Hava Parası

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Tanımı

Değişik şekilleri olmakla birlikte en yaygın uygulamaya göre hava parası, bir gayr-i menkulün kiralanmasında, kira bedelinden farklı olarak ve geri ödenmemek üzere elinde bulundurduğu gayrimenkulün kullanma hakkını devretme karşılılığında yeni kiracının eski kiracıya ödediği para veya bedeldir. [1] Fakat bazı durumlarda kiracıyla mal sahibi de birbirlerine hava parası verebilirler. Yani bir yeri kiralamak isteyen bir kimse, söz konusu yerin sahibine hava parası ödeyebileceği gibi, kiracının kiraladığı yeri boşaltması için mal sahibi de ona hava parası verebilir.

İsminden de anlaşılacağı üzere, aslında hava parasında ortada alınıp satılan bir mal yoktur. Genellikle ticaret için elverişli ve meşhur olan, aynı zamanda müşterisinin de çok olduğu bir muhitte bulunan kiralık gayrimenkulün talibi çok olduğundan, oranın sahibi veya kiracısı, bu durumdan istifade etmek için yeni kiracıdan hava parası talep etmektedir. Yani gayrimenkulü kiralayan kimse, daha sonra oradan kazanacağı kazancı hesaba katarak, daha baştan böyle bir ücret ödemektedir.

Hükmü

İslam hukukunda akitlerin sahih olması için bir kısım şartlar getirilmiştir. Bu şartların birçoğu akdin mahalli/konusu ile ilgilidir. Buna göre tarafların üzerinde anlaşmaya vardıkları şeyin, mevcut, malum, meşru ve mümkün olması gerekir. Mesela bir alış-veriş akdinde akdin mahalli, bir tarafın sattığı diğer tarafında satın aldığı maldır. İşte bu akdin caiz olması için öncelikle ortada teslimi mümkün olan bir mal bulunmalıdır. Dolayısıyla henüz doğmamış hayvan yavrusunu veya memedeki sağılmamış sütü satmak caiz değildir. İkinci olarak bu mal, vasıfları bilinen belirli bir mal olmalıdır. Üçüncü olarak bu mal, kullanılması, alınıp-satılması caiz bir mal olmalıdır. Hukuktaki ifadesiyle mal-ı mütekavvim olmalıdır. Bu şarta göre, içki, murdar hayvan veya domuz ürünleri bir akde mevzu olduğunda, bu akit batıl olacaktır. Dördüncü olarak ise bu malın alıcıya teslimi mümkün olmalıdır. Yani havadaki kuşun, denizdeki balığın satışı muteber değildir. Bu şartlar, akitlerde adaletin sağlanması, aldatma ve hilenin önüne geçilmesi ve taraflar arasındaki anlaşmazlık durumlarının daha baştan ortadan kaldırılması gayesine yönelik olarak konulmuştur.[2]

Kira akdinde ise akdin mahalli, kiracının menfaatidir. Dolayısıyla kira akdinin caiz olması için öncelikle kiralanan malın ve kira süresinin belli olması gerekir. Aynı şekilde, kiralanan malın kiracıya teslimi mümkün olmalı ve kiracının söz konusu maldan faydalanma şekli de meşru olmalıdır.[3]

Taraflar arasında akde mevzu olan hava parasına bu şartlar çerçevesinde baktığımızda, söz konusu akdin caiz olmadığı görülecektir. Her şeyden önce ortada alınıp-satılan bir mal yoktur. Çünkü hava parası, kira bedelinden farklı bir maldır.[4] Yani hava parası veren kiracı, bu parayı kiraladığı maldan elde ettiği fayda karşılığında vermemektedir. O halde, ortada satışı yapılan bir mal bulunmadığından yani hava parasının verildiği bir akit, madumun (yokun) satışı olduğundan dolayı hava parasına İslam hukuku açısından cevaz vermek mümkün değildir.[5]

Öte yandan hava parası karşılıksız bir kazançtır. İslam hukukuna göre karşılıksız kazanç ise haramdır. Zira Yüce Allah,

وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى 

“İnsan için ancak çalıştığının semeresi vardır.[6] beyan-ı sübhanisiyle, insanın ancak çalıştığının karşılığını alabileceğini bildirmiştir.

Buna göre şayet hava parası, kiracıyla mal sahibi arasında cereyan ediyorsa, mal sahibi haksız kazanç elde ediyor demektir. Çünkü o, kiraya verdiği yerin ücretini zaten kira bedeli olarak almaktadır. Eğer eski kiracı, yeni kiracıdan veya mal sahibinden hava parası alıyorsa, onun aldığı da karşılıksız bir kazançtır. Çünkü eski kiracının kira müddeti dolduktan sonra kiraladığı yer üzerinde hiçbir hakkı kalmaz. Ona düşen bir an önce kiraladığı yeri boşaltarak sahibine teslim etmektir.[7]

Hava parası için, kiralanan gayrimenkulün iyi bir muhitte bulunmasının gerekçe gösterilmesi de doğru değildir. Çünkü gayrimenkulün bulunduğu muhit ve sahip oldukları özellikler onun kirasına yansıyacaktır. Yani çok değerli bir yer kiralanıyorsa zaten onun kirası da yüksek olacaktır. Dolayısıyla bunu kullanarak mal sahibinin veya kiracının yeni kiracıdan hava parası talep etmeleri hem dini hem de ahlâkî açıdan uygun değildir.

Caiz Olan Şekli

İslâm Konferansı Teşkilâtı’na bağlı İslâm Fıkıh Akademisi, 1988 yılında Cidde’de düzenlediği 4. dönem toplantısında, hava parası hakkındaki şu iki uygulamanın caiz olduğunu karara bağlamıştır: [8]

1- Kiracının, kira süresi dolmadan önce gayrimenkulü boşaltması karşılığında, mal sahibinden belli bir miktar hava parası almak üzere anlaşması.

Bu para, kiracının mal sahibinden satın aldığı yararlanma hakkından kendi rızasıyla vazgeçmesinin bir karşılığı olarak görülmüştür. Çünkü mal sahibinin, kira sözleşmesi bitmeden önce, kiracıdan kiraladığı yeri boşaltmasını talep etme hakkı yoktur. Dolayısıyla kira süresi bitmeden önce kiraladığı yeri boşaltmama hakkına sahip olan kiracı, hava parası almak suretiyle bu hakkını mal sahibine satmaktadır.[9]

Öte yandan alınan bu paranın, kiracının belirlenen süreden önce kiraladığı yeri boşaltmasının kendisine bir zarar verme ihtimalinin bulunduğunu, bu sebeple de, aldığı hava parasının bu zararın bir nevi tazmini sayılabileceğini söyleyenler de olmuştur.[10]

2- Eski kiracının kira müddeti devam ederken hakkından vazgeçmesi karşılığında yeni kiracıya hava parası ödenmesi. Bu para, eski kiracının devam eden kira hakkından vazgeçmesinin bir karşılığı olarak görülmüştür. Böyle bir uygulamanın caiz olması için mal sahibinin rızasının bulunması gerektiği şart koşanlar olmuştur.

Fakat burada Hanefi mezhebinin farklı bir nokta-i nazarı vardır. Hanefilere göre normal şartlarda kiracının kiraladığı yeri, bir başkasına daha fazla bir bedelle kiraya vermesi caiz değildir. Onlar, eski kiracının, yeni kiracıdan aldığı fazla kira ücretini tasadduk etmesi gerektiğini söylemişlerdir. Ancak kiracı, kiraladığı gayrimenkule bakım ve onarım gibi bir ekstra bir masraf yaptıysa, bu takdirde kira bedelinden daha fazla bir ücrete orayı bir başkasına kiraya verebilir.

Netice

Netice itibariyle hava parası ne diyaneten, ne de ahlaken doğru bir uygulama değildir. Müslümanlar bu gibi konularda hassas hareket ederek, içimize girmiş bu tür uygulamaların önüne geçmeye çalışmalıdırlar. Hatta hava parası alma veya verme mevzuunda yukarıda cevaz verilen şekillerinden bile şüpheli oldukları gerekçesiyle uzak durmak, Müslüman’a yakışan bir hassasiyet olacaktır. Müslüman tüccar, iş yapabilmek için hava parası vermek zorunda kalsa bile, kendisi bir başkasından hava parası talep etmemelidir. Çünkü bazen birinci durumda zaruret hali oluşabilir ancak alma konusunda böyle bir zaruretin olduğunu söylemek zordur.


[1] Rahmi Yaran, “Hava Parasının İslam Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, I. Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleler i Kongresi, Kombad Yayınları, Konya, 1997, s. 723.
[2] Bkz. Hayrettin Karaman, Mukayeseli İslam Hukuku, İz Yayıncılık, İstanbul, 2003, c. 2, s. 158-186.
[3] Hamdi Döndüren, Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, İstanbul, 2003, s. 496-501.
[4] Eğer kira başlangıcında hava parası adı altında alınan ücret, kira ücretinin bir parçası kabul edilir ve daha sonra ödenecek kira bedelinden düşülürse, o zaman zaten bu verilen ücret hava parası olmaz.
[5] Bkz. Nihat Dalgın, Gündemdeki Tartışmalı Dini Konular, Etüd Yayınları, Samsun, 2010, c. 2, s. 2011.
[6] Necm Sûresi, 53/39.
[7] Ali Bardakoğlu, İlmihal, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2005, c. 2, s. 446.
[8] Vehbe ez-Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslâmî ve edilletuhû, Dımeşk: Dâru’l-fikr, c. 7, s. 5139.
[9] Her ne kadar Hanefi mezhebinde manevi haklar, bir mal olarak kabul edilmese de, sonraki dönem Hanefi uleması manevi hakların da bir mal olabileceğini kabul etmiştir.

[10] Nihat Dalgın, Gündemdeki Tartışmalı Dini Konular, Etüd Yayınları, Samsun, 2010, c. 2, s. 209.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

39|61|Korunup sakınanları Allah, kendi başarıları yüzünden kurtarır. Ne kötülük dokunur onlara ne de kederlenirler.
Sura 39