Aile hayatınızı doğru yorumladığınızdan emin misiniz?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Aile içi anlaşmazlıklar incelendiğinde anlaşılıyor ki; evliliğin en tehlikeli yılları ilk senelerdir. Hele iki tecrübesiz gencin yanında tecrübeli bir aile büyüğü yoksa seyreyle sen bir pire için yorgan yakmalarını, sonra da gözyaşı içinde pişmanlık ezgileri söylemelerini.

Halbuki, evlilik hayatı en başta sabır ve anlayış ister, tartışmalı günlerin geçip anlaşmalı günlerin geleceğine inanma tevekkülü ister. Şayet yaşanan geçici sıkıntıları ömür boyu devam edecek zorluklar gibi görmeye başlarsanız, sabır gücünüzü baştan tüketmeye başlamışsınız demektir. Sizin işiniz zor.

Biraz genişçe düşünecek olursak diyebiliriz ki; falan beyin kızı filan beyin oğluyla anlaşarak müşterek aile hayatı kuruyorlar. Gelecekte farklılıkların ortaya çıkabileceğini baştan hayal bile edemiyorlar. Ne zaman hissî baskı azalıyor, farklılıklarını, sivriliklerini görmekle kalmıyor, çuvaldız gibi birbirlerine batırdıklarını da hissetmeye başlıyorlar. İşte bu devrede anlaşamayacakları evhamı etkisini göstermeye başlıyor. Hâlbuki aynı ailede yetişmiş iki öz kardeş bile farklı mizaçta, yapıda, ahlakta olabiliyorlar. Onların bile yer yer anlaşamadıkları konular görülebiliyor.

Ama nefis ve şeytan sabır duygusu verecek örnekleri düşündürmüyor ki. Bir de bakıyorsunuz, saman alevi gibi parlayışlar, arkasından da bir pire için bir yorganı bu aleve atışlar, sonra da pişmanlık feryatlarına başlayışlar.

Şurası bir gerçektir ki; hanım-bey bir elmanın iki yarısı değildir. Her insan kendi başına bir âlem. Elbette mizaç ve yetişme farklılıkları olacak. İnsan, bir vitrindeki odundan yapılmış iki manken değildir ki, biri diğerinin aynı olsun. Fikri, nefsi, şeytanı ve öteden beri devam ettirdiği alışkanlıkları vardır, yetişme tarzlarının etkisi söz konusudur.

Bununla beraber, ortak noktaları, buluşma yerleri bulunmayacak mı? Bulunacak elbette. Ortak nokta bulunacak. Peki, bu ortak nokta, beyin dediği mi, yoksa hanımın dediği nokta mı olacak?

Belki ikisinin dediği de olmayacak. İkisinin de inandıkları İslam’ın gösterdiği ortak nokta olacak, buluşma yeri İslam’ın koyduğu ortak ölçüler olacak. Orada buluşacaklar. Bakın Hazreti Bediüzzaman, aile içindeki bey ve hanımların ortak noktada buluşmalarını nasıl anlatıyor bizlere bir görelim. Diyor ki:

– Hanımın bahtiyarı, dindar beyine tabi olur!

– Beyin bahtiyarı da, dindar hanımına tabi olur!

– Bahtiyardır o hanım ve o bey ki, hangisi dindarsa ona tabi olurlar! Ortak noktada buluşurlar. Birbirlerini cennete doğru yönlendirirler, cehenneme sürükleme yarışına girmezler!

Evet, buluşmaları böyle olacak, ortak noktada böyle buluşacaklar.

Ancak, ortak noktada buluşma bir anda hemen gerçekleşmeyebilir. Bunun için de sakın sabrınızı tüketmeyin, ümidinizi yitirmeyin. Bir pire için bir yorgan yakmaya kalkışmayın.

‘Bu da geçer ya Hû!’ diyerek beklemeyi tercih edin. Eninde sonunda sizi cennete yönlendiren ölçülerde buluşacağınızı düşünün; şayet ortak noktada buluşmayı istiyorsanız tabii…

– Biz birbirimizden çok farklıyız, geçinemeyiz demeyin, sakın.

Sizin farklılıklarınızın, geçiminizi bozmanıza sebep olacak boyutta olmadığını şu farklı aile örneğiyle de anlayabilirsiniz. Lütfen dikkat buyurun vereceğim şu bey ila hanım dengesine!

Efendimiz (sas) 25 yaşında bir gençken, ayrıldığı iki kocasından kalan üç çocuklu bir dulla evlenerek, 25 sene dünyanın en mutlu ailesi örneğini vermişlerdir. (Hz. Hatice (ra) bir rivayete göre 40, bir başka rivayete göre 28 yaşındadır.)

Görünüşte mutlu olmak için bizim olmazsa olmaz sandığımız denge şartlarının hiçbiri yoktur bu evlilikte. Sadece baştan en belirgin ortaklıkları, biri, Muhammedü’l-Emin (sas) olarak bilinmesi, öteki de Hatice-i Tâhire, temiz ve soylu kadın unvanı almış bulunması. Nasıl mutlu olmuşlar dersiniz aradaki bunca farklılıklarına rağmen? Ayrıca bütün servetini bu evlilikte harcadıktan sonra Mekke’deki son üç yılı da abluka altında, açlık sınırı içinde yaşamalarına rağmen.

Demek düşüncede derinlik, anlayışta serinlik, olumsuzlukları bile olumlu hale çevirebiliyor.

Ahmet Şahin

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

22|29|Sonra, kirlerini atsınlar, adaklarını yerine getirsinler, saldırılardan korunmuş/tarihî/yüce evi tavaf etsinler.
Sura 22