Ahir Zaman Fitneleri Karşısında Durumumuz Nedir Ve Nasıl Korunabiliriz?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

On dokuzuncu asır, çeşitli İslâm ülkelerinin istilâya uğradığı ve batının bâtıl düşünce ve efkârının hegemonyası altında ezildiği bir devrenin adı gibidir. Gerçi Avrupa zâlim ve münafıkları, madde plânında istilâ ettikleri bu yerleri terk edip geriye çekilmişlerdir. Ancak; düşünce adına ne kadar erâcifleri varsa hepsini, zehirli bir tohum gibi işgal ettikleri ülkelere saçıp öyle gitmişlerdir. İçinde yaşadığımız asır, işte böyle tâlihsiz bir asırdır ki o tohumların nesepsiz neticeleri sînemizde boy atmış ve bizleri düşünce ve ahlâk plânında birer sefil durumuna düşürmüştür. Onlardan intikal eden bütün bu fitne kıvılcımları cehennemî bir yangın meydana getirmiş, bu yangın cemiyet.hayatını yakıp kavurmaktadır. Bu fitneler yüzlercedir. Ve günümüzün nesli, işte, böyle fitnelere karşı tavrının ne olması gerektiğini sormaktadır. Şu sorunun sorulmaya başlanması bile bizi sevindirmektedir. Bence bu bir merhale kât edişin belirtisi olarak kabul edilip değerlendirilmelidir.

Küfür cephesi, evvelâ okunu tevhîd akîdesi üzerine atmıştır. Cenâb-ı Hakk’ın varlık ve birliği hakkında zihinleri bulandırmak istemiş ve belli bir devre bunda muvaffak da olmuştur. Bu millet, Allah’ı inkâr etmenin bir moda hâlini aldığı devirleri de görmüştür. O devrede din bütünüyle hafife alınır olmuş ve dinin mukaddes saydığı mefhûmlar hakârete mâruz bırakılmıştır.

Milletin Kur’ân’a olan bağlılığı sistemli şekilde ruhlarda yok edilerek onun yerine başka kitapların gönüllerde yer etmesine gayret edilmiş, inananların sînelerinde apayrı bir sevgi tahtında oturan Hz. Muhammed’in (as) yüce isminin oradan sökülüp, başkalarının yerleştirilmesine çalışılmış, hatta Kâbe’nin yerine başka yerler teklif edilmiş ve işte nesiller böyle bir kaos içine itilerek özünden ve kökünden koparılmak istenmiştir. Bütün bu hareketler umum millette bir tesir icrâ edemese bile yeni ve toy nesiller buna mukâbele etme irâde ve gücünü kaybettiklerinden pek çoğu itibâriyle o akıntıya kapılıp gitmişlerdir.

Bugün bu fitne sebebiyle, nice ruhlar yaralı, nice kafalar mâlül ve nice vicdanlar kapkaranlıktır… İrtidât ve dinden dönmelerin haddi hesabı yok… Taşıdıkları isimler kendimizi uğruna fedâ edeceğimiz şahıslara âit isimler olmasına rağmen, firavuna rahmet okutacak kadar, o isimlerin taşıdığı mânâ ve muhtevâya düşman kesilen insanların zuhuru, hiçbir asırda bu kadar çıldırtıcı buuda ulaşmamıştır. Bu devrede sadece dünyâ nazara verildi. Cismâniyeti kamçılayan şeyler sevdirildi. İnsanlar, âhirete mukâbil şu fâni ve geçici dünyâyı satırı alır oldular. Çünkü meydana getirilen umûmî efkâr o merkezdeydi. Ve herkes bilerek veya bilmeyerek böyle bir yarışın içine çekilmişti. Âhireti tercih edip o yola girenler horlanıyor, diğerleri ise itibâr görüyordu. Ve bunların hepsi birer fitneydi ve insanı dinden uzaklaştırıyordu…

İşte neslimiz. böyle bir sırattan geçme mecburiyetinde bırakıldı. O sırat ki. bir tarafta kadın bir çengel olarak asılmış duruyor, başka bir yerde içki, bir başka yerde de kumar. rüşvet. ihtikâr. fâiz… Evet. bütün bunlar birer çengel gibi asılmıştı ve nesiller için de bu yoldan geçme mecbûriyeti vardı. Geçenler birinden kurtulsa büyük bir ihtimâlle diğer çengellerden birine katılıp kalıyordu. Karşıya geçebilen seçkinler ise tahmin edilenden daha az. hatta azlardan da azdı…

Bir kuyuya nereden düşüldüyse çıkış ve kurtuluş yeri de oradan olacaktır. İşte bu hakikatı, en erken kavrayanlardan biri olan çağın Dev Pişdarı onların tahrîp ettiği noktalardan tamire başlaması bu hikmetten olsa gerek. Onlar bir ateş tutuşturmak istediler ve Cenâb-ı Hakk da onların tutuşturduğu fitne ateşini söndürmeyi murat buyurdu. Emrinde gâlip olan Allah’tır ve fitne ateşi, akîde plânında geldiği deliğe tekrar tıkanmıştır. Amelle ilgili fitnelere, günahlarla alâkalı kıvılcımlara gelince, Kuran’dan, Allah Rasûlünün nurlu beyânlarından ve okuduğumuz eserlerden aldığımız derslerle inşâallah bizde hâsıl olan kevserle o ateşi de bizler söndürmeye çalışacağız. Ancak bu mevzûda cemaatın desteğine ihtiyacımız muhakkaktır. Zira fitneler birer düşman ordusu gibi üzerimize gelirken, fert olarak onlara mukâbelemiz gayet güçtür, hatta imkânsızdır. Ve unutmamalı ki; Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti dâima cemaatla beraberdir.

M Fethullah Gülen

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

50|22|Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.
Sura 50