Üzerinde necaset olan elbiseyle namaz kılmak zorunda kalırsak ne yapmalıyız?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Açıklama: Dışarıda olduğumuz ve üzerimizi değiştirme imkânı bulamadığımız bir zamanda üzerimize bir necaset bulaşacak olursa namaz konusunda ne yapmalıyız?

Namazdan önce hadesten ve necasetten taharet birer şarttır. Bunlar bulunmadıkça namaz sahih olmaz. Hükmî necaset denilen hadesten, abdesti veya guslü gerektiren hallerden temiz bulunmak gerektiği gibi, hakikî necaset denilip maddeten pis bulunan şeylerden temiz bulunmak da gerekir. Öyle ki, namaz kılacak kimsenin bedeni ile elbisesi ve namaz kılacağı yer temiz olacaktır.

Temiz olmayan şeye necis ve necaset denir.

Necaset, ağır ve hafif adlarıyla aşağıdaki şekilde ayrılır:

Ağır necaset şunlardır: İnsanın -süt emen çocuk dahi olsa- idrarı ve tersi, eti yenmeyen hayvanların hem idrarı ve tersi, hem de salyası, eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz ve ördek tersi ile kan, irin, meni, mezi, hayz ve nifâs kanı, istihâze kanı ve kusuntu gibi insanlardan çıkması ile abdesti bozan şeyler, müskirat (sarhoş eden içkiler), meyte, dökülmüş kan.

Hafif necaset şunlardır: Atın, deve, sığır, koyun, keçi, geyik ve tavşan gibi eti yenen ehli ve vahşi hayvanların idrarı ve tersi ile eti yenmeyen kuşların tersi.

Ağırlık ve hafiflik temizlemenin keyfiyeti bakımından değil, namazın sıhhatine engel olup olmamak bakımındandır. Yani bir kısım necasetin temizlenmesi ve giderilmesi güç olduğu için onlara ağır ve bir kısmının temizlenip giderilmesi kolay olduğu için onlara hafif adı verilmiş değildir. Ancak necasetin ağırlığı veya hafifliği namazın sıhhatine engel olup olmamak bakımındandır. Şöyle ki, az miktarı bağışlanmış olana ağır necaset ve çok miktarı bağışlanmış olana hafif necaset denilmiştir.

Bağışlanmışlığın bulunmaması ve temizlemenin gerekli olması imkâna bağlı olduğu gibi daha fenasını işlemeği gerektirmemeye de bağlıdır: İnsanlara avret yerini göstermeksizin temizlenmeye imkân bulamayan kimse, namazı öylece kılar. Çünkü avret yerini açarsa fâsık (günah işlemiş) olur. Zira iki mahzur arasında kalan kimseye onların ehven olanını işlemek gerekli olur. Ancak hem üzerinde hem namaz yerinde giderilmesi gerekli necaseti olan hem de abdestsiz bulunan kimse, bunlardan yalnız birine yetecek suyu bulunduğunda, o suyu yalnız necasetin giderilmesine sarf etmelidir. Çünkü abdest yerine teyemmüm edebilir ve bu takdirde hem necasetten tahareti hem de hadesten tahareti elde etmiş bulunur.

Şimdi siz bulunduğunuz durum itibarıyla üzerinizde bulunan necaseti temizleye çalışmalısınız. Eğer temizleme imkânı bulamıyorsanız bu durumda namazın geçmesi, üzerinde necaset bulunduğu halde namaz kılmaya göre daha ağır bir durumdur. Siz bu iki şeyden daha az zararlı olanı seçme durumunda kalırsınız ki bu da üzerinizde necaset bulunduğu halde namazı kılmaktır. Namazı bile bile geçirmek günahtır. Namazın kılınamayacağı durumlar da açık olduğuna göre bahsettiğiniz nadir durumlarda necasetle de olsa namaz kılmak gerekir.

Ağır necasetin sıvısına ele ayası büyüklüğü kadar müsaade edilmiş, katı olanının da üç gramına kadar göz yumulmuştur. Hafif necasette ise, elbisenin ya da organın dörtte birini aşmıyorsa müsamahayla bakılmıştır. Durumunuzu bir de bu açıdan değerlendirirsiniz.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

40|16|O gün onlar ortaya çıkarlar. Hiçbir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. Kimindir bugün mülk/saltanat? O Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ın!
Sura 40