Aile içinde boşama kelimesi tahrip gücü yeksek bir bombadır!

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Açıklama: Beyim her kızdığında, ‘seni boşarım’ diyerek beni korkutmak istiyor. Bu durumda bana da bir şüphe geliyor. Böyle sıkça tekrarlanan ‘boşama’ sözleriyle bir boşama gerçekleşmiş olur mu? Bu konuda birazcık bilgi verebilir misiniz? ‘Boşarım’ demekle boşama gerçekleşir mi?

***

Boşama tehdidi ile boşama gerçekleşmez. Boşama ancak boşama kelimeleri ile boşadığını üç defa açıkça ifade ettikten sonra söz konusu olabilir.

Ancak, aile sorumluluğu taşıyan aklı başında bir bey, boşama kelimesini korkutmak ve ikaz etmek niyetiyle de olsa asla kullanmamalı, bu kelimeyi ağzına alma alışkanlığından kesinlikle kaçınmalıdır.

Boşama kelimesi, tabiri caizse tahrip gücü yüksek bir bomba gibidir. Patlatıldığı yerde hem patlatanı enkaz altında bırakır hem de ailenin diğer bireylerini…

Bu yüzden büyüklerimiz: Yılandan, akrepten kaçar gibi boşama kelimesinden korkup kaçmak gerekir, demişlerdir.

Denebilir ki: Aklı başında bir aile reisi, bunun, her öfkelenmede söylenebilecek bir korkutma kelimesi olmadığının bilincinde olmalıdır. Çünkü bu kelimenin ‘bilmiyordum’ gibi bir mazereti de yoktur. Şakası dahi ciddi sayılır, geçerlilik arz eder.

Kelimenin böylesine tehlikesinden dolayıdır ki, Rabb’imizin en sevmediği helal kelime, işte bu boşama kelimesi olmuş, bunu da Efendimiz tüm aile reislerine şu cümle ile duyurmuştur:

– Allah’ın en sevmediği helal kelime, boşama kelimesidir!

Demek ki, tüm ihtimaller denenip çarelere başvurulduktan sonra, ümidin kesilmesi neticesinde ancak söylenmesi helal olabilecek bu kelimeyi Rabb’imiz, şartları oluşmadan rastgele öfkelenmelerde kullanan aile reisini sevmiyor, rahmetinden mahrum edeceğini de böylece sorumsuz beylere beyan etmiş oluyor…

Kaldı ki, bu sözlü boşamayla resmî nikâh da bitmiyor, devam ediyor. Kanunî bir ayrılık da söz konusu olamıyor. Yani içinden çıkılmaz bir durum da meydana gelmiş oluyor böylece.

Şayet bu kelime mutlaka kullanılacaksa, resmî ayrılık gerçekleştikten sonra kullanılmalı, geriye içinden çıkılmaz bir pürüz de böylece kalmamış olmalıdır. Aksi halde öfkesine mağlup düşen bey sözle boşar, kanunî evlilik ise devam eder.Bu defa  çık işin içinden çıkabilirsen…

En doğrusu, tahrip gücü yüksek bu bomba, ağız alışkanlığıyla asla kullanılmamalı; meydana getireceği enkazın altında kullanan sorumsuzun kendisinin de kalacağı bilinmelidir…

***

Meselenin beyle ilgili yanı böyle görünmektedir… Bir de beyi böylesine yıkıcı kelimeyi kullanmaya tahrik eden hanım tarafı olmalıdır… Şayet hanımefendi de ağzına gelen her şeyi söylemekten çekinmeyen sert tavırlı biri ise,beyini böylesine tehlikeli kelimeyi kullanmaya sanki mecbur ediyorsa, elbette bu defa da hanımın kifayetsizlik ve kültürsüzlüğü öne çıkmakta, bilgili ve anlayışlı hanımefendilerde görülen sabır ve olgunluktan mahrum bir tahrikçi eş söz konusu olmakta, böylece hayırlı bir hanım örneği verilemediği de akla gelmektedir.

– Hayırlı bir hanım örneği nasıl verilebilir?

Efendimiz (sas) Hazretleri hayırlı hanımı tarif ederken şöyle buyurmuştur:

– Hayırlı hanım, beyine huzur ve mutluluk telkin eden hanımdır!..

Bu sözün mefhumu muhalifi de şöyle olur:

– Hayırsız hanım da beyine huzursuzluk, mutsuzluk telkin eden, söylenmeyecek sözleri söylemeye mecbur eden hanımdır.

Şayet durum böyle ise hanımefendinin biraz düşünmesi, beyini böylesine yuva yıkıcı kelimeleri söylemeye iten tahrikçi söz ve davranışlardan  mutlaka uzak durması gerekmektedir. Yoksa kendim ettim, kendim buldum pişmanlığına düşebilir. Ama bu pişmanlığın hiç faydası olmaz.

Bu durumda konuyu her iki taraf için de şöyle bağlayabiliriz:

– Hanımefendi, beyini aile bağını koparacak kelimeleri söylemeye itecek sertliklerden  mutlaka kaçınmalı, beyine huzur ve mutluluk veren hayırlı hanımefendi örneği vermelidir. Bey de her öfkelenmede yuvayı yıkacak sözleri telaffuz etme sorumsuzluğundan kaçınmalı, ağzından çıkanın ne manaya geldiğini bilen bir kültürlü aile reisi durumuna girmelidir… Yoksa her ikisi de ortaklaşa yıktıkları yuvanın enkazı altında kalma pişmanlığı yaşayabilirler. Ama bu pişmanlığın kendilerine hiç faydası olmaz.

Ahmet Şahin

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

27|44|Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum."
Sura 27