoş yapan ve uyuşukluk veren her şeyi yasak etmiştir.”[7] Hadis-i şerifte geçen “müskir” lafzıyla insana sarhoşluk verici içkilerin kastedildiği açıktır. Şârihler “müfettir” kelimesinin ise, vücutta hararet ve gevşeklik meydana getiren, göz kapaklarını ağırlaştıran ve organlarda da kırgınlık ve zayıflık hâsıl eden madde mânâsına geldiğini ve bu yönüyle onun uyuşturucu maddelerin haramlığına delil olduğunu söylemişlerdir.[8]

Konuyla ilgili Ebû Dâvud’u şerh eden Âzımâbâdî şöyle bir hâdise nakletmiştir: Acemlerden bir adam Kâhire’ye gelerek haşhaşın haramlığına delil istemiştir. Bunun üzerine asrın uleması bu konuyu halletmek için bir meclis oluşturmuş ve Hafız Zeynüddin Irakî yukarıdaki hadisle istidlal ederek haşhaşın haram olduğunu ifade etmiş ve onun bu yaklaşımı, orada bulunanların çok hoşuna gitmiştir.[9]

3- Şarabın haram kılındığını bildiren âyet-i kerimenin hükmü, illet birliğinden dolayı uyuşturucuları da kapsamaktadır. Çünkü şarabın haram kılınmasının illeti sarhoşluk vermesi yani aklı izale etmesidir. Ayrıca Allah Resûlü (s.a.s) de, sarhoş edici her şeyin haram olduğunu beyan etmiştir.[10] Dolayısıyla sinir sistemini uyuşturup aklın fonksiyonlarını etkileyen ve böylece insanın irade ve düşünme gücünü tamamen veya kısmen yok eden her türlü keyif verici uyuşturucunun da haram olması gerekir. Hatta insan sağlığı ve toplum düzeni açısından içkiye nispetle çok daha zararlı ve tehlikeli olan uyuşturucuların kıyas-ı evlâ tarikiyle haram olacakları söylenmiştir.[11]

Uyuşturucuların içkiye kıyasla haram olacaklarını İbn Teymiye şöyle açıklamıştır: Tesirli haşhaş otu, sarhoşluk verse de vermese de haramdır. Allah’ın emirlerine uymayanlar bu ottan neşe ve zevk almak için kullanıyorlar. Hâlbuki bunların dereceleri de sarhoş eden içkilerin aynısıdır. İçki insana düşmanlığı aşılarken, uyuşturucu maddeler de zilleti, mizaç ve akıl bozukluğunu aşılar. Ayrıca onlar şehvet kapısının açılmasına ve kıskançlığın ortadan kalkmasına sebep olur. O hâlde, bunlardan az veya çok kullanmanın cezası da içki içenlerin cezası gibidir.[12]

4- Âyet-i kerimede tayyibâtın helâl, habâisin ise haram kılındığı bildirilmiştir. Uyuşturucuların tayyibâttan kabul edilerek helâl görülmesine imkân yoktur. Çünkü akla ve bedene verdikleri zararların yanında toplumda meydana getirdikleri felaketler de ortadadır. Bu açıdan uyuşturucular habâis sınıfına gireceği için haram olurlar.

[1] Bkz. İbn Âbidin, Hâşiyetu reddi’l-muhtâr, VI, 458; Nevevî, el-Mecmu’, IV, 156; Buhutî, Keşşâfu’l-kınâ, 6/189.

[2] İbn Âbidin, Hâşiyetu reddi’l-muhtâr, 6/459.

[3] Bkz. San’ânî, Sübülü’s-selâm, 4/35; Tavile, Fıkhu’l-eşribe, s. 418-426; Vehbe Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve edilletuhû, 7/211; Nezih Hammâd, “el-Edviyetü’l-müştemiletü ala’l-kuhûl ve’l-muhaddirât”, Mecelletü mecmeı’l-fıkhi’l-İslâmî, 2003, sayı: 16, s. 98.

[4] en-Nisâ 4/29.

[5] el-Bakara 2/195.

[6] İbn Mâce, “Ahkâm”, 17.

[7] Ebu Dâvud, “Eşribe”, 5; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 8/296 (17860).

[8] Hattâbî, Meâlimü’s-sünen, 4/267; Âzımâbâdî, Avnu’l-ma’bud, 10/91; Muhammed Ali el-Bâr, “el-Muhaddirât fi’l-fıkhi’l-İslâmî”, Mecelletü mecmeı’l-fıkhi’l-İslâmî, 1989, sayı: 3, s. 115.

[9] Âzımâbâdî, Avnu’l-ma’bud, 10/91.

[10] Ebû Dâvud, “Eşribe”, 5.

[11] Heyet, Diyanet İslâm İlmihali, 2/69-70; Nezih Hammâd, “el-Edviyetü’l-müştemiletü ala’l-kuhûl ve’l-muhaddirât”, Mecelletu mecmei’l-fıkhi’l-İslâmî, 2003, sayı: 16, s. 98; Muhammed Ali el-Bâr, “el-Muhaddirât fi’l-fıkhi’l-İslâmî”, Mecelletü mecmeı’l-fıkhi’l-İslâmî, 1989, sayı: 3, s.117.

[12] İbn Teymiyye, Fetâva’l-kübrâ, 4/262.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

57|4|O, odur ki, göklerle yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerinde egemenlik kurdu. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve onda yükseleni bilir. O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir. Allah, işleyip üretmekte olduklarınızı en iyi şekilde görmektedir.
Sura 57