Yedi kat semadan ne kastedilmektedir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Açıklama: Üstad’ın Sözler adlı eserinde, “İnsanda cisimden başka nasıl akıl, kalb, ruh, hayal, hafıza gibi mânevî vücudlar var. Elbette insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta da, âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan, ta Cennet âlemine kadar her bir âlemin birer seması vardır.”[1] demektedir. Âlemlerin sayısı yediyle sınırlanmadığına ve her âlemin bir seması olduğuna göre yedi semadan bahsedilmesini izah eder misiniz?

Üstad, 12. Lem’a’da yedi sema meselesinden bahsetmekte ve yedi rakamıyla ilgili pek çok tevcihte bulunmaktadır. Zannımca burada asıl önemli olan husus; semanın yedi tabakadan veya yedi buuddan oluştuğu hususudur. Biz bunu tam mânâsıyla bilemeyebiliriz. Meselâ, biz, rüyalarla, yaşadığımız şu zaman ve mekân buudlarının dışına çıkarız. Bu yedi buudun her birinin kendine göre ahkâmı, erkânı ve hususiyetleri vardır. İşte yedi semadan bahsedilmesi, bizim bulunduğumuz üç buudlu mekânın dışında bazı mekânların da olabileceğine ve farklı zaman buudları içine girilebileceğine bir kapı aralama olarak anlaşılabilir. Rüyalarda da bir gerçeği sürekli hatırlatmak için aynı şeylerin takviye ve tekerrür edip durması da böyledir. Bu da, rüyalarda görülen şeyleri Allah’ın (celle celâluhu) çok istihsan ettiğini, önemine binaen onları hatırlatmak için gördürdüğünü anlatmak içindir.

Ayrıca 7, 70, 700 sayıları, Arap dilinde kesretten kinaye olarak kullanılmaktadır. Üstad’ın orada yaptığı tevcihlerden biri de işte budur. Dolayısıyla “7 kat” çokluğu ifade etmek için kullanılmış olabilir. Makro âlemler için 7, normal âlemler için 700, bundan daha küçük âlemler için 7000 sayıları kesretten kinaye olarak kullanılmış olabilirler. Meseleye bu açıdan bakıldığında “yedi kat sema” tabirinden, hakikaten âlemlerin yediden ibaret olduğu zannedilmemelidir. Zaten bu, ne Kur’ân-ı Kerim’in tevcihinde (tasrihinde) ne de Üstad’ın o mevzudaki yorumunda mevzubahistir.

Burada kastedilen, görüp bildiğimiz âlemlerden başka daha pek çok âlemin bulunduğudur. Zaten Allah (celle celâluhu), Kur’ân-ı Kerim’de bu hususu tasrih etmemektedir. Fatiha sûresinde رَبِّ اْلعَالَميِنَ tabiri geçmektedir. Mevzua Arapça grameri açısından bakacak olursak şunu söyleyebiliriz: اَلْعَالَميِنَ kelimesi çoğul olduğu gibi, kip olarak da cem-i kesrettir. O hâlde رَبِّ اْلعَالَميِنَ ifadesinin, âlemlerin sonsuz sayıda olabileceğine işaret ettiği söylenebilir. Arapça’da cem-i kıllet için kullanılan altı adet vezin vardır. Bu altı vezin, üçten ona kadar çokluk için kullanılır. Onu aşan çokluklar için de bu altı kalıbın dışındaki kelimeler kullanılır ki “âlemîn” işte bu altı kalıp dışındadır. Bu açıdan bakıldığında “âlemîn” kelimesine ilk bakışta, bu kelimenin ifade ettiği âlemlerin yediyi aşkın olduğu söylenebilir. Çünkü bu vezin, on adedinin üstündekiler için kullanılmaktadır.

Bir de âlemîn sayısının 18 bin olduğunu söyleyenler olmuştur. Bu, belli bir dönemde bazı kişilerin sayarak söylemiş oldukları bir şey olabilir. Hatta bundan daha öte sadece insanda 18 bin âlem olduğu söylenebilir. Esasen böylesi yorumların ne Kitap’ta ne de Sünnet’te yeri olmadığından bunların hepsine “kesretten kinaye” denebilir.

[1]    Bediüzzaman, Sözler, s. 775, Şahdamar Yayınları.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

21|75|Onu rahmetimizin içine soktuk. O, hak ve barış için çalışanlardandı.
Sura 21