Seferilikte namazlarımızı kısaltmak zorunda mıyız? İstersek kısaltmadan da kılabilir miyiz?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Yolculuk durumu, genel olarak meşakkat ve sıkıntı içerdiğinden bu durumdaki kişi için bazı kolaylıklar getirilmiştir. Bunlar yolcuya tanınan ruhsatlardır. Bunların başında Ramazan ayında yolculuk yapan kişi için tanınan, orucu yolculuk anında tutmayıp sonraya bırakma ruhsatıdır. Normalde bir gün bir gece olan mest üzerine mesih süresi, yolcu için üç gün üç geceye çıkarılmıştır. Ayrıca yolcu olan kişinin, dört rekâtlı farz namazlarını ikişer rekât olarak kılmasına da izin verilmiştir. Buna “kasrü’s-salât” denir.

Hanefî mezhebinde seferî iken namazların kısaltılması Allah’ın bir lütfudur. Bu lütuf azimet manasında bir ruhsattır. Bu itibarla yolcunun namazı kısaltması vaciptir. Yolcunun bilerek dört rekâtlı bir farzı ikiye indirmeyip dört kılması mekruhtur.

Yolculukta dört rekâtlı namazların kısaltılarak kılınması konusunda ayet ve Peygamberimiz’in uygulaması bulunmakta olup ayrıca âlimler bu hüküm üzerinde icma etmişlerdir.

İmam Şafiî’ye göre yolcu serbesttir. Dilerse dört rekâtlı farzları kısaltmadan kılabilir.

Namazların kısaltılmasına dair ayet şudur: “Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer kâfirlerin size kötülük etmesinden (fitne) korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir sakınca yoktur.” (Nisa Suresi, 4/101).

Bu konuda varid olan hadislerden biri şu şekildedir: Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte Mekke’ye gitmek üzere Medine’den çıktık. Efendimiz yolda namazları ikişer ikişer kılıyordu. Medîne’ye dönünceye kadar hep böyle yaptı.” Enes’e: “Mekke’de ne kadar kaldınız?” diye sorulmuştu: “Orada on gün kaldık” dedi.” (Buhârî, Taksîr 1, Megâzî 52; Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn 15)

 

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

4|12|Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah'tan bir öneridir bu. Allah Alîm'dir, Halîm'dir.
Sura 4